• Yazarın ilk romanıdır. Ülkenin karmaşık durumlarına denk geldiğinden önce yasaklanmış, 1984 yılında yasağı kaldırılmıştır. Yazarın kendine has bir, üslubu ve çok derin bir betimleme kabiliyet var. Bu hali benim çok hoşuma gitti.

    Hikayenin asıl kahramanı Selim’dir. Bunun yanında ise önemli yan karakterler olan Seyda, Oktay ve Aysel’de yer almaktadır. Yazar karakterlerini öyle derinlemesine tanıtmaktadır ki, hikaye içerisinde hikaye bulmak içten bile değildir.

    Hikaye üçüncü tekil şahıs tarafından kaleme alınmıştır. Konu ise hafif siyasi ve solculuk diye tabir edilen siyasi görüşü biraz överek anlatılmaktadır. Hikaye 1970li yıllarda kominizim, solculuk ve işçi, öğrenci olaylarına değinir. Para babalarının boş hayatları, şöhreti yakalamanın zorlukları ve ödenen bedeller… Politik ve gerçek hayattan kesitler sunarak devam edip gider. Neden yasaklandığı ise tartışılır ben içerisinde aman aman bir şey göremedim.

    Selim asıl karakter ve solcu kişiliktir. Seyda zeki ama hayatın anlamını daha yakalayamamış ve mutsuz bir evlilik yaşayan ablamızdır. Oktay ise zengin, varlıklı olan kişiliktir. Aysel saf mahalle kızıdır, şöhret basamaklarını bir bir bedelini ödeye ödeye tırmanan karakterimizdir. Hepsinin tek ortak tarafı ise hayatlarının bir yerinden sonra kesişmesidir.

    Yazarın dili çok arı ve sade. Kurgusu ve devamlılığı çok güzel ister istemez okurda merak uyandırıyor. Elimdeki kitap 1990 yılında Can Yayınları’ndan 4. Basım olarak çıkmıştır. Sayfaları hardal rengi ve 1970li yılları anımsatırcasına hoş.

    Lakin şunu demek isterim. Devrim ya da diğer adları her ne ise hiçbir zaman iradeyi zayıflatmamış aksine daha da güçlendirmiştir. Bir takım ateşli gençlerin, yalan-gerçek olarak sergiledikleri bu görüş kendilerini de başta olmak üzere hem devlete hemde millete zarar vermiş, terör denilen bir çok kuruluşun ekmeğine yağ sürmüştür.

    Bunu en yakın zamanda “Gezi” diye tabir edilen, baş kaldırış harekatında da görmüş olduk. Dönemin iradesi Taksim’de parkı yıkıp Topçu Kışlası yapmak istedi. Olaylar başladı. Her ne kadar haklı olsa da davaları haksız olmaya mahkumdular. Milyonlarca dolar zarar. Elbette ağaçlar kesilip yok olmasın, onlar bizim geleceğimizdir. Lakin konu ağaç değildi. Kaos ortamı yaratıp, ülkeyi yangın yerine çevirmekti, başarılı da olundu.

    Kendi bölgem için konuşuyorum. Sadece kendi zararımı söylüyorum. 15 dakika ara ile aracımı yanmaktan kurtardım. 3 kere 6mm kalınlıktaki 12 metre camekan tuz buz edildi. Yine 12 metreye 1 metre led tabela kül oldu. Zarar 16000 Tl. Yapanlarda mahallenin 10 15 yaşlarındaki müptezelleri. Tutup yakalayıp, ağzını burnunu kırsan, ertesi günkü haberlerde inanın ekmek almaya gidiyordu diye haberler çıkardı. Geziyi iliklerime kadar yaşadım ben.

    İrade sahibi olan bir partiye mensup bir vatandaş değildim. Atadan bildiğim bir partim vardı. Her dönem o partiye oy vermekten başka herhangi bir siyasi kimliğim dahi yoktu. Ama nedense caddeki dükkanla, evler ve arabalar mimlenmişti. Benim yan komşumda sorun yoktu, keza karşı komşumda da, zaten benim komşularımla veya siyasi görüşleri ile de işim yoktu. Hatta ömrü hayatımda diktiğim 3 tane de ağacım vardı. Sıradan sade bir vatandaş olamama rağmen bunlar başıma geldi. Ama görün ki gezi olayları terör ekmeğine yağ sürdü.

    Peki sonuç ne oldu. Yapılması gereken yapıldı. Zayıflatılmak istenen irade çok daha güçlendi. Ölenler öldü. Bitti gitti.

    Elbette hakkını savun, protestonu et. Ama mantık ben huzursuzsam herkesi huzursuz edeceğim mantığı olursa, benim evimi soydular bende başkasının evini soyabilirim diye kendini haklı görürsen ve hele ki sırf zevk için sokağa çıkıp sağı solu taşlarsan, “haklı olduğun davanda sonuna kadar haksızsın.”

    Sözün özü; kitabı okuyun ve kendinize dersler çıkarın. Haksızlık karşısında tabi ki de boyun bükmeyin ama yakıp, yıkmayın. Bölücü değil birleştirici olun. Kitap okunulası ve tavsiye edilesi.

