mina

Reklam
Zamanın Kenetlenmiş İzi
en gürültülü sayfalarda ağlarken susturulmuş harflerde boğuşurken buluyoruz kendimizi ruhumuzda çiçeklerden açmış bir diken geçmiyor zamanın kenetlenmiş izi boynumuzdaki eller nefesimizi bu denli kesmişken nasıl hissedelim kalbimizi hayatta kalmaya bu kadar hasr-ı vücutken bu topraksız kentlerde nasıl kaybedelim bizi nasıl dayanalım bu tekrar bu kadar acımasızken nasıl susalım da yüzmeyelim derimizi hislerimiz soluk borumuza tırmanıyorken nasıl söküp atalım kinimizi kurşundan sözcükler dilimize kadar gelmişken durmayalım, tutmayalım kendimizi bu sis bizi bu denli yutmuşken özgür bırakalım birbirimizi
Şiir
uyumsuz, ölçüsüz aletlerden oluşan garip bir orkestra gibi başlangıcı da sonu da olmayan kırık dökük konuşmalar...
Edebiyat & Roman

mina

, bir kitabı okumaya başladı
Halid Ziya Uşaklıgil
8.3/10 · 34,8bin okunma
Gözler
zamanı geri sarıyorum neresinde hata yaptığımı görmek için ama yerine acı bir keder zalimce devralıyor gözlerimi görüyorum ki yapmışım en yanlışını her şeyin gözlerim onun ellerinde şimdi göremiyorum ateşin büyüleyici parıltısını göremiyorum masum yüzündeki hatıralar sakladığım benleri ya da yorgun gözlerindeki beni hapseden saflığı ama gözlerime ihtiyacım yok görmek için ellerimdeki nefesinin adenini dudaklarından kıvılcım misali çıkan sözleri yüreğinin kulağıma çarpan seslerini bir yaş damlıyor gözlerinden tomurcuklandırıyor çiçeksiz bahçemi kurak, vefasız topraklarımı iyileştiriyor tüm derin yaralarımı namütenahi bir fezada süzülüyorum sanki ama yine de perdeleri kapatınca geçmiyor gecenin uçsuz karanlığı gözlerim solgun yuvalarına dönmüyor dudaklarımdan hüzün şarabı damlarken geri sarılmıyor hayat
Şiir
Reklam