"Sachez aussi qu'il n'y a rien de plus commun que de faire le mal pour le plaisir de la faire."
*Bilirsiniz ki, sırf yapmış olma zevki için kötülük yapmak kadar yaygın bir şey yok.
Houtermans ve Atkinson'un hesaplamayı yaptığı günün ertesi gecesi, Houtermans'ın, daha önce dünya üzerinde kimsenin kullanmadığı bir sözle kız arkadaşını etkilemeye çalıştığı anlatılır. Houtermans ve sevgilisi, kusursuz berraklıktaki bir gökyüzünün altında otururken, genç fizikçi yıldızların neden parıldadığını bilen dünyadaki tek kişi olduğunu söyleyerek kıza hava atar. Bu işe yaramış olmalı. İki sene sonra Charlotte Riefenstahl, Houtermans'la evlenmeyi kabul eder (aslına bakacak olursanız Charlotte, Houtermans'la iki kere evlenmiştir, ancak bu başka bir hikâye).
Mesud Barzani ve Celal Talabani ile bizzat ilişki kurması,
onları Ankara'ya çağırarak konuşması, Cengiz Çandar gibi gazetecileri
Kürt sorununda aktif bir şekilde değerlendirmesi,
Ortadoğu'nun bugünkü siyasi durumunu yirmi yıl önceden görmesi,
özellikle hayatının son döneminde 'Kürt sorununu mutlaka
çözeceğim' iradesini ortaya koyması onu tarihimizin misyon
sahibi liderleri arasına sokmuştur.
Turgut Özal'ın 1987 şartlarında çok cesur ve ani bir kararla
Mardin' den aday göstererek milletvekili seçilmesini sağladığı
Nurettin Yılmaz bu konuda şunları anlatmaktadır:
"Celal Talabani, sürekl i Ankara'ya gel iyordu. Haberim olduğunda
milletvekili olarak onu karşıl ıyor ve ilgileniyordum.
Kürt l iderlere kırm ızı pasaport alınması nda Özal'a tel kinlerim
oluyordu. Bir gün bana, 'Nurettin, lrak'taki Kürtlerin bir federasyon
şekl inde Türkiye'ye bağlanması iyi olur, değil m i?'
demişti.
Özal, Irak Kürtlerinin Türkiye'ye bir federasyonla bağlanmasının,
hem Türkiye'nin Ortadoğu'daki stratejik konumunu
güçlendireceğini hem de Kürtler ile Türkmenlerin dayanışmasını
pekiştireceğini düşünüyordu.
Aynı zamanda 'Irak Kürtleri, Saddam'ın katliamından kurtulur
ve Türkiye'nin gücünü arkasında görürse, korkusuzca
yaşar bölgesinde' dem işti. Ben de gülerek, Tabii, Kürt ve Kerkük
petrol üne Türkiye'nin hakim olma pol itikası da yatıyor
bunun arkasında, değil mi?' esprisini yapı nca tebessümle 'O
kadar da olur elbet. Şunu bil ki her uzlaşma ve antlaşmada,
tarafların çıkarları kaçı nılmazdır' dem işti bana, ileriyi görebilen
Özal.
Talaban i'ye, Özal',ın federasyonla ilgili duygularını anlattığımda,
'Bana da açıkladı bu öneriyi dedi. .. Özal çok zekidir.
"Her sabah saat dokuzda bana yarım saat kitap okuyacaksın.
Tabii, odanı topladıktan sonra.
Çarşamba ve cumartesi günleri sabah dokuz. buçuktan sonra Nancy'yle mutfakta yemek yapmayı öğreneceksin.
Diğer sabahlar da benimle dikiş dikeceksin. Öğleden sonralarını müzik için ayıracaksın. Sana hemen bir müzik öğretmeni bulmam gerek." Teyzesi kararlı bir şekilde sandalyeden kalktığında Pollyanna dehşet içinde bağırdı.
"Ama Polly Teyzeciğim!Bana yaşamak için hiç vakit ayırmadın.""Yaşamak için mi? O ne demekmiş?
Sanki bunları yaparken yaşamayacaksın!"
"Elbette nefes alacağım,
Polly Teyze fakat yaşıyor olmayacağım.Uyurken de sürekli nefes alırızfakat yaşamayız.Yaşamak derken istediğin şeyleriyapabilmekten bahsediyorum.
Dışarıda oynamaktan, kendi kendime kitap okumaktan, tepelere çıkmaktan, bahçede Bay Tom'la ve Nancy'yle sohbet etmekten, evler, insanlar görmekten, dün geldiğim güzel caddeleri keşfetmekten...
Benim için yaşamak bunlar, Polly Teyze.
Sadece nefes almak değil!"
Bayan Polly öfkeyle başını kaldırdı.
"Sen bu dünyadaki en garip çocuksun, Pollyanna!