Sesin İnsan Kimliğindeki Yeri!
Puan vermedi·200 syf.··
2026 106. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:17
Mladen Dolar Sahibinin Sesi adlı eserinde sesin insan formunda yetkin çeperi hakkında hem analitik hem de psişik noktalar bağlamında okuyucuya bilgi vermiştir. Sesin geniş kitlesel ve bireysel bandı düşünüldüğünde psikolojik ve sosyolojik etki alanlarını siyaset, estetik, tarih ve ahlak gibi tüm nosyonları inceleyen Mladen Dolar okuyucuya varlık formunun bir biçemini ortaya koymuştur. Siyasi içerik üzerinde sesin kitlesel varlığı düşünüldüğünde kelimelerin fonotik diyagramı ve bunların kullanım dizlekleri irdelenirken; tarih sahnesindeki kişiler üzerinden örneklemlerle sesin siyasi önemi ve özellikleri hakkında bir tanıtlama yapmaya çalışmıştır. Özellikle kelimelerin hem etimolojik hem de fonotik yörüngeleri hitabet kavramına yüklendiğinde kendini açığa çıkaran bir evrimleşmeyi göstermiştir. Estetik biçemden hareketle sesin insanın duygusal varlığının neliği ve duyguların varlık şematiğindeki konu hakkında bilgi vermiştir. Bu bilginin bireyi ve toplumu nasıl şekillendireceğini de gösteren Mladen Dolar; sesin dilsel harmonisinin merkezi bir noktaya yerleştiğinde Friedrich Nietzsche'nin Apollon ve Diyonisos ve hatta Slavoj Zizek'in 'soğuk ve sıcak' sifer dediği noktaya da kapı aralamaktadır. Tarih kavramını ses düzlemi bağlamında incelediğimizde mitosların temelinde tarihsel kişilikler ve dilin fonolojik yönü üzerinden hitabet kavramı bizi karşılamaktadır. Bu mitoslar bize hem varoluşun törensel ve ritlerini hem de tarihsel kişilikler bağlamında savaşları bize tanıtmaktadır. Dilin ve kelimelerin kullanış biçemiyle hem sosyolojik hem psisik hem de kimlik tematiğinde sesin kaplamı hakkında bizi bilgilendirmektedir. Sesin ahlaki normuna geldiğimizde ilahi emirler ve çağrılar etkinliği karşımıza çıkmaktadır. Eski Ahitte önce '' 'Söz' vardı'' ayeti bağlamında değerlendirildiğinde karşımıza hem ilahi bir mesaj
Duygu ve Düşünce
Sahibinin SesiMladen Dolar · Metis Yayıncılık · 201317 okunma
Geçmişe sürreal bir yolculuk gibi
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
Mitos’tan Logos’a, mitolojiye ilginiz varsa okumanızı önerebileceğim bir kitap. Farklı kültürlerin mitlerinin nasıl birbirini etkilediği ve dinlerin bile bu mitoslar yoluyla oluşmuş olabileceğini karşılaştırmalı şekilde gösteriyor. Yunan ve Anadolu topraklarında doğmuş yetişmiş tanrı ve tanrıçaları hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, günümüz dinlerinin kökenlerinin nereye dayandığı hakkında ipuçları bulmak için okuyabilirsiniz. Yazarın dili akıcı ve çok fazla teknik terim içermeyen, okuması kolay bir kitap.
