merih

merih
@mh_merih
"Televizyon olmadığı için pencereden bulut seyretmeye başladım. Oradaki yayın çok iyi, haberleri daha güvenilir." Christopher McCandless #İntoTheWild #137954376 #93689403
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2022 22. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2022 14:10
Dünyayı bir fıçıya sığdıran Diyojen ile dünyalara sığamayan Everest'teki insanın aradığı şeyin adı ne olabilirdi? Veya, o gün ilk merakı sınayan 'anlam' o elma ısırılmasa şimdi aranıyor olacak mıydı? (Yoksa, "'anlam'ın o sınavda bir taraf olduğunu da nereden çıkardın?" mı demeliyiz) ... Kimi için Aristo'dan Marx'a, kimi için Adem'den Hz. Muhammed'e uzanan evrensel soru, bu: "Hayatın anlamı nedir?.." Zaman, bu soruyu insanoğluna bir arayış pratiği olarak ödev halinde verir ve tüm arayışlar insanoğlunun doğanın uyarılarına üstünlük kurmasından sonra metod değiştirerek ilkel gözlemevlerinde merak gidermelere kadar uzanır.. Ve merak, o gün bu bugündür en uzak galaksilerde o yanıtı aramakla meşgul.. Eaglaton ise okura bu sorudan ne anladığını bulmayı önerir; Shakespeare'in şifreli dizelerinden Freud'un bilinçdışı buluşlarına, Yusuf'un kuyudaki yalnızlığından Hayyam'ın eğlenceli kalabalıklarına kadar arayıştaki onca pratik farklılıklarına karşın ortak anlamlar bulmadaki başarısızlığımız karşısında hayatı hâlâ göstergeleriyle dert edinenler için yeni ve farklı bir öneriyle karşımıza çıkar: "-Hayatın anlamı nedir?- doğru bir soru olmayabilir" Bu soru(nsal), değer yitiminin çok hızlı olduğu günümüzün kentli, pragmatik, politik ve doğa ile teması kesen insanlarının (bir anlamda Chull Han'ın Yorgunluk Toplumu'ndaki 'tereddüt etmeyi bilmeyen aptal bilgisayarların') kontrol ettiği bu kapitalist dünyada bir yerlerde gömülü nesne gibi okunan 'anlam arayışı' elinizdeki kitapla, 'Eaglaton çözümlemesi'nin; -insan, aklın nesnel sorulara ancak yalın yanıtlar verdiği zamanlarda varlığını korur- anlamı ya burada arayın, ya da soruyu bu minvalde alın" önerisi ile farklı bir boyut kazanıyor. *Aruoba'nın 'Olmayalı'sını Eaglaton'un bu benzetmesinden sonra daha iyi anlayabilirsiniz;
Felsefe-Düşünce
Hayatın AnlamıTerry Eagleton · Ayrıntı Yayınları · 2015584 okunma
Reklam
Ütopyalar değişir, ama krallar aynı..
Puan vermedi·249 syf.··
Beğendi
·
2022 16. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2022 19:58
Thomas More, 16.yy kral-derebeyi sömürü sistemine karşı, sahiplik kavramı olmayan, paylaşımcı ve eşitlikçi anlayış yönetimini önerdiği Utopia ülkesi fikri ile kimine göre sosyalizmin fikir babası, kimine göre döneminin entelektüellerini Utopia ile kafaladığı ileri sürülen bir nüktedan.. More aynı çerçelerce farklı farklı tanımlarla değerlendirilse de, Rönesansın Avrupa sosyolojisine etkilerinden biri olan dinde reform hareketlerinin sonucunda Katoliklikten Protestanlığa evrilen 16. yy İngiltere'sinin, değişime statükosunu güçlendirerek sokan Kral, kraliyetin etkisine girmiş kilise ve sınıf sancılarının kimliksizleştirdiği toplum ilişkilerindeki sosyolojik sorunları iyi analiz eden, aslen hukukçu, başlangıçta dönemin Kralı Henry'nin dostluğunu da kazanmış ve fakat Utopia ile alternatif ve oldukça radikal sayılabilecek demokratik ve özgürlükçü bir yönetim modeli önerisiyle sarayın karşısına çıkma cesaretini gösteren ve bunu canıyla ödeyen bir düşünür. Kralın otorite ve yetkilerini tanıması karşılığında bağışlanacak olmasına rağmen, boyun eğmemesi ile Sokrates benzeri bir son yaşayan Thomas More'u, bu anlamda döneminin Pisagor'u, Galileo'su, Hypatia'sı gibi inandığı doğrular, adalet ve özgürlük uğruna bedel ödeyen isimlerin arasında anabiliriz. Utopia'ın, bedeli ödenmiş sonuçlarının Thomas More adına sağladığı 'şöhret'in ileriki dönemlere kelebek etkileri de olmuyor değil.. Kitapta verilen bilgilere göre bir çok yazar ve düşünür farklı yeni toplum modelleri ile de olsa Utopia'ya alternatif kendi modellerini yazmakta gecikmezler. Francis Bacon'un Yeni Atlantis'i, Campanella'nın Güneş Beldesi, Edward Bellami'nin Geriye Bakmak'ı, Aldous Huxley'in Ada'sı bunlardan bazıları, ama her biri eleştiri getirdikleri Utopia kadar olmasa da görece bir denetim toplumu oluşturma
Düşünce
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma
"Anlam sensin.."
