Nabizade Nâzım'ın Karabibik'i kötüydü. Köy ortamına gayet güzel ayak uydurmuştu ama insana hiçbir fayda sağlamıyordu; kötü bir kurguyla ve pek de iyi olmayan karakterlerle oluşturmuştu romanını. Biçimde de büyük hataları olan romanın sonunda Karabibik'in ''baştan çıkıp kadına atılması'' gülünç ve romana yakışmayan bir sondu.
Zehra'daysa Nabizade Nâzım, kıskanç bir kadının başından geçenleri anlatıyormuş gibi görünüyor ama aslında anlatmıyor. Kıskanç bir kadının kocasının başından geçenleri daha çok anlatıyor. Romanın ismi ''Zehra'' olmasına rağmen %70'inde Zehra'nın kocası Suphi'nin başından geçenleri anlatıyor.
Romanın başında Nabizade Nâẑım Zehra'yı ve Suphi'yi betimler. ''İyi eğitim görmüş, yakışıklı'' olan Suphi, ''kıskanç ve hırçın'' olan Zehra'ya âşık olur. Zehra'nın neden kıskanç olduğunun ayrıntılı açıklaması romanda yoktur; aynı şekilde, Suphi'nin de neden kadın düşkünü olduğu da belirtilmez. Roman boyunca bunlar ortada kalır ve herkes akışta sürüklenir.
Nabizade Nâzım'ın paragraflar arası geçişi de iyi değildir, örneğin bir paragrafta Zehra'nın babasının nasıl evlendiğini açıklarken, diğer paragrafta hemen Zehra'nın kişiliğini konu eder.
''Yirmi yaşındayken genç bir kızla evlenmiş ve bu birleşme Zehra'yı meydana getirmiştir.
Zehra çocukluğundan beri oldukça kıskançtı. Hele kendisinden iki sene sonra doğan Bedri'yi o kadar kıskanırdı ki birkaç kere çocuğu neredeyse boğmak, kafasını ezmek gibi acımasızca hareketlere kalkışmıştır.''
(s. 9)
''Bir anda âşık olan'' çiftler evlenir. Evliliklerinin ilk dönemleri çok hoş geçer. Bu ilk dönemden sonra Suphi'nin annesi Münire eve bir cariye getirir. Cariye ''Sırrıcemal'' adında, çok güzel bir kadındır. Tüm olaylar da bundan sonra gelişir. Suphi bir anda Sırrıcemal arzusuyla dolar ve Zehra da onu kıskanır. Suphi,