D. H. Lawrence’ın Tilki adlı kısa romanı, savaş sonrası İngiltere’nin sessiz, izole kırsalında geçen bir güç, cinsellik ve içgüdü hikâyesidir. Romanın merkezinde iki kadın – Banford ve March – yer alır. Kendi başlarına yaşadıkları bu kırsal çiftlik hayatı, bir gün beklenmedik bir misafirin, genç bir erkeğin (Henry) gelişiyle altüst olur.
Tilki, hem bir hayvan hem de bir semboldür: özgürlüğün, arzu ve tehlikenin simgesi. Henry’nin gelişiyle birlikte, kadınların kurduğu denge bozulur. Lawrence, burada sadece bir aşk üçgenini değil, aynı zamanda güç, cinsiyet rolleri ve doğa-insan ilişkisi arasındaki gerilimi anlatır.
Roman boyunca doğa, karakterlerle birlikte nefes alır. Sessizlik, rüzgâr, toprağın kokusu — hepsi duygusal atmosferin bir parçasıdır. Lawrence’ın karakterleri, arzuları bastırmak yerine onları kabullenmenin ve bunun sonucunda gelen yıkımın içinden geçerler.
Tilki, Lawrence’ın insan doğasına dair en çarpıcı gözlemlerini içerir:
İçgüdülerine güvenen insan, toplumsal ahlakın ötesine geçebilir; ama bu geçiş, her zaman bir bedel gerektirir.