Puan vermedi·232 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
okumayı bitirmenin hemen arkasından sıcak sıcak incelememizi yazalım. Kitaba geçmeden önce şunu sormak istiyorum. Bu kapak rengini ve yazı rengini kim seçti? hadi fosforlu pembe yaptınız bari başlığı siyah yapsaydınız da göz yormasaydı. İsmi kaybolup gidiyor. Söylemesem içimde kalırdı. Biz tabii ki kitabı kapağına göre yargılamıyoruz. Kitap Isaac Asimovun girişiyle başlıyor ve Weinbaum'dan ikinci nova olarak bahsediyor. Yazar yerine onun önsöze başlama sebebi de yazar ilk öyküsü basıldıktan 1.5 yıl sonra vefat etmiş. Bu ilk öyküsü de yine kitabın başlığı ve başlangıç öyküsü olan "bir mars destanı". Kitabın tamamına baktığımızda da toplamda 6 bölüm bulunuyor. Tam olarak birbirinin devamı diyemem ama ortak karakterler farklı bölümlerde çeşitli temalarda işlenmiş, yarı bağlantılı diyelim. İçeriğine çok girmeyeceğim zaten temalar arka kapakta yazıyor. İçlerinden "uyumun doruğu ve eğer dünyaları" bölümleri favorim sanırım. Sadece bir bölüm hangisi olduğunu söylemeyeyim diğerinin farklı ama çok benzer bir versiyonu olduğu için olmasa da olurdu gibi hissettirdi ama zaten akıcı olduğu için o da sorun olmuyor. Bilimkurgu seviyorsanız, vakit geçirmek için kısa hikayeler okuyayım diyorsanız gayet okunabilecek güzel bir kitap. Malesef ömrü adını tüm dünyaya duyurmaya yetmemiş ama öyle olmasaydı kitaplarını severek okurdum diye düşünüyorum. tek bir kitaptan bunu bilmek de zor tabii ki de öyle bir his uyandırdı sadece. Beklediğimden de hızlı bitirdiğimi düşünüyorum ya. Kitabı bitirdikten sonra da öğrendiğime göre Mars'ta bir kratere adı verilmiş. Çok manidar...
İnceleme
Bir Mars DestanıStanley G. Weinbaum · İthaki Yayınları · 2018773 okunma
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024193 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·86 syf.··
2026 14. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 17:51
Evgenia "Mars"/Bonçeva Elmazova ve eşi 1907 senesinde Bulgaristan'dan "Türk payitahtına" geliyorlar. Galata taraflarında bir otelde kalan çift Beyoğlu'nu, Büyükada'yı, Haliç gibi yerleri gezmiş Cuma Selamlığı'na katılmış, Galata Mevlevihanesi'ne ve Demir Kilise'ye de gitmişlerdir. Ülkede kaldıkları süre zarfınca pek çok sanatsal etkinliğe katılmışlardır. Kitabın "Sunuş" kısmını yazan Prof. Dr. Hüseyin Mevsim'in de değindiği gibi Evgania'nın gayri objektif bir bakışaçısı vardır. Örneğin, daha yolculuk esnasında bile Türk askerleri ile Bulgar askerlerini kıyaslar, trende sunulan şartlarla bile "İşte, derin Şark'a yaklaştığımız belli oluyor." der. Zaman zaman üslubu da "tepeden bakma" izleri de taşır. Elbette ki dönemin siyasî yaşamına ve en baş siyasî figürüne -yani padişaha- yönelik yorumları, kendince doğru teşhisleri mevcuttur. Kitap süresince Bulgar tarihine, kültürüne dair değinmeler ve dipnotlar da bilgi akışında mevcut. Kitapta akıcı ve okunaklı bir anlatım var. Yukarıda bahsedildiği üzere, objektif olmayan tutumu bilerek, "farklı bir perspektiften tarihi okumak" için tercih edebilirsiniz.
