Bahar

GİT BAHAR
Çekil bu gölgeli yolda gezinme, Bahar bakışların yine pek sarhoş. Yanılıp gönlüme misafir inme. Kapısı kilitli, mihrabı bomboş Mabettir orası, meyhâne değil... Işıklar, kokular, sesler, çiçekler... Ömrünün her günü bir başka düğün, Bülbüller koynunda açtı çiçekler Güller dökülürler göğsüne bütün! .. Gerçekten güzelsin, efsâne değil: Altınlı başında papatya niçin? Sarı saçlarına pembe gül takın Git bahar...Gönlümde ibadet için, Diz çöken kızlari ürkütme sakın, Kalbime girme, o kâşâne degil! .. Git bahar, git bahar! Uzaklarda gül, Denize renginden bırak hediye, Ufuklarda gezin, semaya süzül... Kalbime sokulma 'Peymane! ' diye, Gördüklerin kandil... peymâne değil!
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Olvido
Hoyrattır bu akşam üstüIer daima. Gün saItanatıyIe gitti mi bir defa YaInızIığımızIa doIdurup her yeri Bir renk çığIığı içinde bahçemizden, Bir eI çıkarmaya başIar bohçamızdan Iavanta çiçeği kokan kederIeri; Hoyrattır bu akşamüstüIer daima. DaIga daIga hücum edip pişmanIıkIar Unutuşun o tunç kapısını zorIar Ve ruh, atıIan okIarIa deIik deşik; İşte, doğduğun eski evdesin birden, YoIunu gözIüyor Iamba ve merdiven, Susmuş ninniIerIe gıcırdıyor beşik Ve cümIe yitikIer,mağIupIar,mahzunIar… SöyIenmemiş aşkın güzeIIiğiyIedir. KağıtIarda yarım bırakıImış şiir; İnsan yağmur kokan bir sabaha karşı HatırIar bir gün bir camı açtığını Duran bir buIutu,bir kuş uçtuğunu, Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı… Bütün bunIar aşkın güzeIIiğiyIedir. AşkIar uçup gitmiş oImaIı bir yazIa HaIay çeken kızIar misaIi koIkoIa Ya sizIer! ey geçmiş zaman etekIeri, İhtiyar ağaçIı,kuytu bahçeIerden Ayışığı gibi sürükIenip giden; Geceye bırakıp yorgun erkekIeri
Görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya. Gerginsin kıpır kıpırsın, soluk soluğasın, yay gibisin ey yolcu coşkunluğun ne güzel, öfken ne güzel Sana selam, sana saygı ey yolcu Fakat düşündün mü yolunun uzunluğunu ? Neler var yolunun üstünde, düşündün mü? Koşar-adım aşabilecek misin şu dağı, geçebilecek misin bu hızla şu beli, tırmanabilecek misin bu solukla şu sırtı ? Ovada dikenler yollara uçmuştur, kuru dereleri seller basmıştır, kar yağmıştır belki o tepelere ? Böyle, uçar gibi geçip gidebilecek misin oralardan, hemen varabilecek misin oraya ? Belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere, kuzgunlar tutmuştur belki yolları. Belki silinmiştir ayak izleri yolcuların. Bütün bunları düşündün mu ey yolcu ? çünkü sen, ne ilk yolcususun bu yolun, ne de son. Derim ki sana : Nehirler boyu git Nerelerde ve niçin durgundur nehirler, nerelerde ve niçin hırçındır nehirler, nerelerde ve niçin mendereslidir, nerelerde ve niçin çağlayanlı ve de çavlanlıdır nehirler, gözlerinle gör, duy kulaklarınla Gör ve duy ki, nasıl varır nehirler denizlere Derim ki sana : Denize varmaktır amacı nehrin, denize varmak, ey yolcu Büyükse dağ, aşamıyorsa üstünden nehir, dolanır çevresini dağın.
Gece bir tabut gibi çöker omuzlarıma bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta hasreti bir ben bilirim bir de gecenin gözlerindeki baykuş baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş onu hüznümle güzelleştiririm. hüznümle süsler. bir damın üstüne oturturum süsler. Damımın üstüne oturturum -sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta abimin acıyla yontulmuş yüzü yaşlı bir güvercin gibi düşer avuçlarıma dağılır ses olur acısı ezberlediğim bir öğüdü yineler bana -çocuğum üşütme yüreğini şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezen ben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan korkarım mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa mesela annem de yoksa yanımda mesela, şimşek de çakıyorsa ben çok korkarım ağlarım -ana bana kurşun dök. dua oku. üfle ana ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle ana yalnızım. bunu hep söylüyorum yalnızım. bunu hep söylüyorum