Engels ise Stirner'in eserinde yakaladığını iddia ettiği iflah olmaz egoizmi "günümüz toplumunun ve günümüz insanının bilinç düzeyine getirilmiş özü” olarak resmedip, Stirner'in egoizminin derhal komünizme dönüştürülmesi gerektiğini iddia etti ve bu ilk başlardaki olumlu düşüncesini Marx'a bir mektupla iletti. Hem de eseri okuduktan kısa bir süre sonra. Marx'a yazdığı mektuptaki şu kısım önemli: (Stirner düşüncesini) ilerletmek için herhangi bir şey yapmadan önce, kendi egoist amacımız için bir neden oluşturmamız gerektiği kesinlikle doğrudur - ve dolayısıyla bu anlamda, herhangi bir nihai maddi özlemde, biz de egoizmden dolayı komünistiz ve sadece bireyler değil, insan olmayı dilememiz egoizmden kaynaklanmaktadır. Ya da başka bir deyişle, Stirner, Feuerbach'in (...) “insan”ını reddetmekte haklıdır. Feuerbach "insan”ı Tanrı'dan çıkarır, Tanrı'dan “insan”a ulaşır ve bu nedenle “insan” teolojik bir soyutlama halesiyle taçlandırılır. “İnsana varmanın gerçek yolu bunun tam tersidir. Stirner gibi değilsek, bu noktada sıkışıp kalmak yerine, kendimizi “insan”a yükseltmek için deneysel, etten kanlı birey olan Ego'dan ayrılmalıyız.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
«Her bir kuşku üstadına göre fikirler genellikle görünmeyen kökenlere sahiptirler. Marx'a göre bunlar sınıf mücadelesi ve üretim örgütlenmesinin somut koşullarıdır; fikirler tarafsız görünüyorsa aslında egemen olanların çıkarlarını gözetiyordur. Nietzsche'ye göre, bunu görürsün, fikirlerde kendini belli eden şey güçlülerin ya da zayıfların içgüdüleridir. Ahlaki, ruhsal ve entelektüel değerler arzulara, hırslara, intikam duygularına hizmette bulunur ama bunu belli etmezler! Freud'a göreyse fikirlerde kendini ifade eden şey, biz farkında olmasak da bilinçdışı arzularımızdır.»
Sayfa 368
Edebiyat
Reklam
«Devrim çağı aynı zamanda 'kuşku ustalarının' çağıdır. Bu düşünürler dini ve tanrı fikrini eleştirirler. Bunların insanların kendilerini rahatlatmak ya da diğer insanlar üzerinde egemenlik kurmak için yarattıkları basit ve saf kurgular olduğundan, bir serap, bir göz yanılması olduğundan şüphelenirler. Marx, tanrının insanları değil, insanların tanrıyı yarattığı fikrini geliştirmiştir. Nietzsche de 'tanrının öldüğünü', başka bir deyişle inancın bittiğini açıklamıştır. Freud ise dini inancı çocukluk korkularımızın ve ilkel korunma ihtiyacımızın bir kalıntısı olarak tanımlamıştır. "Bu üç düşünür birbirlerinden son derece farklıdır, ancak pek çok kişi için büyük öneme sahip tanrı fikrinin başka bir şeyleri sakladığını açıklama konusunda hemfikirlerdir. Saklanan şey Marx'a göre sosyal sınıflar arasındaki çatışmalardır, Nietzsche için içgüdüler ve değerler arasındaki çatışmalardır, Freud için de çocukluk dönemindeki cinselliğin ruhsal çatışmalarıdır."»
Sayfa 367
Edebiyat
Marx'a göre kapitalist sistemdeki ihtiyaç nesnesi üretiminde tüketiciye, elde ettiğinden gerçek anlamda tatmin bulacağı nesneye kavuşabileceğine inanan özne muamelesi yapılır. Kapitalizm arzunun bu yer değiştirmesini kullanarak tüketiciyi o metadan bu metaya sürükleyip durur.
Sayfa 66·Kitabı okuyor
Sosyoloji
Materyalist Teori
''Feurbach'a göre insan, yediği şeyden ibarettir...'' bundan da Marx sözde şu sonucu çıkarmış: ''Bunun sonucu olarak, birinci ve en önemli şey, ekonomik durumdur...''
Sayfa 32 - Evrensel Basım Yayın·Kitabı okuyor
Karl Marx'a atfedilen ama ona ait olmasa da fikirlerini paylaşan söz ne diyordu: "Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser."
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam