Kayın hısımlığı evlenme ile kendiliğinden kurulur. Evlenmenin geçerli ya da geçersiz olmasının önemi yoktur. Eşlerden birinin, evlenme sırasında var olan ve evlilik sırasında doğan tüm kan hısımları, diğer eşin kayın hısımı olur. Evlenmenin herhangi bir sebeple sona ermesi, kayın hısımlığını ortadan kaldırmaz. (MK 18/2) ancak evlenmenin sona ermesinden itibaren yeni bir kayın hısımlığı kurulmaz. Bu sebeple de, aralarında bir evlenme yasağı da söz konusu olmayacağı için örneğin kadının eski kocası, kadının yeni evliliğinden olan kızıyla evlenebilir.
Tanrı İonaya başa salır ki, məhəbbətin məğzi "zəhmət çəkməkdən", "nəyisə böyüdüb boya-başa çatdırmaqdan, məhəbbətlə əməyin bir-birinin ayrılmaz hissəsi olmasından ibarətdir. Əmək sərf olunan şey sevilər və eyni zamanda sevilən şeyin uğrunda əmək sərf olunmalıdır.
Güvən bir anın məhsulu deyil. Formalaşması zaman və əmək istər. Bir növ sakura ağacı kimi. Demək istədiyim hər yerdə bitməz, amma bitdiyi yeri güllük, gülüstanlığa çevirər.
(1) Abači "şeytan": Kaşgarlı Mahmut bu sözcüğün çocukları korkutmak için abači keldi "öcü geldi" şeklinde kullanıldığını DLT'de açıklamıştır. Sözcük Yakut Türkçesinde de abasy ve abassy "kötü ruh, ölünün ruhu" şeklinde tanıklanmaktadır. Korecede de ebi "şeytan vb." sözcüğüne rastlanmaktadır. Korecede ebi bir çocuğu korkutmak veya yaramaz bir çocuğu uyarmak için kullanılmaktadır. Bu sözcükle ilişkili olarak Moğolcada da bazı örnekler bulunmaktadır: Mo. abla- "büyülemek, hortlayarak zarar vermek", abtai [büyü etkisi], abagaldai "Şaman tanrısı, Şaman tanrısı maskesi". Bu Moğolca örneklerden hareketle *ab sözcük kökü olarak düşünülebilir. Korecedeki biçim olan ebi muhtemelen *ab köküne gelen {-i} isimden isim yapım ekiyle türemiş *abi sözcüğünden gelmektedir.
(2) Bakşı "Erkek Şaman": Bu sözcük Türkçede ilk kez Uygur Türkçesinde "Budist din hocası" olarak görülmektedir. Çağatay Türkçesinde "katip, cerrah" anlamlarına gelmektedir. Çağdaş Türk lehçelerinde Uygur ve Yakut Türkçesinde "erkek Şaman" için oyun sözcüğü kullanılırken Kazak ve Kırgız Türkçesinde bakşı kullanılmakta, Manas destanında da kara bakşı örneği bulunmaktadır. Sözcük Türkmen Türkçesinde "saz şarkıcısı" olarak geçmektedir. Korecede ise baksu "erkek Şaman" biçimine rastlanmaktadır. Moğollar sözcüğe "öğretmen" anlamını yüklemişlerdir. Sözcüğün, Türkçenin güneydoğu koluna bağlı Kazak ve Kırgız Türkçelerinde de aynı anlamda kullanılması ilgi çekicidir.
(3) Kam "Şaman, hükümdar": Eski Kore devletlerinden Silla'da yaygın olarak kullanılan unvanlardan biri olan kam (監) (Eski Çin. kam', Sino-Ko. kam); 大監,少監,弟監unvanlarında olduğu gibi yüksek rütbeli memurlar için kullanılmaktadır.大,少ve 弟 sırasıyla "büyük, küçük ve küçük erkek kardeş" anlamlarında niteleyici sıfatlardır. 監, kam unvanının Çincedeki transliterasyonudur.
Antik Dönemde Kore-Altay İlişkisi Üzerine Bazı Kanıtlar, Han Woo Choi·Kitabı okuyor
"Örneğin bir adam düşmanları tarafından takip ediliyor olsun ve bir hendekle karşılaştığında düşmanlarının orada kendisini beklediklerine ilişkin bir algıya sahip olsun. O bu algıyı olası bir algı olarak kabul edip derhal geri dönecek ve oradan kaçacaktır. Böylece bu yerde düşmanlarının kendisine bir pusu kurup kurmadıklarını kesin olarak bilmeden önce söz konusu algısını olası bir algı olarak kabul edecektir" (MK, I, 186-187).
Ancak ortada bu kadar acil, bu kadar hızlı yargıda bulunmayı gerektiren bir durum olmadığı ve meydana gelen şeyin dikkatle ve sıkı bir şekilde araştırılması için zamanın olması durumunda sadece olası değil aynı zamanda sıkı bir şekilde soruşturmaya tabi tuttuğumuz algılarımızın peşinden gitmemiz gerektiği açıktır.