Mitos'tan Logos'aAli Canip Olgunlu · Çalıkuşu Kitap · 202022 okunma
Reklam
Puan vermedi·192 syf.·
2021 32. kitabı
genel olarak bakıldığında okuyucu kitabın ismine aldanıp kitaptan çok fazla beklentiye giriyor. sanat ile ilgili bir mitolojinin ya da sanat hakkında kavramsal bir tartışma bulacağını umut ederken, içinde yalnızca mitoloji bulabiliyor ve bulduğu şeylerde hemen her yerde bulabileceğiniz, 150 seneyi aşkın bir süredir çok fazla incelenmiş ve ilan edilmiş söylemleri okumak zorunda kalıyor. öncelikle şu söylenebilir. "sanatın mitolojisi" sanat ile alakalı mitoloji ya da sanatın yarattığı, sanat kavramına ait bir mitoloji demektir. bu kitabın adının mitolojik sanat ya da mitolojinin sanatı olmalıymış zira sanat ile alakalı hiçbir kavramsal tartışma yapılmamıştır. hatta mitolojinin mitolojisi olsa çok daha yerinde olurdu. ismail sezgin burada mitosların toplumun kolektif hafızasının ürünleri olduğunu belirtirken mitosların içerisindeki oldukça kişisel sayılabilecek imgeleri biraz da olsa öteye itmiş gibidir. mitos anlatılarında bulunan (ve günümüzde bize çok acayip ya da sıradışı sayılabilecek) figürler, olaylar, kurgular, nesneler, mitosun yaratıldığı dönemde oldukça kişisel bir imgelem ürünü iken, sonradan evrenselleşmiştir. burada imgenin kişisel bir yapıntı mı yoksa evrensel bir yorum mu olduğu tartışılabilir. ayrıca, ismail sezgin'in kullandığı "şunu söyleyebilirim", "bunu iddia edebilirim" diye bildirdiği çoğu iddia zaten çoktan beridir söylenmiş ve tartışılmış, aşılmış ve sonuca bağlanmış tartışmalardan ileri gidemiyor. bu tip bireysel ifadeleri bir çeşit ego ile bağdaştırmak zorunda kalıyoruz. bu da ya okuyucuyu küçümsemek ya da hafife almak anlamına geliyor ve bilimsel ifade yöntemleri ile alakasız, çiğ bir söyleme sebep oluyor. bu tip cümlelerde yazar yerine ben utandım. ismail sezgin’in mitosları tarif ederken kullandığı “ölü söz”, “dna”, “ışık (sorgulama,
Sanatın Mitolojisiİsmail Gezgin · Sel · 2008212 okunma
Sudan Gelenlerin Hikayesi
10/10
·200 syf.··
2025 121. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 19:05
Kitaba başlamadan imcelemelere bak istedim. Ancak istediğim gibi detaylı bir inceleme bulamadım. O halde neden ben yazmıyorum dedim kendime. Buyrun bu da incelemem. Konuşmadan anlaşılır mı, seslenmeden duyulur mu insan? Hem de öyle bir anlaşılır ki.. İşte tam bu kitapta söylenmeyi duyuyor duydukça hissediyor hissettikçe kabuk bağlıyor, katılaşıyorsunuz. Konuşabilen ancak dilsiz, duyabilen ancak sağır Adile ile ahraz oğlu İsrafil'in hikayesini okuyoruz. Kitapta dikkatimi çeken ilk şey yazarın isim seçimleriydi. Hiçbirinin tesadüf olmadığını düşünürken kitap ilerledikçe haklı olduğumu anladım. İsrafil; İslam'da sûr'a ilk üflemesi ile tüm canlılar ölecek ve dünya hayatı sona erecektir. Ahraz oğlanın isim seçimi gerek kilisedeki motiflerden etkilenmesinin tasfir edilişi gerek kitabın sonuna doğru ada halkının başına gelenlerle daha da anlam kazanıyor. Marangoz Yusuf karakteri tasvir edilirken sürekli kör ve karanlık bir kuyudan bahsedilmesi dikkatimi çeken bir diğer nokta oldu.Daha doğarken hor görülmüş, köksüzleştirilmiş biri. Zaten bu kitabı tek cümle ile özetlemem istense doğarken