Hasan Ali Yücel Klasikleri Tam Listesi
No Kitap Adı Yazar I Ütopya Thomas More II Devlet Platon III Denemeler Montaigne IV Poetika Aristoteles V Söylevler Cicero VI Tragedyalar Sophokles VII Hamlet William Shakespeare VIII Faust Goethe IX Kendime Düşünceler Marcus Aurelius X İlahi Komedya Dante Alighieri XI Prens Machiavelli XII Gargantua François Rabelais XIII Candide Voltaire XIV Toplum Sözleşmesi Jean-Jacques Rousseau XV Türlerin Kökeni Charles Darwin XVI Seçme Öyküler Anton Çehov XVII Don Quijote (2 Cilt) Cervantes XVIII Ölü Canlar Nikolay Gogol XIX Madam Bovary Gustave Flaubert XX Karamazov Kardeşler Dostoyevski XXI Savaş ve Barış (2 Cilt) Lev Tolstoy XXII Kırmızı ve Siyah Stendhal XXIII Gureba-yi Laklakan Ahmet Haşim XXIV Mai ve Siyah Halid Ziya Uşaklıgil XXV Eylül Mehmet Rauf XXVI Şehir Mektupları Ahmet Rasim XXVII Mürebbiye Hüseyin Rahmi Gürpınar XXVIII Sergüzeşt Samipaşazade Sezai XXIX Kiralık Konak Yakup Kadri Karaosmanoğlu
“Bazen düşünüyorum, acaba bütün bu öyküyü ben tek başıma mı yaşadım? Krishna Menon Atmanda’ nın dediği gibi kendi yüreğimizde mi evrenin gerçeğinin tümü? Ve adı yaşam olan o Hint ipeği yanında nereye gider üstümdeki tüm resimler? ” | Onat Kutlar - Bahar İsyancıdır s. 58 |
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İBDA ve "BİLİNEN ARANIR" HÜKMÜ
Klâsik felsefede Menon paradoksu, insan bilgisinin çıkmazını ifâde eder: İnsan, bilmediğini arayamaz; çünkü bilmediğini tanımaz. Bildiğini de arayamaz; çünkü zaten bilmektedir. Bu ikilemde bilgi ya imkânsızdır ya da gereksiz. Dolayısıyla paradoks, bilginin imkânını reddeden bir çelişki olarak görünür. İBDA diyalektiği bu çelişkiyi, hakîkatin önceden verilmişliği (imân) ile şuurun sürekli açılımı (tefekkür) arasında kurduğu dengeyle aşar. İBDA diyalektiği, hakikati bilerek aramanın sistemi, imana dayalı tefekkürün usûlü ve yürüyen hakikatin idrak düzenidir. Bilgi burada sonuç değil, süreçtir. İBDA diyalektiği, İslâmî düşüncenin mâhiyetini “imâna bağlı akıl” formülüyle belirler. Bu düşünme biçiminde imân, bilginin sonucu değil, başlangıç ilkesidir. Teslimiyet, bilmenin bitiş noktası değil, idrak sürecinin zeminidir. Bu yüzden İBDA diyalektiği, Menon paradoksunu nihaî biçimde çözer: Bilinen aranır, çünkü hakâkat bilinir ama idrâk edilmemiştir; bilinmeyen aranır, çünkü hakîkat sonsuzdur ve her idrâkte yeniden doğar. Ancak bilinen aranır; ve İBDA diyalektiği, bu hikmetin çağımıza açılmış tefekkür biçimidir... -Reha Kansu, "İbda Diyalektiğinde "Bilinen Aranır" Hükmü", besincidevre.org, 19 Ek,m 2025-
İBDA Diyalektiği
ANAMNESİS (Hatırlama) Teorisi... (I)
Platon (Eflatun)’un anamnesis teorisi ilk olarak Menon diyaloğunda belirginleşir. Menon'un itirazından doğan paradoksu kısaca: "Bilmediğimiz bir şeyi arayamayız, bildiğimiz bir şeyi de aramaya gerek yoktur. Öyleyse öğrenme imkânsızdır." Burada Sokrates, geometri bilmeyen bir köleye yalnızca sorular sorarak bir geometrik problemi çözdürür. Köle, geometri öğrenmemiştir; fakat doğru cevaba ulaşır. Bu keşif, insanın bilgiyi dışarıdan edinmediğini, ruhunun zaten bildiğini, fakat unuttuğunu kanıtlar. Sokrates Menon paradoksunu böyle çözer ve “öğrenme aslında hatırlamadan başka bir şey değildir” der. -Reha Kansu, "Platon'un Epistemolojisi: Bilgi Hatırlamadır!", besincidevre.org, 23 Eylül 2025-
Epistemoloji
PLATON: BİLGİ HATIRLAMADIR (Anamnesis).
Felsefe tarihi boyunca en çok tartışılan sorulardan biri, bilginin kaynağıdır. "İnsan hakikati nasıl bilir?" Bilgi, duyulardan mı gelir, yoksa aklın doğasında mı saklıdır? Sofistlerin “insan (kişi) her şeyin ölçüsüdür” diyen izâfîyeci yaklaşımı, bilginin şahsî algılara ve kanaâtlere bağlı olduğunu savunurken; Sokrates, bu anlayışa karşı çıkarak bütüncül tanımların peşine düşmüştür. Sofistlerin izâfiyeci (rölativist) bilgi anlayışı ile Sokrates’in herkesi bağlayan genelgeçer tanımlar arayışı arasındaki bu gerilim, Platon’un düşüncesinde sistematik bir kırılma yaratır. Platon (Eflatun), hocası Sokrates’in açtığı yolda ilerler, fakat onun sorularını yalnızca ahlâkî bir çerçevede bırakmaz, metafizik ve epistemolojik bir sisteme dönüştürür. Bu soruları çok daha sistematik bir çerçeveye oturtarak yeni bir felsefî paradigma kurar. Bu dönüşümün merkezinde yer alan ilke, menon paradoksunun neticesinde varılan, “bilgi hatırlamadır” (mathesis estin anamnesis) tezidir. Platon'un Menon, Phaidon ve Phaidros diyaloglarında işlediği anamnesis (hatırlama) teorisine göre öğrenme, yeni bir şey elde etmek değil, ruhun zaten sahip olduğu ama bedenle birlikte unuttuğu bilgiyi yeniden hatırlamasıdır. İnsan ruhu, doğmadan önce idealar dünyasında hakikati görmüştür; fakat doğumla birlikte bu bilgiyi yitirir (lethe). Felsefî çaba, unutuştan kurtuluş, yani anamnesistir. -Reha Kansu, "Platon'un Epistemolojisi: Bilgi Hatırlamadır!", besincidevre.org, 23 Eylül 2025-
Eflatun