Tarih
Abdülhamid İstanbul'unda Bir Kadın SeyyahEvgenia Mars · Kitap Yayınevi · 201934 okunma
Dünyayı Kuran Beyin
9/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 08:30
“Dünyanın yapılandırılması ve kurulması muazzam bir iştir, bunu her gün binlerce kez bilinçdışında yaptığımız için ne yaptığımızın farkında bile olmayız.” (s. 155) Oliver Sacks kitaplarının beni en çok etkileyen yanı, nörolojik vakaları anlatırken aslında insanın dünyayı nasıl kurduğunu sorgulaması oluyor. Bu kitapta renkleri kaybeden bir ressamın, hafızası zamanın bir noktasında donup kalan bir adamın, sonradan görmeyi öğrenmek zorunda kalan Virgil’in, Tourette sendromlu bir cerrahın ve otistik savantların hikâyeleri yer alıyor. İlk bakışta birbirinden çok farklı görünen bu vakalar, sonunda aynı noktada birleşiyor. Beyin dünyayı algılarken belirli ölçüde onu yeniden kurar. Bu fikir özellikle Jonathan I. vakasında belirginleşiyor. Renkleri kaybeden ressamın hikâyesinde Sacks, algının ne olduğu sorusunu da düşündürüyor. Bu bölümleri okurken sık sık Steven Pinker çağrışımları uyandı. Pinker dilin ve zihnin dünyayı doğrudan almadığını, onu kategoriler aracılığıyla işlediğini söyler. Johann Wolfgang Von Goethe ise renklerin yalnızca fiziksel bir olgu olmayıp deneyimin ürünü olduğunu düşünür. Sacks ise küçük bir beyin hasarının bütün gerçeklik deneyimini değiştirebildiğini gösterir. Üçü de farklı yerlerden aynı soruyu soruyor aslında: Gerçeklik nerede kurulur? “Rengi yapan şey, bizzat beyindi.” (s. 45) Bu cümle kitabın felsefi merkezlerinden biridir. Jonathan I. başlangıçta renkleri hatırlayabiliyor, onlar hakkında konuşabiliyordu fakat zamanla yalnızca renk görme yetisini değil renklerle ilgili zihinsel dünyasını da kaybetti. Renk, duyusal bir eksiklik olmaktan çıkıp hafızadan silinen bir deneyime dönüştü. Bu fikir beni özellikle etkiledi. Çünkü burada kaybolan şey bir duyudan ziyade o duyunun etrafında kurulmuş anlam dünyası gibi görünüyor. Hatta gördüğü renk gri bile değildir, kullandığımız
Felsefe
Mars'ta Bir AntropologOliver Sacks · İletişim Yayınları · 1997247 okunma
9/10
·408 syf.··
2026 141. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 12:26
Yakma Zevki: Fahrenheit 451 Öyküleri. Öldükten Sonra Doğmak: Öldükten sonra yeniden doğan bir adamın eşinin yanına giderek onunla vakit geçirmek istemesini ancak bunun mantıksız olduğunu anlayarak mezarına geri dönmesini anlatan bir hikayeydi. Ateş Sütunu: Gelecek bir yılda insanlar artık öldükten sonra gömülmemektedir. Öldükten sonra yakılmaktadır. Eski mezarlar da artık tamamen boşaltılacaktır. Tam bu anda ana karakterimiz mezardan kalkar ve insanlardan intikam almak ister. Kütüphane: Kitapların yakılmasına karşı çıkan bir adamın oldukça kısa hikayesini okuyoruz. Parlak Anka Kuşu: Bir önceki hikayedeki gibi kitapların yakılması ile ilgili bir hikayeydi. Mars’ın Çılgın Büyücüleri: Yasaklı kitapların yazarları Mars'a yerleşmişlerdir. Mars'a gelen Uzay gemisinde yasaklanmış kitaplar vardır ve bunlar Mars'da yakılarak tamamen yok edileceklerdir. Yasaklı yazarlar buna engel olabilecek mi? Çılgınlık Karnavalı: Yine bu hikayede de yasaklar var. Ancak bir adamın Usher evini yeniden inşa ederek yasak koyanlardan intikam almasını okuyoruz. Şenlik Ateşi: Tüm Dünya'nın yanması. Oldukça kısa bir hikayeydi. Ocaktaki Çekirge: Evleri dinlenen bir çiftin hikayesini okuyoruz. Ancak bu çift evlerinin dinlendiğinden haberdar. Yaya: 2131 yılında yolda yürüyen bir adamın polis tarafından sorgulanmasını okuduğumuz oldukça kısa bir hikayeydi. Çöpçü: Çöpçü bir adamın ilerleyen bir zamanda çöp arabasının ceset toplamak için kullanılabileceğini öğrenmesini ve bunun hakkında düşünmesini okuduğumuz oldukça kısa bir hikayeydi. Tebessüm: Medeniyetin tamamen yok edildiği bir gelecekte. Halk bir tablonun Mona Lisa'nın parçalanmasını seyretmesini. Hatta halkın bizzat parçalamasını okuyoruz. Ancak bu kalabalığın içindeki bir çocuk tabloya hayran kalıyor. Gece Yarısından Epey Sonra:
Yakma ZevkiRay Bradbury · İthaki Yayınları · 2020743 okunma
3/10
·448 syf.··
2026 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:29
Açık oyunları + Roma tarihi + perihan savaş (analar ölmez) 'i al bunları karıştır al sana 500 sayfaya yakın bomboş bir eser. Mars'ta çıngıraklı yılanın yetiştiği, saçma sapan bir distopyası olan boşa bir kayıp.
Kızıl YükselişPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20152,538 okunma