Ben o zamana kadar hep en büyük acının sevip de sevilmemek olduğuna inanmıştım . Şimdi ise bundan daha korkuncunun da var olduğunu anlıyordum . Bu da insanın başkası tarafından kendisi istemeden sevilmesi ve sizi rahatsız edip hırpalayan bu ihtirasa karşı koymanızın imkansız oluşu idi . Yanıbaşınızda bir insanın arzu ile yanıp tutuştuğunu görmek ve çektiği acılara elinizden bir şey gelmeksizin seyirci kalmak ; onu yiyip bitiren alevlerden kurtarma iktidar , imkan ve kudretine sahip olamamak..
İşte acı budur...
Yazar eserinde genç ve yoksul bir teğmenle, zengin ve güçlü bir ailenin sakat kızı arasında geçen bir aşkı anlatıyor. Merhamet, acı, kızgınlık, öfke, toplum baskısı bizlere çok güzel bir şekilde anlatılıyor.Zaman zaman ben genç teğmenin yerinde olsam nasıl davranırdım, nasıl hareket ederdim diyeceğiniz bir hikaye.
Keyifli okumalar...
AcımakStefan Zweig · Kent Yayıncılık · 20127,5bin okunma
Ah ah bu Stefan amca bizi mahvediyor öyle kitaplar yazıyor ki mest olmamak elde değil.
Bu kitapta böyledi içinde Sevgi merhamet ve acıma duygularının getirdiği sonuçlarla çıkarmamız gereken o kadar çok ders varki .
Ben bu kitabı okurken yaşadım adeta Mutlu bitmesi için dua ettim nerdeyse ama Stefan amca yine ters köşe yapıp derin bir hüzne koydu beni.
Kitapta sakat asilzade bir kadının kendisine sadece acıyan ve merhamet duyan bir teymene aşık olan ve bunun karşılıksız olmasına karşın,teğmenin bu aşkı öğrenip ne yapacağını bilemediği ve ona karşı sadece merhamet ve acıma hissettiği için derin bir karmaşaya girmesi ve yanlış kararlar alması sonucunda yıllar sürecek bir vicdan azabıyla karşı karşıya kalacağını bir hikaye sizi bekliyor.
Daha fazla ipucu vermek istemiyorum ama kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
İyi okumalar
AcımakStefan Zweig · Kent Yayıncılık · 20127,5bin okunma
Bu kitabı incelemeyi o kadar isterdim ki ama asla bir daha o acımaklı satırları dile getirmek istemiyorum.Zweig'in bu kitabını herkesin okumasini siddetle tavsiye ediyorum.Biraz psikolojiniz sarsilacak ama yine de deger.
AcımakStefan Zweig · Kent Yayıncılık · 20127,5bin okunma
Hastalıklı bir acıma duygusunun gayet güzel işlendiği bir kitap. Okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Şahsen bir insanın vicdanı ve nefsi arasındaki gelgitleri anlatıyor. Acımalı mı? Acımamalı mı? Sorusunu emin olun ki size pek çok kez sorduracaktır. İyi okumalar :)
Duygudan duyuya büründüğüm, merhametin doğru orantıda kullanılmadığında nelere yol açabildiğini gördüğüm, olayları iliklerime kadar hissettiğim uzun soluklu bir romandı . Çok akıcı bir o kadar etkisi altına alıyor. Acımak ile aşkın arasındaki keskin ama ince ayrımı anlatıyor.
"Ama o andan beri biliyorum ki,insanın vicdanı hatırlattığı müddetçe hiç bir hata unutulmuş değildir."...
Tam da bu sözleri doğruluğunu vurgulayacak tarzda bir roman.
Stefan'ın bi çok kitabını okudum, bi çoğu da aynı şekilde; ruh hallerini,iç dünyayı açıkça anlatan tarzda. Ama bu romanı insan merhametini inceden inceye içimize işleyecek şekilde ele almış.
Genç bir teğmene aşık olan,zengin ve sakat bir genç kızı ve genç kıza aşık olamayan, kendi arzuları ve merhameti arasında sıkışan teğmenin hayatını ele alıyor.
Teğmenin tüm merhametine, git gellerine rağmen yine de mutsuz sonu yaşaması beni üzdü.
Bir ara ne olacak işte Edit,i kabullen ve hayatına al diyecek oldum ama düşününce, ne kadar merhametli olsada insan, hayatını vicdan uğruna sevmediği birine kim adayacak kadar büyük bir iradeye sahip olabilir ki.? Kimse
Neyse işin özü gerçekten okunacak,katkıda bulunacak bir roman.
Tavsiye ederim arkadaşlar.
AcımakStefan Zweig · Kent Yayıncılık · 20127,5bin okunma
Yazarın bu uzunlukta belki de tek kitabı . Psikolijik tahlillerin zirveye tırmandığı, karakterle beraber terlediğin, buhranlar geçirdiğin bir kitap. Açıkçası Zweig'ı tanımaya satranç ile başlasam da bu kitapla birlikte benim için vazgeçilmez oldu. Okuduğuma mutlu olduğum ve herkesin okumasını gönül rahatlığıyla tavsiye edeceğim bir kitap.
Bu yazarı seviyorum çünkü karakterini okuyucuyla öyle bir paylaşıyor ve hatta bunu o kadar fazla yapıyor ki kendinizi o karakterin yaşadığı tüm iç çatışmalarını, huzursuzluklarını yaşarken buluyorsunuz. Ve bu bir okuyucu için harika bir his. Bizi karakterin dünyasına sokabilmesi büyük bir başarı. Merhametin ve acımanın hem altında hem de üstünde duygular olduğunu, bu duyguların nasıl çatışmalara sebep olabileceğini acı bir şekilde ortaya koyuyor. Beni fazlasıyla tatmin eden bir kitap oldu.
Stefan Zweig bütün kitaplarında insanları derinden sarsan, psikolojilerini etkileyen duygular üzerinde durmuş. Bu kitabında da ele aldığı ve üzerine bizleri düşündürdüğü duygu merhamet duygusu. Şimdi
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.