godot'sunu beklemeyip şehrin içinde onu arayan, antonie roquentin gibi varoluşsal acılar çeken, selim ışık gibi hiç kimsenin anlamayacağı ve anlaşılmak gibi bir kaygısı olmayan, raif efendi gibi o an aradığına tutkulu, flaneur dediğimiz insanın yusuf atılgan tarafından yazılmış kitabı. herhangi bir nesneye ya da duruma herkesin verdiği değerden ya da tepkiden fazlasını gösteren karakterlerin olduğu ve bunun ifade edildiği eserlere bayılan biri olarak, sartre'ın bulantı'sından sonra aylak adam da bu konuda benim için en iyi romanlardan biri olarak ufkumda yerini aldı.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,2bin okunma
istanbul'un yok oluşunu kuşların kanatlarından anlatan yaşar kemal incili. ben ki istanbul'u çok hazzetmeyen gaddar bir adam, istanbul'un yok oluşunu okurken yüreğimde bir ağrı, burnumda bir sızı hissettim. hele ki kitabın bir bölümünde bir yer var ki, yürek parçalar. çocuklardan biri meydanlardan birinde herkesi kuşlarının başına toplar ve "azat buzat cennet kapısında beni gözet!" diye bağırmaya başlar. herkes izler ama hiç kimse kuşlara tek kuruş vermez. çocuk, siz bu kuşları almazsanız hepsi ölecek, alsanıza lan! ne olur alsanız? diye yalvarır ve kalabalık dağılırken gözlerinden şıp şıp yaşlar süzülür.
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma