ve bebek nicholas da büyüyüp intihar etti
Bir oğlum olmuştu. Bir sevgi seli falan hissetmedim. Onu sevdiğimden bile emin değildim. Kafası canımı sıkmıştı, o asık suratı. Doktor Webb daha sonra bebeğin alnının pelvik kemiğime takılmış olabileceğini ve bunun bebeğin gelmesini zorlaştırdığını söyledi. Bebek 4 kilo 400 gram doğmuştu. (...) Bebek yıkanmış ve giydirilmişti, öyle sessizdi ki Ted'i yerinden kaldırıp bebeğin nefes alıp almadığını kontrol ettirdim. (...) Nicholas'la gurur duyuyordum ve ondan memnundum. Onu sevdiğimden emin olmam bir gecemi almıştı...kafası güzel bir şekil almıştı...kafatası kemikleri şişip onun kemikli kapıdan geçmesine engel olmuştu, arkası bombeli yakışıklı bir erkek kafasıydı. Koyu, mavi-siyah gözleri, asker tıraşlı çalı gibi saçları vardı.
Osgood, Poe'nun ilgisini (kendisinden) başka yere çekmek için onu Saran Helen Whitman'la tanıştırır. Kendisi gibi şair olan Sarah ile bir ilişki yaşar Poe. Sarah'ın annesinin karşı olması nedeniyle bu ilişki uzun ömürlü olmaz. Kimi kaynaklara göre bayan Whitman'a delice aşık olan Poe intihara bile kalkışır.
Sayfa 512 - Kadın kurnazlığı Poe, akıl ermez :)·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Faysal'ın Arap ordusu muhteşem bir gerilla savaşı çıkardı ancak Bedeviler Osmanlı ordusuna karşı neredeyse dört yüzyıldır yaptıkları klasik vurkaç taktikleriyle savaşıyorlardı. Hâlâ Faysal'ın kuvvetlerinin Arabistan dışındaki Arap eyaletlerindeki Osmanlı idaresini kendi başlarına sona erdirip erdiremeyecekleri tartışmaya açıktır. Bir yüzyıl önce, Vehhabi savaşçıları Arabistan'ı ele geçirdi ama Şam'ı işgal edememişlerdi. Ancak Faysal'ın güçlü müttefikleri vardı. 1917 yılı Avrupa'daki Batı Cephesi'nde korkunç bir çıkmaza girmişti ama, İngilizler Osmanlı İmparatorluğu'nu savaşta mağlup etmek çabasında büyük başarılar imza attı. Hindistan'dan Basra'ya takvije kuvvetleri gönderildi ve İngiliz-Hindistan birlikleri 11 Mart 1917'de Bağdat'a girdi. Batı'ya doğru, General Edmund Allenby kumandası altındaki İngiliz ve İngiliz İmparatorluğu güçleri, o yılın sonbaharında Sina'da Osmanlı direnişini ezebildi. İngiliz kuvvetleri 16 Kasım 1917'de Yafa'yı işgal edip 11 Aralık'ta Kudüs'e girdi. Arap topraklarındaki savaş, yaklaşık bir yıl kadar sürecekti ama İngilizlerin 1917'deki zaferlerinin ardından sonuç kesinleşti. 1 Ekim 1918'de Şam'a giren Faysal'ın ordusuna daha fazla Bedevi kabilesi katıldı. Havran'da İngiliz kuvvetleri karşısında büyük bir yenilgi alan Osmanlı kuvvetleri ise zaten şehirden çekilmişti. Şehre ilk girenin İngiliz komutasındaki birlikler olup olmadığı hâlâ araştırmacılar arasında tartışmalı bir konudur. İngilizler Faysal'a ordusunun kurtardığı bölgelerin gelecekteki Arap Krallığı'nda yer alacağı sözünü vermiş olduğu için bu soru önemsiz bir mesele değildir. Hangi ordu ilk olarak Şam'a ulaşmış olursa olsun, 1516 yılında Selim'in zaferinde olduğu gibi, şehir bir tek silah patlamadan düştü. Faysal şehre girişini müteakip ilk cumada, bilerek ya da bilmeyerek Selim'in
Sayfa 238·Kitabı okudu
Tekrarlayan baba-devrilmesi ya da katlinin bir yerde farklı boyuta geçmesi, ancak Oidipus'un postoidipal (~'trans-oidipal') üstbenliğinin kurumlaşmasında mümkün olacaktır. Oidipus kimliği ve miti bu nedenle önemlidir. Oğul, -Oidipus karmaşasında- bu trajik kahramanın öyküsünü uygulamaya dökmez. Kendini -sembolik anlamda- kastre eder, 'yıkıcı' gücünden vazgeçer ve düzeni / -Lacan'la konuşacak olursak- Baba'nın Adı'nı kutsar. Kendi oğullarının da kendisini alaşağı etmesinden korkması gerekmeyecektir. Zira muktedir, artık ulaşılamayacak kadar Öte'dedir: Üçü/üçgeni dörtleyen/tamamlayan, <Öteki'de Baba'nın Adı'dır. Üçün gerginliğinin Aşkın'da dörtlemeyle dinginliğe kavuşacağı ümidi doğar. 'Dört' sembol dilinde mükemmelliğin, tamlığın sayısıdır.
Sayfa 286 - M. Bilgin Saydam·Kitabı okudu
ırk karışımı teorisi'ne göre, sapiens neandertal topraklarına yayılınca, iki insan nüfusu tamamen birleşene kadar birbirlerine karıştılar eğer gerçek buysa, bugünkü avrasyalılar saf sapiens değil sapiens ve neandertallerin karışımıdır doğu asya'ya ulaşan sapiens de benzer şekilde oradaki yerli erectus'la karışmıştır, dolayısıyla çinliler ve koreliler sapiens'le erectus'un karışımıdır buna karşılık "yerine geçme teorisi" başka bir kurgu anlatır: uyumsuzluk, tepki ve hatta belki de soykarım... bu teoriye göre sapiens ve diğer insanların farklı anatomileri vardı ve muhtemelen çiftleşme alışkanlıkları hatta vücut kokuları bile farklıydı, dolayısıyla birbirlerine cinsel ilgi duyma ihtimalleri düşüktü yanı sıra bir neandertal romeo ve sapiens jülyet âşık olsalar bile üretken çocuklar yapamazlardı çünkü iki tür arasındaki genetik uçurum çok büyüktü bu yüzden iki tür birbirlerinden tamamen ayrışmış olarak var oldular ve neandertaller tamamen ölünce veya öldürülünce, genleri de onlarla birlikte yok oldu bu görüşe göre sapiens diğer türlerle hiç karışmadan onların yerine geçti eğer gerçek bu şekildeyse günümüzdeki insanların tamamının soyu 70 bin yıl önce güney afrika'ya kadar götürebilir bu durumda hepimiz "saf sapiens"leriz.
Sayfa 28 - kolektif kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
La Fontaine
Ne kadar büyük de olsa keder, Zaman kuşunun kanatlarına binip gider. Aynı kuş getirir yeniden Sevinçli ve mutlu günleri.