Menderes hükümeti 2 Haziran 1950 ‘de Meclis'ten güvenoyu alarak göreve başladı.Yaptığı ilk icraat ne oldu dersiniz:Devlet giderlerini azaltmak için Başbakanlık, Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanlığı’ na ait bazı otomobillerin satılması oldu.Yani, Türkiye’de her yeni hükümetin yaptığı popülist ilk icraatı DP hükümeti de yaptı. Ve her iktidar döneminde aynı sonuç gerçekleşti: Lüks otomobil alımları ve giderleri her geçen yıl katlanarak büyüdü...
Sayfa 472 - KırmızıKediKitabı okudu
Meclis'in verdiği "Atatürk" soyadını alan Mustafa Kemal'in özel dostlarına verdiği soyadlarını akrabaları bile kullanamayacaktı.Örneğin İsmet Paşa' ya verdiği "İnönü" soyadını kardeşlerinin bile kullanmasına izin verilmemişti.Keza Kâzım Paşa ‘ya verdiği "Özalp" soyadını alamayan akrabaları ona en yakın "Eralp" soyadını almışlardı.
Sayfa 379 - KırmızıKediKitabı okudu
Reklam
Ve resmî bir toplantıda Aziz Paulus'un, "Her konuda büyük sabır göstererek kendimizi Tanrı'nın elçileri olarak ortaya koymalıyız," sözleri üzerine yorum yapılırken Castellio ansızın ayağa fırlar, "Tanrı'nın elçilerine" bir davette bulunur, sadece başkalarını sınamak, cezalandırmak, infaz etmek yerine bir kez de kendilerine bakmalarını söyler. Belli ki Castellio Cenevreli vaizlerin, özel yaşamlarında ahlaki açıdan mükemmel olmak konusunda pek de titiz davranmadıklarına dair epeyce bir şeyler bilmektedir (bunlar daha sonra meclis protokollerinde ortaya çıkacaktır)
Sayfa 87 - Can Yayınları
Atatürk çizgisinde Türk Milliyetçileri İstiklal Harbi'nde olduğu gibi Türk Milliyetçiliği temelinde ve Türk Milliyetçilerinin önderliğinde geniş bir milli ittifakı iktidara taşımak için yola çıkmışlardır. Atatürk çizgisinde Türk Milliyetçisi kadrolar, iktidar olmak için Atatürk'ten ve Türk Milliyetçiliği'nden vazgeçmiş, her şekle girebilen kadrolar değildir. Aksine Türk Milliyetçiliği'ni iktidara taşımak amacı ile Birinci Meclis'in ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün stratejik zekâsı ile sağda ve solda bulunan bütün vatanseverleri, milli kitleleri bir araya getirmek amacıyla yola çıkmaktadırlar.
Devlet Krizinden Çıkış Parlamenter Rejim
Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşadığı devlet krizinden çıkarmanın yolu, devlet yönetiminde 5000 yıllık Türk devlet geleneğini inkâr etmeyen bir anlayışı benimsemektir. Kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü yeniden tesis edilmeden devletimizin sağlam temeller üzerine oturması mümkün değildir. Çünkü adalet sadece mahkeme duvarında değil, hayatın içinde de mülkün temelidir. Bu; yargı bağımsızlığının yeniden ve daha iyi şekilde tesisi ile mümkündür. Demokrasinin tesisi kuvvetler ayrılığının tekrar kurulması ile başlayacaktır. Yaşanan devlet krizinin aşılması için İstiklal Savaşı'nı gerçekleştiren Gazi Meclis'in rehin alınan yetkileri tek adamdan alınarak TBMM'ye iade edilecektir. Parti devletinden tekrar Türk Milleti'nin devletine dönüş gerçekleşmektedir. Devlet yönetiminde partiye biat eden partizan bürokratlar değil, işinin ehli insanlar tercih edilecektir. Bürokrasi, tarikat ve cemaatlerin arka bahçesi ve arpalığı olmaktan çıkarılmalıdır. Özetle, “Saray Rejimi”nin kurulması ile ağırlaşan devlet krizi tarihsel milli birikimimizi esas alan parlamenter demokrasi zemininde demokratik- hukuk devletinin kurulması ile aşılacaktır.
“Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı için cuma gününün özellikle seçildiğini belirtebiliriz. Saltanat ve Hilafeti kurtarmak ve vatanı düşmandan temizlemek amacıyla tarihi, milli ve dini bir havaya da itina gösterilmiştir. Cuma namazını takiben dualar eşliğinde Hacı Bayram Camii'nden bugünkü meclis müzesine gelindi. Burası İttihat ve Terakki Kulübü'ydü; Meclis olarak hazırlanmıştı, sıralar bile civardaki okullardan getirilmişti. Mütevazı bir binada yeni Türkiye Devleti adı ve sanıyla aslında kurulmuştu."
Reklam
Savaşa Hayır !..
60 yıl önce 1950'de bir başbakan (Meclis onayı alınmadan verilen) Kore'ye asker gönderme kararını eleştiren barışseverleri "kökü dışarıda sözde barışseverler" diye hedef gösteriyordu. Bugün yine bu ülkede bir başbakan barış isteyen ve bu yüzden hükümeti eleştirenlerin "teröristlerden farkı olmadığı"nı iddia ediyor... Başbakanlar ne derse desin, Türkiye'de ve dünyanın her yerinde barışseverler "Savaşa Hayır" diyor, yarın da "Savaşa Hayır" diyecek. Ta ki savaşsız, sömürüsüz, barış içinde bir başka dünyayı el birliğiyle kurana dek...
Meclis başkanlığı, Başvekillik ve Erkan-ı Harbiye'yi mutlak biçimde elde tutulması gereken mevziler olarak gören Mustafa Kemal'in, subay mebusların meclis çalışmalarına iştirakini engellemesi ordunun siyasal özerkliğin sağlanması açısından ne denli önemli bir kurumsal yapı olduğunu göstermektedir. Temel amaç, muhalefetin mebuslar etrafında toplanıp oradan Silahlı Kuvvetler tabanına uzanmasını engellemektir.
Sayfa 41 - İletişim Yayınları / 4.Baskı 2021 / Uygulama: Hüsnü Abbas / Düzelti: Remzi Abbas /Kitabı okuyor
"Bir ülke düşünün, 100 yumurta üretiyor; bu yüz yumurtaya karşı 100 lira basıyor. Demir veya kâğıt. Bir yumurtanın fiyatı kaç lira? 1 lira. 100 yumurtanın üretimini daha fazla artırmak için ne yapman lazım? Tavuklara, yani üreticilere ve de horozlara, yani yatırımcılara iyi bakman lazım. Tavukların bakımını iyi yaparsan horozların yani yatırımcıların yatırım şevkini yüksek tutarsan yumurta üretimi 100'den 200'e çıkarsa, bir yumurtanın fiyatı kaç lira olur? 50 kuruş olur. Tavuklara bakmazsan, horozların moralini düzgün tutmazsan, yumurta üretimi 100'den 50'ye düşerse ne olur? Bir yumurtanın fiyatı 2 lira olur. Fiyatı belirleyen, daha doğrusu paranın değerini belirleyen neymiş? Bir ülkenin üretim gücü. Paranın değerini ülkenin üretim gücü belirler. Paranın değerini ne Cumhurbaşkanı ne Merkez Bankası ne Meclis ne de TÜİK belirleyebilir! Sen şimdi, üretim gücünü kırmışsın, üreticinin kolunu kanadını kırmışsın. Üretici üretemiyor. Mecburen ne yapıyorsun? Dışarıdan borçla mal alıyorsun. Borca hizmet alıyorsun. Borca para alıyorsun. Kime çalışıyorsun? Borca çalışıyorsun. Kimin gene bu yük? Üreten kesimin. Üreten kesimi yoksullaştırıyorsun. O çöktükçe çöküyor. Battıkça batıyor. Paranın değeri de düştükçe düşüyor."
Yine Lokman Hekim oğluna şöyle dedi: “Yavrucuğum! Yalnız kalmaktansa ilim meclislerinde bulun. Allah’ın yâd edildiği bir meclis gördüğünde hemen o meclise katıl. Çünkü şayet sen âlimsen ilmin sana fayda verir, cahilsen sana öğretirler. Ayrıca Allah o meclistekileri rahmetiyle kuşatacak olursa onlarla birlikte sen de rahmete mazhar olursun.” Yavrucuğum! Allah’ın yâd edilmediği bir mecliste oturma. Çünkü sen âlimsen orada ilmin senin işine yaramaz. Cahilsen onlar senin cehaletinden başka bir şeyi artırmaz. Ayrıca Allah onlara öfkesiyle tecelli edecek olursa sen de onun öfkesinden payını alırsın.
