”Zaten sonrasında da bir türlü toparlanamadım. Hani konuşmuştuk ya, insan vücudu tatile giderken ne bulursan tıkıştırdığın bir bavul gibi. Bir kere açtıysan bir daha katiyen aynı şeyleri içine sığdıramıyorsun. İşte benim de kendimi söküp takmaya çalıştığım o gece, bütün organlarımı hatırladığım kadarıyla yerlerine yerleştirdikten sonra bir parçam dışarıda kaldı. Anlayacağın, bir süredir beynimi dandik bir pazar poşetinde taşıyorum. Eksik kadroyla iyi bir mücadele sergileyemiyorum…”
"Ben seni sevgilim ben seni hep
yüzünden geçen dalgalardan okudum
gözlerine sevgi okudum ellerine şefkat okudum
annen seni inkar etmişti
aldım etime dokudum…"
Bir başka deyişle, kimse siyah ya da beyaz olarak nitelendirilemez. Aslında hepimiz grinin tonlarıyız. Kimimiz daha koyu kimimiz daha açık. Beyaza çok yakın bir ton tutturabilenlerin azınlıkta olduğunu biliyoruz.
Eğer kimseye bir şey söylemezsen o şey hiç olmamış sayılırdı. Birisi elbette bir gün, hakkında bir şarkı yazacaktı gerçi. Bilmemen ya da hakkında konuşmaman gereken her şey en nihayetinde bir şarkıda karşına çıkardı.