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
"Belki de çok fazla arıyorsunuz. Neticede de bulamıyorsunuz," Hermann Hesse Olabilir mi? Bakalım.. İncelediğimizde, "Tam da..", "Aslında..", "Açıkçası.." "İşte..." diye bir başlık yoktur Aruoba tanımlarının hiçbirinde yaşamın anlamına dair. 'Aruoba arayışı'nda bir ip üzerinde yürüyüp yalnızca düşmemeyi amaçlayan insan gibidir anlam, fakat düşmeden geçmenin anlamı daima sıradaki iple sınanmayı vadeder.. Yetinmeyi öğretir sana sen farketmeden Aruoba, anlam arayışndaki sabır ve tevekkül yolculuğu ile biraz Anadolu mistisizmini hatırlatır, "Anlam sensin". Biraz da 'Yol felsefesi'ni andırır, Jack Kerouac deyişiyle; "Sizi yolculuğa çeken yolun sonu değil, yolun kendi de olabilir. Belki de sadece gitmeyi seviyorsunuzdur." tanımında olduğu gibi.. Belki de yaşamın anlamı (da) yalnızca arayışta.. Öyle midir? Bakalım.. #169246192 Aramak, dilemek, bilmek.. Ya da tersinden sırasıyla, hepsi... bir devinimin aşamaları gibi. Hücrelerimizden, evrenin sayısız gezegenlerine kadar, gezegenlerin oluşturduğu sistemlerden, zaman büken mega mesafelere.. Her atom, her hücre bir arayışta değil mi? Anlam arayışlarının unutulmaz hikayelerinden birini, doğada mutluluğu deneyimlerken yitip giden bir gencin macerasını anlatan İnto The Wild film müziklerini yapan Eddie Vedder şarkılarından birinde şu söz geçer: "Bu ruhu götüreceğim şimdi şu içimdeki kendime; Yepyeni bir dost gibi, Ebediyen bileceğim, Bu ışık bana ait, ve amaç göstermek, Öncekinden her zaman daha iyi olacağımı..." *Ve amaç göstermek, öncekinden her zaman daha iyi olacağımı... youtu.be/nG_BQF6ofYQ Hermann Hesse'nin dediği gibidir belki de; "çok da aramamak" gerekebilir; seni çeken çekim gücüne güvenmek, inanmak, bırakmakta belki de tüm anlamlar.. Sevgiyle kalınız _II_
Felsefe
OlmayalıOruç Aruoba · Metis Yayıncılık · 20161,156 okunma
yangın
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
Falih Rıfkı Atay 11 Kasım 1938'de "En mesut Türkler, Atatürk yaşarken ölmüş olanlardır. Ömrümüzün ve Türk tarihinin en acı yasını tutmak talihsizliği bize düştü." demişti... Bu anekdotun kitapla bir ilgisinin olmadığını belirteyim. Sahnenin Dışındakiler'i okuduğunuzda Atatürk kitabın hiç bir yerinde bahse konu olmasa da, 'ana sahne'nin sürekli göz önünde tutulması O'nun perde arkası varlığını hissettirmeye yetiyor. Falih Rıfkı'nın o itirafını belirtmemin nedeni sahnenin dışı ve içinin yakın tanığı olan birinin ifadesinden, Tanpınar'a Sahnenin Dışındakiler'i yazdıran realiteye önem atfetmemden.. Kitaba gelince.. Sahnenin Dışındakiler 1920'de işgal altındaki İstanbul'dur, sahne içi ise Anadolu. Anadolu 1nci Dünya Savaşı sonrası o ateşten günlerini yaşarken, batmakta olan bir imparatorluğun sosyal kargaşasından bir yaşam kesiti sunulmuş Ahmet Hamdi Tanpınar kalemiyle. Sahnenin