Üç Ölüm

Lev Tolstoy
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2021 50. kitabı
Ölümün ne kadar ani olduğu, insan yaşamının , o çok önem verdiğimiz onca şeyin, nasılda tek bir an ile gereksiz ve boş işlere dönüştüğünü öğretiyor bizlere bu hikayelerle Tolstoy. Klasik cümleler olduğunu biliyorum fakat ölümden ne kadar korksak da kaçmaya çalışsak da sonuç olarak bir gün her şey bitecek . Bundan en fazla yüz yıl sonra konuştuğumuz tüm insanlar , gördüğümüz onlarca bina , bize hayata bağlayan her şey yok olmuş olucak . Hatta gördüğümüz bazı yıldızlar bile artık gökyüzünde görünmeyecek. Ve en önemlisi de bizi hatırlayan son kişi de öldüğünde hiç yaşamamış olacağız. Şimdiye dek yaşamış olan yüz on milyar insanın arasına girmiş olacağız yalnızca... Peki neden yaşıyoruz ? Tüm bu gerçekler ortadayken ne için çabalıyoruz ? Bunun cevabı her birimiz için farklı.Yaşamımıza ait her şey bir gün yok olup gidecek olsa bile şuan bu yazıyı yazarken bile her şeye rağmen yaşanmaya değer anlar olduğu için , ölmeden önce yapmak istediklerim için ve her şeye rağmen hayatın yaşanmaya değer olduğunu düşündüğüm için hayat mücadeleme devam edeceğim. Tolstoy'un bu incecik kitabında, birden fazla hikaye ve bu hikayelerde insandan tavşana kadar her bir canlının ölümle yüzleşmesi, ölümün kaçınılmaz oluşu hikayelerin ana konusu. Yaşama amacımızı yitirmememiz dileğiyle. Hoşçakalın.
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma
6/10
·48 syf.··
2021 32. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2021 11:01
Okuyucu olarak mum hikayesindeki kahyaya Müslüm Gürses'den son pişmanlık neye yarar şarkısını armağan etmek istiyorum. Neden mi ? Çeşitli beylikler ile yönetilen köylerin birinde bir köylü köyün kahyası olarak atanıyor. O zamana kadar aynı tarlada , aynı işleri yapan kişi kendisi değilmiş gibi köylülere ağır işler veriyor. Sürekli onları boyunduruk altına sokmaya çalışıyor. İstekleri arttıkça köylü zorlanıyor, ağır şartlar altında çalışmak bütün ailelere zor gelmeye başlıyor. Erkekler tarlada , kadınlar fabrikalar da zorunlu olarak çalıştırılıyor. Üstelik çalışma zamanlarına hiçbir karşılık verilmeksizin. Köylüler bu adaletsizliğe ve zulme dur demek için şehire bir heyet gönderiyor ama heyette eli boş dönüyor. Bunu duyan kahya köylülere daha da yüklenmeye başlıyor. Şiddetle insanları yola getirmeye çalışıyor. İtaatsizliğe karşı zulmünün üstüne zulüm ekliyor. Otoriter bir kişiliğin altında merhamet , vicdan , adalet , hak , hukuk anlayışı yerine , mal, mülk , takdir edilmek, yücelmek gibi kötülük tohumlarının filizleri yetişiyor. Köylüler bu zalimliğe dayanamayarak kayhayı öldürme planları yapmaya başlıyorlar. Köylüler arasından sadece biri Piyotr Mikhayef kötülüğe kötülükle karşılık verilmemesi gerektiğini, Yaratıcının elbet zulme dur diyeceğini, bir insanı öldürmenin bu zulmü yapandan daha da kötü olduğunu anlatıyor ve sabredin diyor. Tarla başında çalışırken sürekli dua eden bu adamı herkes dalgaya alıyor. Bir gün kahya bir adamı tutup kendisi hakkında ne dediklerini merak ettiğinden köylülerin arasına yolluyor. Adam geri geldiğinde dua eden adam hariç herkesin hakkında kötü şeyler dediğini sadece o adamın "insanlara dürüstlük lazım" dediğini söylüyor. Makam, mevki hırsına düşüp, hak , hukuk nedir bilmeyen bu adam o an, merhametli eşinin de sözleriyle kötü
Edebiyat
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma
7/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2021 153. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2021 19:57
Bu kitap için çok büyük umutlar besledim.Çünkü yazarı çok seviyorum.Lakin beklentilerimin altında kaldı kendileri ama yinede anlattığı hikayeler hayata dair güzel noktalara değiniyordu. Fazla beklentiye girmemek gerekiyor.
