Düşünüyorum da, bir insanın kainatta yaşayabileceği en sıra dışı en unutulmaz güzellikteki deneyim; sahibini, yaratıcısını görebilmesidir herhalde. Şu anda kaç yaşındaysak eğer, yaşadığımız ve hissettiğimiz tüm güzellikler, tüm keşifler, tüm maceraları O sundu, O yazdı.Belki çoğu zaman anlayamadık ve anlayamadığımızdan dolayı kalbimizde yeteri kadar yer veremedik O’na. Bazen gizemler bir bir çözülür gibi oldu ve sevdik yazgılarmızı, o zaman bize gösterdiği alakayı hissedip yakınlaştık O’na.
Sahabeler Peygamberimiz "Aleyhissalâtu vesselâm'a:
"Ey Allah'ın Resulü dedik, senin yanında iken kalplerimiz maneviyatta rikkate gelip inceliyor, dünyaya karşı alâkamız kesiliyor ve ahireti sanki görmüş gibi oluyoruz. Yanınızdan ayrılınca ailemizle ünsiyet edip çocuklarımızı kokladık mı, önceki halimizi inkar ediyoruz, bunun sebebi nedir?"
Aleyhissalâtu vesselâm şu cevabı verdi:
"Eğer siz, ayrıldıktan sonra da yanımdaki halinizi devam ettirseydiniz, melekler sizi evlerinizde ziyaret eder, yollarda sizinle müsafahada bulunurdu. Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi toptan yokeder, günah işleyip istiğfar edecek yeni bir mahluk yaratır ve onları mağfiret ederdi."..(1)
Yani, bir gün öyle bir gün böyle diyerek hayatımızda her zaman geçerli olacak külli bir düsturu haber verdi bize...Bir gün aleyhinizedir, bir gün lehinize.
Mükemmel O’dur. En ziyade mükemmelliğe ayna olan da Resulü ekremdir. Ondan sonra ise Resulü ekreme en ziyade tabi olandır.Sahabelerin üzüntüsünden bir hissemiz var bizimde, nede olsa biz de kardeşleriydik Resulun a.s ve bizimle ilgili olarak...
“Sizler benim ashabımsınız (arkadaşlarımsınız). Benim kardeşlerim de beni görmedikleri hâlde bana inananlardır. Mutlaka ben Rabbimden sizinle ve beni görmeden iman edenlerle gözlerimi aydınlatmasını istedim.”