Yolpalas Cinayeti

Halide Edib Adıvar
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 33 dk.
Sayfa Sayısı:
90
Basım Tarihi:
2003
İlk Yayın Tarihi:
1937
Yayınevi:
Özgür Yayınları
ISBN:
9789754470871
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·90 syf.·
2025 9. kitabı
Kitap tersten başlıyor. Yani biz başlarda katilin kim olduğunu biliyoruz. Peki katil neden cinayet işledi? Devamında bu sorunun cevabını okuyoruz. Nadire karakterine çok üzüldüm çok küçük yaşlarda çok kötü şeyler yaşamış . Eserde birçok toplumsal mesajda vardı. Alt tabakadan geken kişilerin çevrelerine uymakta olan zorluklarını, kadınların toplum tarafından aşağılanmasınıda yazar çok güzel bir şekilde eleştirmiş.
Yolpalas Cinayeti
Yolpalas Cinayeti
Alıntı
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20033,042 okunma
Yolpalas Cinayeti
7/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2024 82. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2024 00:00
Halide Edib Adıvar
Halide Edib Adıvar
Halide Edib Adıvar, 1884-1964 yılları arasında yaşamış, 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle vefat etmiştir. Kadın hakları ve Milli Mücadele'yi ele alan romanları ile Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın gerçekçi roman geleneğinin öncüleri arasında yer almış bir yazardır. 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları önemlidir. Kurtuluş Savaşı’na katılmış, onbaşı rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansının kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. Yolpalas Cinayeti, Sinekli Bakkal'dan sonraki romanı olup 1936 yılında yayımlanmıştır. Bu roman yazarın 13. romanıdır. Kitap farklı bir polisiye bakış açısıyla yazılmış, katil okura önden tanıtılmakla birlikte altında yatan nedenler ve dönemin hiyerarşik yapısına da eleştiri getirmiştir. Çok rahat okunabilir kısa bir kitap olup tavsiye ederim.
Yolpalas Cinayeti
Yolpalas Cinayeti
Roman
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20033,042 okunma
8/10
·88 syf.··
2024 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2024 15:07
Kitap adı üzerinde bir cinayet romanı. Bu tür polisiye okumaya alışkın kişiler bilir ki böyle kitaplar şöyle ilerler: kitabın henüz başında bir cinayet işlenir, maktul bellidir ama katil ortalıkta yoktur, bir polis şefi/müfettiş/komiser veya dedektif olayı çözmeye çalışır, deliller/ipuçları/yerler/zamanlar havada uçuşur nihayetinde tek bir amacımız vardır o da faili/katili ve varsa müsebbibi bulmaktır. Bu kitap bunların hepsinden farklı. Kitabın henüz başında olay aşikârane, su götürmez gerçeklerle açıktır Akkız olarak bilinen kimlikte Nadire olarak ismi kayıtlı bulunan ve Yolpalas Apartmanı"nda Bay ve Bayan Sallabaş'lara çocuk bakıcısı olarak hizmet veren şahıs evin şoförünü öldürmüş, hanımını yaralamış ve suçunu itiraf etmiştir. Biz kısacık kitap boyunca bu cinayete götüren süreci ve Akkız'ın ruh halini okuruz. Eş zamanlı dönemin İstanbul sosyetenin bayagılığı ve Avrupa özentisine şahit oluruz. Kitap "Beni isterseniz cezalandırın ama anlayın" ana görüşü ile ilerliyor. Bir cinayetin anatomisi olarak nitelendirebileceğimiz kitap 2 saatte okunup Halide Hanım'ın sevdiğim eserleri arasında yer aldı. Herkese keyifli okumalar.
Edebiyat & Roman
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20173,042 okunma
Akkız Masumdur!