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma
9/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2021 44. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2021 00:11
bu yayınevindeki üç ölüm eserinde beş öykü vardı. üç ölüm öyküsünden bahsedecek olursam zengine de fakire de ölümün geldiğini anlatıyor. bir yandan mezar taşı bile olmayan biri bir yandan yurtdışına çıksam iyleşirim diyen biri. ikisine de ölüm geliyorsa bu adalettir.
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma
9/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
Her insan kendini düşünen bir yapıya sahiptir ve başkalarının sıkıntısına hiç bir zaman çıkarsız kesin çözümler bulmak istemez. Kendinin o dertleri çekmeyeceğini o yollardan geçmeyeceğini düşünür. Bunada menfaatçilik diyoruz. Bu kitapta bu kelimenin anlamını daha çok anlıyoruz. Son sayfalardaki ağaçlı bölüm en çok ilgimi çeken kısım oldu. Çerezlik bir kitap daha ama Tolstoyun hep ölüm temalı kitaplarını okumak çok güzel bir his mi bence değil sanırım daha önce okunacak bir sürü kitabı var.
1000Kitap
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
Beğendi
·
2021 58. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2021 11:12
Cümlelerin birbirini muhteşem bir uyumla yakaladığı eser, ölüm temasını gerçekçi ve çarpıcı bir kurguyla okuyucuya sunuyor. Farklı yaşamların farklı bir şekilde son buluşunun anlatıldığı derin tasvirlerde, hayatın anlamını, ölümü ve insanı sorgulayacaksınız. Ölümün heybeti ile buluştuğunuz her satırda bambaşka duygulara savrulacak, ölümün her canlı içiñ kaçınılmaz bir hakikat olduğunu hatırlayacaksınız.
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2021 1. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2021 21:32
Ölümü anlamak, tanımak ve zamanı gelip karşınıza dikildiğinde onu kucaklayabilmek. Kabullenmekten daha zor olan bunlardır şüphesiz ki. Tolstoy'un okura aktarmak istediği temel olarak 'ölümün kaçınılmazlığı' diyebiliriz bu kitap için. Farklı hayatları, farklı insanları bambaşka sonlarla okusak da hepsinin sonunda aynı şeye karşı koyamadığını görüyoruz; ölüme. Tüm canlıların mutlak sonu tadarken birbirinden çok farklı veda edişleri olabilir, ancak hepsini sarıp sarmalayan ve bu dünyadan ayrılmalarını sağlayan şey aynı soğuk nefes. Bunun kaçınılmazlığı elbet hepimizin bildiği, söylediği bir gerçek. Fakat acaba gerçekte karşı karşıya gelindiğinde de öyle mi hissettiriyor? Her ölümde farklı duygular yaşadım bu kitapta, sizler de okuyup böylesi bir gerçeklikte neler hissedeceğinizi düşünebilirsiniz.
Edebiyat
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma
8/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2021 00:20
Kitapta ki ilk hikayeyi gerçekten çok sevdim. Tolstoy'un ölüme hayranlığı çoğu kitabından anlaşılıyor. Bu kitapta da üçüncü ölüm ile birlikte ona yaklaşmaktan alamıyorum kendimi.
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2021 20. kitabı
Kitaba adını veren ve hayatta her zaman var olan ama farkında olmadığımız zıtlıkları anlatıyor. Ölüme yaklaşan iki insan… Tek farkları biri fakir biri zengin. Biri seyahat edip iyileşme umutları kurarken diğeri daha yaşarken botlarını mezar taşı karşılığında satıyor. Birinin sevdikleri yanındayken diğeri yer kaplayan bir fazlalık olarak görülüyor. Hayattaki bu gerçekliği gözler önüne seren bu hikayedeki sonuna kadar bahsedilmeyen, sonunda bile sadece merak edenlerin fark edebileceği üçüncü ölümün kime ait olduğunu da okumak isteyenlere bırakalım.
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma
7/10
·48 syf.··
2026 34. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 12:11
5 küçük hikayeden oluşan bu kitapta yazarımız akıcı bir dille bize bazı hayat dersleri verir. 1)üç ölüm 2)Mum 3)Ayı avı 4)Kuş 5) Boz yaban tavşanı Özellikle üç ölüm ve mum çok güzel iki hikaye
1000Kitap
Üç ÖlümLev Tolstoy · Maviçatı Yayınları · 20207,8bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.