Gerçek hayattaki küçük kasaba cinayetleri kural olarak daima basit, vahşice ve aptalca işlenmiş olurdu.
Kural buydu.
Ama kurallar çiğnenmek için vardı. Yıldırım bazen gerçekten de iki kez aynı yere düşerdi ve zaman zaman küçük kasabalardaki cinayetler de hemen çözülemezdi..
FAŞİZMİN ÇALIŞMA SİSTEMİ
İşgünü nedir? Sermaye bir günlük değerini satın aldığı emek gücünü ne kadarlık bir süreyle kullanma hakkına sahiptir? Gün bu gücün yeniden üretimi için gerekli işin ötesinde hangi noktaya değin uzatılabilir?
Bütün bu sorulara görülebildiği gibi sermaye şu yanıtı verir:
İşgünü, emek gücünün işine yeniden başlaması için kesinlikle gerekli birkaç dinlenme saati çıktıktan sonra, 24 tam saatin geri kalan bölümünü kapsar. Emekçinin yaşamı boyunca emek gücünden başka bir şey olmadığı ve dolayısıyla kullanılabilir bütün zamanının da hukukça ve doğal olarak sermayenin ve sermayeleştirmenin malı olduğu kendiliğinden anlaşılır. Eğitim için, entelektüel gelişme için, beden ve kafa güçlerini özgürce kullanmak için, hatta (ve hem de pazar gününü kutsallaştıranların ülkelerinde) pazar günü için bile zaman ayrılması, saçmalığın ta kendisidir.
Ama gözü bağlı ve ölçüsüz tutkusuyla, ek emek oburluğuyla sermaye, işgününün yalnız moral sınırlarını değil, en üst fizyolojik sınırını da aşar. Sağlıklı gövdenin büyüme, gelişme ve bakımının gerektirdiği zamana zorbaca el koyar. Açık havayı solumak ve güneş ışığından yararlanmak için kullanılacak zamanı çalar. Yemek zamanını pintice kısar ve yapabildiği her zaman onu da üretim sürecine katar. Öyle ki, basit bir alet durumuna düşürülen emekçiye, buhar kazanına kömür, makineye yağ verildiği gibi yemek verilir. Yaşam gücünü yenileyip tazelemeye yönelik uyku zamanını, tükenmiş bedenin yeniden çalışabilir bir duruma gelmesi için kaçınılmaz birkaç ağır uyuşukluk saatine indirger. İşgününün sınırlandırılması için emek gücünün normal bakımının ölçü hizmetini görmesi şöyle dursun, tersine işçinin soluk alma zamanının ölçüsünü, ne denli zorlu ve ne denli güç olursa olsun, günde en çok ne kadar çalışabileceği belirler. Sermaye,
Bilgi arayışı da bence bu kuralın istisnası sayılmaz. Eğer kendinizi adadığınız çalışma, sevginizi zayıflatmaya ya da değerini hiçbir zaman yitirmeyecek basit zevklerden aldığınız hazzı yok etmeye başlamışsa o çalışma mutlaka kural dışı, yani insan zihnine aykırıdır.
Hristiyanlar Rumeli'de nüfusun üçte ikisini, Anadolu ve doğu illerinde üçte bir gibi bir oranını temsil ediyordu. Toplum önderliği Rum ve Ermeni kilisesinin ürkek ve iktidarsız kadrolarından ibaretti. Askeri önderlik tahrip edilmişti. İslam hukukuna göre zimmilerin silah taşıması, emir verecek mevkilerde bulunması, bazı istisnalarla ata binmesi, din adamı değilse - otorite simgesi olan - sakal bırakması, mahkemede Müslümana karşı tanıklık etmesi yasaktı. Müslümanlar egemen sınıftı; gayrimüslimler genel kural olarak yoksul ve ezikti.