içine 'oyuncu' yetiştiren milli bilincin harmanlandığı yeraltı faaliyetleri ile, şehrin sokaklarında işgal bürokrasisinin sıkıntılarıyla mücadele eden entelektüel karakterlerin biçim vermeye çalıştığı yeni toplum modeli arasındaki ilişkiyi bir sahne gerçekliğinde izleme fırsatı buluyoruz. Sahne dışı, 72 milletten harp vurguncularının uğrak yeri iken, sahne içinde yangın vardır. Sahne dışı batan bir imparatorluğun boşa çıkan makamları için birbirlerinin ayağının kaymasını bekleyen gözden düşmüş devlet adamları ile dolu iken sahne içindeki yangın sürmektedir.. Sahne dışı, değişen yaşam koşullarına yeni yeni fırsatçılar yetiştirirken sahne içinde halâ yangın vardır. . Ahmet Hamdi Tanpınar'a minnetle... Keyifli okumalar _II_
Roman
Sahnenin DışındakilerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20053,543 okunma
Neydi sessizlik?
Puan vermedi·136 syf.··
2022 3. kitabı
''Ruhu kişinin sahibi değilse,'' der Thseng-tseu, ''kişi bakar ama görmez; dinler ama duymaz; yer ama yediğinin tadını ayırt edemez''. Yediği şeyin tadını ayırt eden biri asla obur olmaz; ama ayırt etmeyen obur olmaya mahkumdur... - Mesajda geçen 'tat' kelimesini kanaat ve cömertlik, 'obur'u ise açgözlülük ve lüks düşkünlüğü olarak alabilirsek bu işin felsefesini daha iyi kavrayacağız. Aslında dostlar, incelenmeye değer olan Minimalizmin kendisi... Peki ya kitap? Yanıtımın biraz acımasız kaçağının farkında da olarak; iki kafadar Minimalizm'i yazmışlar, ama yaptıkları şey pazarlamacılık. Pazarlamacılıksa bir kapitalizm ürünüdür ve minimalist felsefe ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı gibi, sermaye biriktirme amaçlı sistemlere karşı tepki doğuşunun baş nedenidir. Kafadarlar bu marifetlerini Amerika'nın bir film pazarlama şirketinin kanalında da belgesel olarak yayınlıyor, kazanç iyi olmalı ki bir de kitabını yazmışlar. O belgeselin bir iki bölümünü izleyip bırakmıştım. Şeyde.. şu, artık her evde olan ücretli film ve dizi kanalında. *(Reklam yok :)> Kitabı ise yazar araştırması yapmadan sitede bir okurun paylaşımını görüp araştırmadan sipariş ettim, ki ne göreyim: Onlar :)) *Benim dikkatsizliğim :/ Kitabı kötülemiyorum, sonuçta bir emek ve tecrübe var. Fakat minimalizm okumak istiyorsanız bu kitap o kitap değil. Minimalizmi, doğuş nedenleri olmadan okumak eksik kalır, Minimalizmi, transandaltalizmi içsellestirmeden uygulamak olmaz, Minimalizmi, kanaat felsefesini anlamadan uygulamak diyet yapmaktan öteye gitmez, Minimalizmi, Zen'i, Stoacılığı, Epiktetos'u, hatta Yunus'u okumadan anlayamazsınız, Minimalizmi, Throreau'yu, John Muir'i, Nicholas Chamfort'u, Lord Byron'ı okumadan uygulayamazsınız. - Doğayı, doğada yaşayarak tanıyabilirsiniz belki, fakat 'doğadakiler gibi'
Minimalizm
MinimalizmJoshua Fields Millburn · Eksik Parça Yayınları · 20181,349 okunma
Reklam