en gürültülü sayfalarda ağlarken
susturulmuş harflerde boğuşurken buluyoruz kendimizi
ruhumuzda çiçeklerden açmış bir diken
geçmiyor zamanın kenetlenmiş izi
boynumuzdaki eller nefesimizi bu denli kesmişken
nasıl hissedelim kalbimizi
hayatta kalmaya bu kadar hasr-ı vücutken
bu topraksız kentlerde nasıl kaybedelim bizi
nasıl dayanalım bu tekrar bu kadar acımasızken
nasıl susalım da yüzmeyelim derimizi
hislerimiz soluk borumuza tırmanıyorken
nasıl söküp atalım kinimizi
kurşundan sözcükler dilimize kadar gelmişken
durmayalım, tutmayalım kendimizi
bu sis bizi bu denli yutmuşken
özgür bırakalım birbirimizi