Sayfa 512
Reklam
Devlet Krizi Nasıl Aşılır?
Ülkemizde hukukun üstünlüğü yeniden tesis edilmeden devletimizin sağlam temeller üzerine oturması mümkün değildir. Çünkü adalet sadece mahkeme duvarında değil, hayatın içinde de mülkün yani devletin temelidir. Adalet ancak yargı bağımsızlığının yeniden ve daha iyi şekilde tesisi ile mümkündür. Demokrasinin tesisi kuvvetler ayrılığının tekrar kurulması ile başlayacaktır. İstiklal Harbi'ni gerçekleştiren Gazi Meclis'in rehin alınan yetkileri Saray'dan geri alınarak TBMM'ye iade edilecektir. Gazi Meclis, Türkiye Cumhuriyeti'ni Yüce Yasama Meclisi olarak hak ettiği güce ve saygınlığa tekrar kavuşmalıdır.
Tarihte Bugün - 3 Mart 1924 Hilâfet'in İlgası...
Atatürk’ün mutlak iktidarı altında olan Meclis, 24 Temmuz 1923 de yapılan Lozan Barış Antlaşmasını kabul ederek Hilâfet'i de arka planda ilga etmişti 13 Ekim’de Ankara yeni Türkiye’nin başkenti oldu ve 29 Ekim 1923 de Cumhuriyet resmen ilan edildi. Cumhuriyetin ilan edilmesiyle laik devlete ve Hilâfet'in kaldırılmasına doğru son adımlar atıldı ve 3 Mart 1924 de nihayet Hilafet resmen kaldırıldı Aynı kararla Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti sona erdirilerek şer'i mahkemeler ve Tevhd-i Tedrisat kanunuyla da medreseler kapatıldı. Din işlerini de artık Diyanet İşleri Başkanlığı yürütecekti Prof. Bülent Tanör, Diyanet’in bundan sonra izleyeceği konumu şu şekilde açıklıyordu: “Diyanet, teknik bir kamu hizmeti kuruluşu olarak çalışıyor, rejimin talepleri doğrultusunda dinin kişiselleşmesine katkıda bulunuyordu. Yetkileri sınırlıydı, ruhani bir otoritesi yoktu. İslami kurallar öneremez, teolojik araştırma yapamazdı, dinsel mülk sahibi değildi
Mîrê Meclis
Mîrê meclis ne kenît ,Mutribê goya çi bi ket Xunçe xendan nebitin,Bulbulê şeyda çi bi ket Neynika husnê butan, lazime sahib nezerek Kesê bîna ku nebit, dîlberê zîba çi biket Bê kerem naçite tîpa edûwan merdê şecî‘ Tîxê ahen çîte, bê destê tewana çi biket Talibê îlm û kemalê nebitin qabilê feyz Hîkmeta terbiyeya alimê dana çi biket Qelbê „Xanî“ sedefa gewherê îrfanê we lê Metnixwanek ku nebit, sahibê me’na çi biket
Meclis bir taraftan Kurtuluş Savaşımızı yürütürken bir yandan da memleketinin geleceğini şekillendirmekle meşgul olmustur. Nitekim 15 Temmuz 1921'de Ankara'da Maarif Kongresi toplanmış ve yurdun çeşitli yerlerinden 250'den fazla kadın ve erkek öğretmen kongreye katılmıştır. İnsan o dönemi düşününce hayranlık duyuyor
Sayfa 117 - Nemesis Kitap, Şubat 2024Kitabı okudu
Meclis birliği şartı
İcab ve kabul ile akdin kurulabilmesi için, beyan edilen iradelerin aynı mecliste ve birbirine uygun olması şarttır. Meclis birliği, mekan birliğinden ziyade, akit görüşmelerinin ihlal edilmediği, icabın kesintiye uğramadan kabul ile birleşinceye kadar geçen zamanı ifade eder.
Sayfa 254 - Akdin Kuruluş Şartları. İrade Beyanı.Kitabı okuyor
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.