6/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2022 20:50
Yolpalas cinayeti ismiyle bana Agatha Christie romanlarını anımsatsa da uzaktan yakından alakası yok. İstanbul’un zengin semtlerinden olan Yolpalas apartmanında yaşanan bir cinayet konusunu işlemekte.Sosyetik bir ailenin hastalıklı oğluna bakmakta olan Akkız bir gece evin hanımını yaralayıp evin şöförünü öldürmüş suçunu da itiraf etmiştir. Kitapta bir cinayet anlatılmasına rağmen, bu herhangi bir polisiye romanda olduğu gibi katilini bulmaya yönelik bir cinayet değil.Halide Edib bizi olayın ardındaki gerçekle yüzleştiriyor. Toplumun kadına bakışı, masumiyet, vicdan, adalet gibi temel meselelere eğiliyor. Romanda dikkatimi çeken kelime “kahpe” kavramı birkaç yerde geçiyordu.Biliyorsunuz “Vurun Kahpeye” adlı bir romanı da var. Genelde diyaloglardan oluşan okuması kolay kısa bir eser (68sayfa). Halide Edib’in bu romanı yazdığı yıl düşünülecek olursa kadınların sesinin duyurulması konusunda öncü bir yazar olduğu su götürmez. Ben severek okudum. Sizlerinde okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20173,042 okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2023 7. kitabı
Bir cinayetin anlatıldığı bu kitap oldukça sürükleyici, gereksiz hiçbir anlatım yok. Fakat yarım kalmış hissi kitabın sonunda beni öldürdü. Dedikodu hastalığından mı, olayların gidişatına olan merakımdan mı bilmiyorum ama Sacide'ye ne oldu o Sacide'ye? :)))
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20083,042 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2024 150. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2024 13:19
Halide Edip Adıvar'ın 1936 yılında Paris'te kaleme aldığı bir cinayet romanı. Bu cinayet romanın içinde nasıl desem, haklılık ve masumiyet var.. Ümmühan (Anne) ve Nadire (kızının)
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20083,042 okunma
B A Y I L D I M!
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2021 121. kitabı
Halide Edip'in kaleminden polisiye bir eser okumak... Kitap âdeta bana "Kırmızı Pazartesi'yi" çağrıştırdı diyebilirim.Daha ilk sayfalarda katilin kim olduğunu biliyoruz ve kitap onun neden katil olduğunu bu süreçte neler yaşadığını anlatıyor. Birçok duyguyu aynı anda hissettim. Öyle ki yer yer tebessüm ettim, heyecanlandım yer yer kızdım ve nefret ettim. Yazarın kalemine zaten hayranım bir kez daha hayran kaldım. İncecik lâkin dolu dolu bir eser. Birçok çatışmaya da yer vermesi o dönem hakkında da epey bilgi edinmemizi sağlıyor. Okuyun ve okutun!
Halide Edib Adıvar
Halide Edib Adıvar
Yolpalas Cinayeti
Yolpalas Cinayeti
1000Kitap
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20173,042 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2021 216. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2021 12:05
Öylesine beğendim ki kitabı, iki satır yazmak isteği duydum. Bu kitap bir cinayetten daha fazlası demek doğru olacaktır. Adı gibi kalbi de ak,pirüpak olan Akkız bir cinayetle yargılanır. Bir katildir fakat olaylar nedenlere bağlanınca Akkız'a üzülmemek elde değildir. Çünkü aslında en büyük kurban Akkız'dır. Kitapta doğu-batı, zengin- fakir kıyası göze çarpıyor.İlgimi çeken bir diğer karakter ise konağın sahibi Sacide hanımdı ve kendisi tam bir sonradan görmedir. Halide Edip Adıvar'ın çok bilinmeyen bir kitabı Yolpalas Cinayeti ve benim yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Doğru bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum, çünkü kitap beni çok etkiledi. Yazarın anlatımı sade ve konu çok güzel ilerliyor. Kendisinin diğer eserlerini de en kısa zamanda okumaya niyetliyim. *Sacide nasıl biri mi? İşte böyle. -Nasıl bilmem.Biz Karagümrük'te beş boğaz, bazen bir hafta kırk beş kuruş bulup yiyemezdik. -Daha iyi ya...Fukaranın halinden anlarsınız acırsınız. -Acımam ki!(Biraz kelimenin manasını düşünür gibi sustu,sonra bu küstah gence bir ders vermek istedi.)Bu asırda acımak kelimesini medeni milletlerin kullanmadığını işitmediniz mi?Bir de Paris'te tahsil ettiniz.
Edebiyat
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20083,042 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2021 52. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2021 21:51
Merhabalar, Halide Edib'ten ilk kitabım oldu, Yolpalas Cinayeti. Bir katilin neden ve ne şartlar altında katil olduğunu görüyoruz. Onu katil olmaya iten sebepleri ve bunun perde arkasını. Selim İleri'nin de son sözde dediği gibi "Cinayetin arkasındaki masumiyeti anlatmaktadır romancı". Kısa ve çabucak bitirilebilecek bir kitap. Eski kelimeler geçiyor. Ama anlamları arkadaki sözlükte mevcut. Bu yüzden zorlanmadım okurken. Sinekli Bakkal, Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye romanları gibi pek bilindik bir kitap değil ama okunması gereken bir kitap. Herkese keyifli okumalar. Kitapla kalın.
Edebiyat
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20173,042 okunma
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2020 23:27
Katilin masumluğunu, maktulün de zalimliğini onların yaşamları üzerinden okura sezdirmeye çalışan bir yapıt. Katili başından itibaren biliyoruz, ancak onu katle yönelten sebebi anladığımızda ona acımamak işten bile değil. Diğerlerinden birçok yönüyle farklılık yaratan bir yapıt. Okunmalı.
