Mezar tam bir şok yaşatıyor. Toprağa bir devin pençesiyle öylesine açtığı bir yarığa benzeyen, derin, karanlık bir oyuk. Mezarlığın ta öteki ucunda. Hemen ötesinde, yavaşça geniş bir kavis çizen, suyunu farklı bir yöne doğru akıtmaya başlayan nehir var. O gün yüzeyi mat, halat gibi çizgi çizgi, bir telaş akarak ilerliyor.
Hamnet burayı nasıl da severdi. Agnes zihninde bu düşüncenin belirdiğini görüyor. Kendisi seçiyor olsa, burada, yanında olsa, ona dönüp sorabilse, oğlunun tam burayı göstereceğinden emin: nehrin hemen yanını. Hamnet öteden beri suyu çok sevmiş. Onu yabani otlarla kaplı kıyılardan, rutubetli kuyu ağızlarından, leş kokulu kanalizasyonlardan, koyun pisliğiyle dolu su birikintilerinden uzak tutmak için, Agnes akla karayı seçmiş. Şimdiyse işte burada, nehir kenarında, sonsuza kadar toprağın altında kalacak.