"Güzel camileri yok bu şehrin..." “Yoktur. Cami ve minare güzelliğini sen İstanbul'da görmelisin kızım!" Minaresiz veya minareleri zevksiz bir Müslüman şehri, İstanbul'un karadan ve denizden giriş manzarasını görmüş, buna alışmışlar için -hurmalar, palmiyelerle süslü olsa- gene de insana bir bodurluk hissi veriyor. Şirin Beyrut bir Müslüman kalabalığının oturduğu yer ise de hemen hemen minaresiz. Dört beş minare var ama Türkün anladığı manada değil! Minarecilikte biz gerçeklen ilahî bir hüner göstermişizdir. Türk minaresi o kadar güzel ve bütün İslam minareciliğine üstün bir sanat eseridir ki bu, maddi cephesi epeyce katı hale sokulmuş dinin noksan kalan tarafına bir şiir eklemeye muvaffak olmuştur. Göğe ve manevi dünyaya ancak Türk minaresinden yükselmek mümkündür, denilebilir.
Sayfa 171·Kitabı okuyor
Hikaye-Öykü
Şerif Mardin'in de vurguladığı gibi; demokrasi, yönetenlerle yönetilenler arasında bir köprü anlamı da taşır. Oysa bugün, İslam dinine dayalı olmak savındaki devlet biçimlerinden hiçbirin­de bu köprü kurulabilmiş değil. Ama iletişim örgüsünün ulusal sınırlan aştığı çağımızda, "insan hakları" gibi konuları toplum­ların gündeminden "sonsuza dek" çıkarmanın olanaksızlığı orta­da. İslam ile demokrasinin bağdaşmayacağı savının yanlışlığını Kemalist Türkiye kanıtladı.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Burası Mardin. Burada sevmek mubah değildir,günahtır."
Sesinde
Sonu hep iyi biten masallar var, içinde bir tek silah olmayan. Tarihin acı yükü; bizim başımızı çevirmemiz; kendini öteki kadar sevme güzelliği; ete kemiğe bürünmüş onur; bize hayalsizliğimizi gösteren haklılık; birbirinde eriyen iki beden; yaşamayı hak etmenin hazzı; Mardin garajında gazoz kapaklarıyla düş kuran o adamın geleceği var.
"Yanık Taşlar" adlı öykün Mardin' de geçiyor, öyküde anlattığın şeyler gerçek mi ya da ne kadarı kurmaca? Ben kurmaca yazarıyım ama yazdıklarımın bir yerinin mutlaka gerçeğe değmesini isterim ya da gerçek hayatın bir anı, bir sözü beni yazmaya iter demek daha doğru. Öte yandan gerçekle de zorum vardır, deforme etmek isterim, alışılmışın dışındaki form etki yaratır, bizi gerçek hakkında düşündürür. Ama bu öykü diğer yazdıklarımın aksine her kelimesiyle gerçektir, sigara izmaritlerini yiyen keçiden, gökkuşağı renklerindeki plaj şezlonguna, ortalığa atılmış paslı su sebilinden bize çay ikram eden hüzünlü gence kadar. Daha önce bu kadar tuhaf, şaşırtıcı, gerçeküstü diyebileceğim bir atmosferle karşılaşmamıştım, hayatın neredeyse sanata benzediği bir an yaşamamıştım, kendimi alışılmadık bir şiirin içine girmiş gibi hissettim. Hep söylerim, olup bitenler açısından bakarsak, sanat hayatla aşık atamaz, hayat sanatı daima yener. Hiçbir dehanın hayal gücü hayatın yarattıklarını aşamaz. Ama sanat tam da burada başlar bence, gerçeğin sarsılmaz doğasını sarsılır hale getirir.
Sayfa 34 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Mesud Barzani ve Celal Talabani ile bizzat ilişki kurması, onları Ankara'ya çağırarak konuşması, Cengiz Çandar gibi gazetecileri Kürt sorununda aktif bir şekilde değerlendirmesi, Ortadoğu'nun bugünkü siyasi durumunu yirmi yıl önceden görmesi, özellikle hayatının son döneminde 'Kürt sorununu mutlaka çözeceğim' iradesini ortaya koyması onu tarihimizin misyon sahibi liderleri arasına sokmuştur. Turgut Özal'ın 1987 şartlarında çok cesur ve ani bir kararla Mardin' den aday göstererek milletvekili seçilmesini sağladığı Nurettin Yılmaz bu konuda şunları anlatmaktadır: "Celal Talabani, sürekl i Ankara'ya gel iyordu. Haberim olduğunda milletvekili olarak onu karşıl ıyor ve ilgileniyordum. Kürt l iderlere kırm ızı pasaport alınması nda Özal'a tel kinlerim oluyordu. Bir gün bana, 'Nurettin, lrak'taki Kürtlerin bir federasyon şekl inde Türkiye'ye bağlanması iyi olur, değil m i?' demişti. Özal, Irak Kürtlerinin Türkiye'ye bir federasyonla bağlanmasının, hem Türkiye'nin Ortadoğu'daki stratejik konumunu güçlendireceğini hem de Kürtler ile Türkmenlerin dayanışmasını pekiştireceğini düşünüyordu. Aynı zamanda 'Irak Kürtleri, Saddam'ın katliamından kurtulur ve Türkiye'nin gücünü arkasında görürse, korkusuzca yaşar bölgesinde' dem işti. Ben de gülerek, Tabii, Kürt ve Kerkük petrol üne Türkiye'nin hakim olma pol itikası da yatıyor bunun arkasında, değil mi?' esprisini yapı nca tebessümle 'O kadar da olur elbet. Şunu bil ki her uzlaşma ve antlaşmada, tarafların çıkarları kaçı nılmazdır' dem işti bana, ileriyi görebilen Özal. Talaban i'ye, Özal',ın federasyonla ilgili duygularını anlattığımda, 'Bana da açıkladı bu öneriyi dedi. .. Özal çok zekidir.
Tarih