Edebiyat
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20173,042 okunma

Yazar Hakkında

Halide Edib AdıvarYazar · 45 kitap
Halide Edib Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1882 veya 1884 - 9 Ocak 1964), Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I. TBMM hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar’ın eşidir. Çocukluk ve öğrencilik yılları 1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[1] Mehmet Edib Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin jurnali üzerine bir sene sonra padişah II. Abdülhamit'in iradesi ile uzaklaştırıldı[3] ve evde özel ders görmeye başladı. İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra kolejin yüksek sınıfına geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edib, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olmuştur. İlk evliliği ve çocukları Halide Edib, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü olduğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus Savaşı'nda Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti. II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu. 1909'da İstanbul'a geri döndü, siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı. Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edib adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talip romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edib, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gidip kısa bir süre orada bulundu. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı. Balkan Savaşı yılları Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edib de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Bu dönemde genç yaşta ölen arkadaşı ressam Müfide Kadri'nin hayatından esinlenerek Son Eseri adlı aşk romanını kaleme aldı. Öğretmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un "The Psychological Principle of Education" (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edib, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. I. Dünya Savaşı yılları Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edib, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekâlet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır. Millî Mücadele yılları ve ABD mandası tezi Halide Edib, İstanbul'a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocakları'nda çalıştı. Rusya'daki Narodnikler (Halka Doğru) hareketinden esinlendi ve Türk Ocakları içindeki küçük bir grubun Anadolu'ya uygarlık götürmek amacıyla kurduğu Köycüler Cemiyeti'nin reisi oldu. İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi hâline geldi. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu. Millî Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesindeydi. Halide Edib bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi, Ali Kemal, Celal Nuri gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Cemiyet, iki ay sonra kapandı. Halide Hanım, Amerikan mandası tezini Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan Millî Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı 10 Ağustos 1919 tarihli bir mektupla açıkladı. Ancak bu tez kongrede uzun uzun tartışılacak ve reddedilecekti. Yıllar sonra Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde "Amerikan Mandası için Propogandalar" başlığı altında Arif Bey, Selahattin Bey, Ali Fuat Paşa ile telgraf görüşmeleri yanında Halide Edib'in mektubuna da yer vermiş ve mandaterliği eleştirmiştir. Yıllar sonra Halide Edib Türkiye'ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Millî Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" demiştir. İstanbul mitingleri ve idam kararı 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edib’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükûmetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edib ve eşi Dr. Adnan da vardı. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edib idi. Anadolu'da mücadele Haklarında idam kararı çıkmadan önce Halide Edib, eşi ile birlikte İstanbul’dan ayrılıp Ankara’daki Millî Mücadele’ye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı. Halide Edib, Ankara’da Kalaba'daki (Keçiören) karargâhta görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu’nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, ayak işlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak, Avrupa basınını takip edip Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmek Halide Edib'in yürüttüğü işlerdi. 1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hasta bakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı (1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek (1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur. Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişleri Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır. Halide Edib, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Paşa ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti. Halide Edib, yurt dışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yerde konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne üniversitelerinde konuşmacı oldu. İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da Millî Mücadele'ye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi College Of Barnard'dan gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı. 1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali "The Daughter of the Clown" yayımlandı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi, kürsünün 10 yıl başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı. Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Sanatı Hemen her eserinde anlatı türünü benimseyen Halide Edib Adıvar, en çok Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923-1924) ve Sinekli Bakkal (1936) adlı romanlarıyla tanınır ve Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İngiliz romanı geleneklerine uygun yapıtlarında Türk toplumunun geçirdiği evrimi, bu evrim sürecindeki çatışmaları, kendi deneyim ve gözlemlerine dayanarak sergilemiştir. Olaylar ve kişiler çoğunlukla birbirinin devamı özelliği taşıdığı için ırmak roman olarak nitelendirilebilir. Kadın psikolojisini derinliğine işlediği romanlarında, ideal kadın tipleri yaratmaya çalışan Halide Edib, romanlarını sade bir dil ve üslupla kaleme almıştır. Eserleri Roman Heyulâ (1909) Raik’in Annesi (1909) Seviyye Talip (1910) Handan (1912) Son Eseri (1913) Yeni Turan (1913) Mev'ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun Oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936) Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Usta'nın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963) Hikâye Harap Mabetler (1911) Dağa Çıkan Kurt (1922) İzmir'den Bursa'ya (1963) Kubbede Kalan Hoş Seda (1974) Anı Türkün Ateşle İmtihanı (1962) Mor Salkımlı Ev (1963) Oyun Kenan Çobanları (1916) Maske ve Ruh (1945)