BİLGİSAYARLAR, MODEMLER, POS MAKİNELERİ, HATTA BİZZAT BİNALAR; HER ŞEY KABLOLARLA BİRBİRİNE BAĞLI, BU BAĞLAR ŞEHRİN HER YERİNDEN GÖRÜLÜYOR. KEŞKE BEN DE BİR ŞEYLERLE BAĞLANTIM OLDUĞUNU GÖREBİLSEYDİM. SABİT, DEĞİŞMEZ BİR VIZILTI BENİM DE AÇIK OLDUĞUMU, VERİ GÖNDERİP ALDIĞIMI BELLİ ETSEYDİ. DÜZGÜN ÇALIŞTIĞIMI GÖSTERSEYDİ.
Alıntı
biz gerçekten ahlaksal varlıklar ol­muş muyuz? Oysa bütün dünya inanıyor buna, bu bir karşı çıkıştır düpedüz... Biz çağdaş insanlar çok ince, çok duyarlıyız, yüzlerce saygı göstererek, alarak, gerçekte sayısız düşler kurarız, sergilediğimiz bu içtenlikli insanlık, bu sevecenlik içinde, yar­dımseverlikte, karşılıklı güvende, eriştiğimiz uyumluluk olumlu bir ilerlemeymiş, işte böylelikle biz Rönesans insanlarının çok ötesine varmışız. Oysa böyle düşünüyor her çağ, böyle düşünmesi de gerekir. Ancak bizim Rönesans içinde bir yer edi­nemediğimiz de kesindir, bir kez bile onu düşünemiyoruz: bizim sinirlerimiz bu gerçekliğe dayanamaz, bizim kaslarımızdan söz edilemez bu konuda Bu olanaksız durumla hiçbir gelişme sağla­namadı, tersine başka, daha sonraki bir nitelik, yetersiz, çelimsiz, elverişsiz diye zorunlu bir durumdan kaynaklanan buyurucu bir ahlak ortaya kondu. Biz inceliğimizi, gecikmişliğimizi, fizyo­lojik yaşlanmamızı tasarlıyoruz, böylece ‘insancıllaştırma’nın ah­lakını da, değerini de yitirmiş oluyoruz -ahlak kendiliğinden bir değer taşımaz-: bizi değersiz, küçümsenesi kalıyormuş. Öte yan­dan kalın pamukla güçlendirilmiş insanlığımızla biz modemler, bundan kuşku da duymuyoruz, bu insancıllığın ayağı bir taşa çarpmak isteyebilir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Modemler
Ev bilgisayarlarıyla evrensel ağlar arasındaki bağlantıyı nihayet sağlayan bu küçük cihaza modem dendi. Bir telefon hattındaki analog bir sinyali modüle ve demodüle ederek (ismi de buradan gelir) dijital bilgileri gön­derebiliyor ve alabiliyordu. Böylece sıradan insanların telefon hatlarını kullanarak bilgisayarlarını başka bilgisayarlara bağlamasını sağlıyordu.
Sayfa 352 - Domingo Yayınları: 3. Baskı: Aralık 2019 / Çeviri: Duygu Dalgakıran·Kitabı okudu
Teknoloji
Buna mukabil, biz modemler, duygularımızı paylaşma konusunda belli bir teşvik görmüş, önemli bir maharet kazanmışız. Edebiyat adı hk altında bunu yapıyor, ekranda yapıyor, dost meclisinde yapıyor, hasılı sözlü ya da yazılı izler bırakmaya meraklı görünüyoruz.
Sayfa 8 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
“Yirmi birinci yüzyılda mektup yazmak, yaşantımızdan tamamen çekip gidecek. Kimsenin mektuplara ayıracak vakti kalmadı. Fakslar, telefonlar, modemler... (Henüz e-posta girmemişti yaşamlara) Bir de kartpostallar var, arkalarına bir iki satır çiziktirilmiş, renkli kartpostallar... Yalan mı?”
Sayfa 175·Kitabı okudu
Psikoloji
Ye'cüc Me'cüc (Gog et Magog)
Islâm geleneğinde, bu "çatlaklar" çevrimin sonuna varıldı­ ğında, herşeyi yakıp yıkan Ye'cüc Me'cüc (Gog et Magog) sü­ rüsünün çıkacağı "çatlaklar" olarak ifade edilir.125Yecüc Me- ciic kalabalığı dünyamızı istila etmek için durmak bilmeyen çabalarda bulunurlar; bu "varlıklar" (entités) söz konusu alt güçleri ve etkileri temsil ettiklerinden, ayrıca şu anda "yer al­ tında" hayat sürdükleri kabul edildiğinden hem devler olarak hem de cüceler olarak tasvir edilirler; bu durum, yukarıda gör­ düğümüz şeylere göre, en azından belli bir ilgi içinde, bir açıdan onları "gizli hâzinelerin bekçilerı'yle ve "yer altındaki ateşin" demircileriyle özdeşleştirmektedir; burada hemen hatırlata­ lım ki, bu demirciler de son derece zararlı bir görünüme sahip­ tirler. Aslında, bütün bunlarda söz konusu olan daima "madde altı" (infra-corporelle) manevî etkilerin alanıdır.126 Daha doğ­ rusu, maddî âleme ve insanların dünyasına sokulmak için bu "varlıkların" (entités) yaptığı girişimler yeni bir şey değildir; en azından Kali-Yuga'nın, Karanlık Çağ'ın başlarına kadar, yani "klasik" antikite çağlarının ötesine kadar uzanır, kutsal olana kayıtsız (profane) tarihçilerin ufku orada sınırlı kalır. Bu konu­ da, Çin geleneği sembolik ifadelerle şunları kaydetmektedir: "Niu-kua (Fo-Hi'nin hem kız kardeşi hem de karısıdır ve Fo-Hi ile birlikte hüküm sürdüğü söylenmektedir) gökyüzünde bir devin açmış olduğu yırtığı dikmek için, beş renkli taşlan erit­ ti."127Her ne kadar burada açıkça belirtilmemiş de olsa, bu yır­ tık dünya ufkunun üzerinde bulunan bir noktada meydana gel­ mişti128ve bu durumu Kali-Yuga'mn başlangıcından kesinlik­ le sadece bir kaç asır sonra olan bir çağda yer almıştır. Ancak her ne kadar Kali-Yuga'mn tümü tam anlamıyla bir karanlık dönemse de, —bu tür "çatlaklar"ın olması bu
Tasavvuf