Belki de bu aşkların en soylu ve güzel olanı: bir insanın, tamamen hayal ürünü olan birini hiçbir karşılık beklemeden sevmesi. Onu, aklının içindeki dünyaya katıp orada belli bir süre de olsa konuk etmesi.
Sayfa 112 - Can Yayınları, Haziran 2014 Basım·Kitabı okuyor
Yaşamın her iki kutbunu eğip bükerek birbirine yaklaştırmanın, yaşam melodisinin iki sesliliğini yazıya dökmenin asla üstesinden gelemeyeceğim. Ama yine de içimden yükselen o karanlık buyruğa uyacak dönüp dolaşıp bu yolda girişimlerde bulunacağım.
Dünyada insanı en çok duygulandırıp sarsan bir şey varsa, o da bir dinin, bir öğretinin, bir psikoloji okulunun yüzyıllar boyu iyi ve kötü, hak ve haksızlık öğretisine giderek daha incelikli, daha derli toplu bir biçim vermesi, adalet ve itaat bakımından insanların karşısına giderek daha yüce beklentilerle çıkması, ama sonunda doruk noktasında büyülü bir bilgeliğe ulaşarak hak yolundan sapmamış, doksan dokuz kişinin hak yoluna döndüğü andaki bir günahkâr kadar Tanrı katında değer taşımadığı sonucuna varmasıdır.
Sürekli olarak şunu göstermek istiyorum ki, güzel ve çirkin, aydınlık ve karanlık, günah ve kutsallık yalnızca bir an için birbirinin karşıtı kimliğiyle açığa vurur kendini, bunun dışında her zaman iç içedir.