Kendinize alınıp satılmaz bir armağan verin,gidin bir sabah çayırların türküsünü dinleyin.Tarla kuşlarının şakımasını bilmezseniz aşkınızı hangi kanatlı sözlerle gökyüzüne yazabilirsiniz?Su içerken suyu düşündünüz mü hiç;yıldızlar gecenize ne katar;güneşle birlikte neler uyanır bir kentin varoşlarında?Şarkıları bin yıldır ölüm ve ayrılığı söyleyen bir ülkede siz gerçekten özgür müsünüz?Birbirinize bu kadar benzemek canınızı sıkmıyor mu?Gelin,hazır yağmurdan bir bahaneniz varken,duvarlarınızdan izin alın birkerecik,ağaçlar,kuşlar,gün ışığı,rüzgâr ve toprağın o büyük şölenine bir sigara içimi olsun konuk olun.
Oblomov düşündü: "Bir günde on yer, vah zavallı! Bu da hayat mı?" Omuzlarını silkti.
"Bütün bunlar arasında insanda hal mi kalır?
Böyle bin parça olmanın anlamı var mı?
Lidya'ya kur yapılır... Hoş kız. Onunla köyde çiçek toplamak, gezmek, hiç de fena değil! Ama bir günde on yere gitmek! Vah zavallı!" Oblomov bunları düşünerek sırtüstü yattı. Onun böyle boş düşünceleri, istekleri olmadığına, yok yere sokaklarda dolaşmadığına, odasında uzanıp insanlık onurunu ve rahatını kaybetmediğine şükrediyordu. Kapının çıngırağı yine düşüncelerini kesti.
Başka bir konuk geldi.
Sayfa 11 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor
Kunçuy'un karşısında, eve konuk gelenlerin oturduğu yere bağdaşınıp kurulduktan sonra “İşi yordamınca yapmak gerek. Size gönderdiğim ulağa uyup buraya kadar geldiniz ama gerektiği gibi sorsam daha doğru olacak. Kunçuy'um, gün doğarken, gün batarken evimin tümüldüğünün kolanını tutup çeker misiniz?" dedi. Elbette evin tümüldüğünü koca bir Kunçuy çekecek değildi ama bizde gelenek böyle işte. Erlerimiz doğrudan "Benimle evlenir misin?" diyemez de sözü dolaştırıp böyle o anlama gelecek sorular sorar...Kunçuy soruya küçücük bir gülümseme ile karşılık verip "Şimdi buraya kadar gelmişken geri dönsem inanılmaz olur, değil mi?" dedi.
Ozan der, "Evin dayağı (direği), yazıdan yabandan eve bir konuk gelse, er adamı evde olmasa da onu yedirip içirir, ağırlayıp gönderir. O Ayşe Fatma soyudur. Hanım, onun bebekleri büyüsün. Ocağına bunun gibi kadın girsin."