    Sevgi ile kalın.
  • Kurgusu güzel düşünülmüş ve kominizim eleştirisi üzerinden okurlara fabl tarzı sunulan bir eser.

    Kitabın en çarpıcı kısımı ise "Bütün hayvanlar eşittir ama bir kısım hayvanlar daha eşittir" vurgusudur.
  • Kapitalizm şuanda Sosyalizm ve Kominizim mi kapsamadim yoksa halen çatışma var mi ?
  • Marx’ın gençlik ve olgunluk dönemlerini kapsayan , yabancılaşma üzerine yazdığı tüm yazılarının bir araya getirildiği bir derleme. 25 yaşında yazdığı el yazmaları ve olgunluk dönemi olarak anılan Kapital’in içerisinde geçen yabancılaşma teriminin Marx’ın hayatındaki izlerini , fikirlerindeki değişim ve gelişimi ,kolaylıkla takip etmemizi sağlıyor. Henüz 25 yaşında olan genç bir insanın , gayet mantıklı açıklamalarla ürettiği teorileri okurken, zekasına hayran kalmamak elde değil . Bu aynı zamanda zekanın ,insanın bulunduğu çevredeki sorunların itici gücüyle nasıl gelişebildiğine /şekillenebildiğine de güzel bir örnek. Marx’ın fikirlerine katılalım ya da katılmayalım dünyayı sarsmış bir ismin okunmayı hak ettiğini düşünüyorum. Özellikle ülkemizdeki siyasi çarkların, dünyadaki kominizim korkusuyla şekillendiği/şekillendirildiği düşünürlerse , birilerini fena halde korkutmuş olan bu adamı anlamak ve ne yapmak isteğini anlamaya çalışmak için bile okunabilir bir isim. İlk kez Marx okuyacaklar için uygun bir kitap olduğunu düşünmemekle beraber ,biraz olsun , sanayi devrimi ve ona bağlı olarak gelişen toplumsal değişimin yarattığı olayları ve siyasi yapılanmaları hakkında bilgisi olan birinin daha rahat okuyabileceğini düşünüyorum. Herkese iyi okumalar dilerim.
  • Kominizim sistemimin eleştirildiği güzel kurgulu ,anlatımlı ve sistemin eleştirel olabilecek her yönünü ince ince işlemiş bir eser.Yazıldığı döneme de bakılırsa aslında Kominizim ile Kapitalizm fikirlerinin savaştığı keskin yıllar.Fakat buradan çıkarılacak sonuç;İnsanların menfaat ve çıkarlarını gözeten hangi sistem düşünülmüş ve sistematik olarak işlenmeye geçilmişse,belkide insan doğası gereği hep kullanılmış,çarpıtılmış ve sadece kılıf olarak yansıtılmıştır. Yani düzenler değişmiş olabilir ama sistemler hep aynı durumda.
  • Erbakan Hocamızın Vefatından 2 sene sonra çıkan kitabı, hayatı boyunca yazdığı notlarının Milli Gazete öncülüğünde derlenip bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. Başarılarla dolu okul ve iş hayatının ardından hangi sebeple siyasete girdiğini anlatarak başlıyor Hocamız kitabına. Ancak kitapta şahsi hayatından daha çok kuruculuğunu yaptığı 'Milli Görüş' fikriyatının ne olduğuna, o zamana kadar neler yaptığına ve gelecek adına planlarının neler olduğuna yer verilmiş. Özellikle net çizgilerle belirttiği bazı konular var ki günümüzde Müslüman milletlere ve siyasetçilere kırmızı çizgi niteliğinde. Mesela; ülkemizin başlıca sorunlarından olan AB'ye girme meselesi Hocamız tarafından tüm yanlarıyla ele alınmış ve neden girmememiz gerektiği eğer girersek de sonuçlarının neler olacağı açıkça ortaya konmuş. Benim beğendiğim diğer bir önemli bölüm ise Kapitalizmi ve Kominizim'i karşılaştırmalı olarak anlattığı bölümdü. Güya insanlığın saadeti için ortaya atılan bu sistemlerin hataları ve fıtrat dışılığı Hocamız tarafından örneklerle ortaya konmuş ve bu ikisine karşın tüm insanlığa refah ve saadet vaat eden ve İslam nizamına göre oluşturulmuş olan 'Adil Düzen' sistemi de çözüm önerisi olarak hemen yerini bulmuş kitapta. Bilinmeyen yönleriyle Kıbrıs Barış Harekatı, Amerika Irak'a girmeden önce Erbakan Hocanın Saddam Hüseyin ile yaptığı görüşmeler, bu sırada medyanın bilhassa Müslümanlar üzerinde yaptığı algı operasyonları, 'Devrim otomobilinin yapılmasına verdiği önem gibi daha bir çok dikkat çekici konu var kitapta.
  • 1924 te Lenin in ölmesinden sonra yönetimi ele alan Stalin ,başta Sultan galiyev olmak üzere kendisine rakip gördüğü kişileri yok ederek çarlık dönemini mumla aratacak otoriter bir yönetim kurmuş ve kominizim in kulaklara ve gönüllere hoş gelen bütün sloganlarını bir yana bırakıp onu insan yiyen bir canavara dönüştürmüş,bazı halkları ise bütünüyle yok etme çabasına girmiştir ..