lanetlenenlerin kitabı olduğunu söylerdim. Zira tüm karakterlerin ortak noktası lanetle doğmak (!) Kitapta bol bol mitoslardan, okültizmden, üstü kapalı şekilde dini tasvirlerden yararlanılmış. Bana kalırsa bu hikayeyi farklı bir boyuta taşımış. Adile'nin İsrafil'i emzirirken yılanın sütü emmesi, İsrafil'in kilise duvarlarındaki tasvirlerden birini yılana benzeterek bundan büyülenmesi, Zehra ile İsrafil'in kitabın sonundaki bir durumu baştaki Adile ve yılan olayına benzerliği beni yılan sembolünü araştırmaya itti. Okuduğum bilgiyi sizinle direkt paylaşmak istiyorum: ''Yeraltı ve yeryüzü arasında yaşamını sürdüren yılan üç farklı katmanın karakteristik özelliklerini kendi bünyesinde
1000Kitap
AhrazDeniz Gezgin · Can Yayınları · 20195,7bin okunma
Sapiens
Puan vermedi·412 syf.··
2025 69. kitabı
Yuval Noah Harari’nin Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens adlı eseri, Homo sapiens’in biyolojik bir türden kültürel ve toplumsal bir fenomene dönüşümünü, disiplinlerarası bir perspektifle ele alan çarpıcı bir anlatıdır. Harari, evrimsel biyoloji, antropoloji, tarih ve ekonomi gibi alanları bir araya getirerek insan türünün bilişsel devrimle başlayan serüvenini, tarım devrimiyle kurulan toplumsal yapılar ve mitoslar üzerinden anlamlandırır. Kitap, sadece tarihsel olayları sıralamakla kalmaz, aynı zamanda kolektif hayal gücünün insanlık tarihindeki belirleyici rolüne dikkat çeker. Sapiens, bilgiye erişimin hızlandığı bu çağda, insanın nereden gelip nereye evrildiğine dair bütüncül ve sorgulayıcı bir bakış sunarak, geçmişi anlamanın geleceği şekillendirmedeki önemini güçlü biçimde hatırlatıyor. Harari’nin dili sade fakat düşünsel derinliği yüksek; bu yönüyle hem geniş okur kitlesine hem de akademik ilgi duyan okuyuculara hitap eden özgün bir anlatı ortaya koyuyor. Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens Yuval Noah Harari
İnceleme
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,6bin okunma
Hareli Denizin Masalı
8/10
·128 syf.·
2025 37. kitabı
| Pîrî | Faruk Duman Selâmlar Faruk Dumanı ilk kez okudum şimdi ben, okumazdan evvel, o sahafta elim Pîrî ‘ye uzanırken; şu yazarı sevmiş halimi gözümün önüne getirir bi hali vardı zaten. ama okuyunca neyi sevdiğimi bellemek pek alâ. Bazen bazı kitapları sesli okurken daha bi tadı çıkar sanki; kendimi yüksek sesle , hissederek okurken buluveririm. O kitap gönlümde kendi şarkısını çalıvermiştir. Pîrî bana bunu yaptı. Dili zaten şiirli ki. Deniz tuzlu kokusu, dalgaların şarkısı , gemi etrafında suyun haraleneşi, bir rüya , bir uyanış, bir büyü, bir iyileşme, bir yaralanış derken nelere nelere gebe değil ki bu metin… Mitoslar, tarih, doğa bir arada; bu bir araya gelişin altını hakkıyla çizer Faruk Duman. Dört bölümden oluşuyor metin; Kavis, Oğlak, Kova ve Balık. Ben anlatıcı Yusuf ve yanındaki Seyyid, Azat, Seferis in peşinde rüya ile gerçeğin muğlak duvarında geziniriz. Bazen bir hatırlayış, bazen bir düşleyiş, bazen bir deniz serabı bir de Faruk Duman edebiyatı oluyor Pîrî .. Sevildi. Faruk Duman ‘dan İncir Tarihi de bu hislere gebe bekliyor beni. Kitapla Kalın Pîrî Faruk Duman
Edebiyat
PîrîFaruk Duman · Yapı Kredi Yayınları · 2020130 okunma
Reklam
Reklam