Mohaç Meydan Muharebesi'nde 1,5 saat içinde Orta Avrupa'nın en büyük kara ordularından birini yenen Osmanlı'nın bu üstün gücünü anlatmaya çalışan Macar tarihçisi Alföldi, ''Daimi şekilde harbe hazır olma, hayrete şayan hareket kabiliyeti ve sürat, süvari tekniğinde büyük maharet, Türklere, değil toprağa bağlı Germenler, yüksek kültürlü Romalılara karşı bile askeri üstünlük temin etmiştir.'' demektedir.
Sayfa 167Kitabı okudu
Hz. Aişe, fetih günü Efendimiz'in (sas) bir merkubun üzerinde Mekke'ye girişini şöyle anlatıyor, " Mekke'ye girerken üzerine bindiği merkubun semerine, neredeyse alnı değecek şekilde giriyordu,"Efendiler Efendisi (sas), mütevazi kişiliği ile bir zamanlar binbir eza cefa gördüğü ve ardından terk etmek zorunda kaldığı bu şehre şimdi muzaffer bir kumandan olarak giriyordu ama nasıl bir tevazuyla giriyordu. Bu tevazu örneği az da olsa ileride yeniden yaşanmıştı elbette bunu yaşayan ve yaşatanlar hep Peygamber Efendimiz'in (sas) yolundan gidenler olmuştu. Mısır Seferi'nden dönerken İstanbul'a gündüz girmeyen ve halk bu muvaffakiyeti bizden bilir ve alkışlar diye Üsküdar'da bekleyerek şehre gece giren Yavuz, Mohaç Meydan Muharebesi'nde dünyanın en büyük ordularını 2 saat içinde yok eden ve dönüşte, "Bu zaferle kalbime gurur girdi. Bu gece yatağımı dehlize serin," diyen Kanuni canlanıyor zihnimizde. Kudüs'ü alıncaya kadar 30 sene çadırda yatan Selahaddinler, İspanya'nın fethi sonrasında, "Unutma dün bir köleydin, bugün muzaffer bir komutansın yarın toprağın altına girip hesap vereceksin," diye kendisini hesaba çeken Tarık bin Ziyadlar ve daha niceleri. Onların hepsi bu güzeller güzelinden almışlardı boyalarının rengini ve dünyaya hayat olmaya çalışmışlardı ömürleri boyunca.
Sayfa 123Kitabı okudu
Reklam
288 syf.
·
Puan vermedi
Üçlemenin ilk kitabı... Kanuni'nin padişah oluşundan Belgrad ve Rodos'un fetihleri ve Mohaç Savaşına kadar geçen süreci kapsıyor kitap. Üç farklı kişinin ağzından gidiyor. Birincisi Sultan'ın kendisi. İkincisi Pargalı İbrahim Paşa, üçüncüsü ise son kitapta başrolde olan ve benim de çok sevdiğim Osmanlı'nın Türkmen Teşkilat Reisi olan Vehimi Orhun Çelebi... Kitabın edebi dili gayet iyi. Akıcı, merak uyandırıcı.. Karakterler oldukça canlı. Kimler yok ki? Kanuni, Pargalı, Hürrem, Piri Mehmed Paşa, Fransua, Janoş, Bali Bey, Ayas Paşa, Behram Paşa, Şeyhülislam Yahya Efendi, Hayırhay, Arnavut Ahmet Paşa, Şehsuvaroğlu, Ferhat Paşa ve hayali bir karakter olan Vehimi... Kitap aslında bir tezi de koyuyor ortaya. Yeniçeriler ve devşirme vezirlerle ilgili bu tez. Yazar Türkçü/Türkmenci bir görüş içinde. Pek çok durumda buna katılmamak elde değil. Özellikle babası İtalyan annesi Rum olan devşirme Pargalı İbrahim'le ilgili menfi şeyler anlatıyor. Kendi ikbali için Osmanlı'dan yana asla samimi değil görüşünü veriyor.
Kanuni
KanuniOkay Tiryakioğlu · Timaş Yayınları · 20131,072 okunma
256 syf.
·
Puan vermedi
Üçlemenin ikinci kitabı olan Sultan'da Mohaç ile başlayan süreç ve Kanuni'nin zirve dönemleri anlatılıyor. Hayali kahraman Vehimi Orhun Çelebi yine var kitapta. Pargalı İbrahim Paşa'yı sona götüren olaylar, Mimar Sinan'ın etkinliği, Barbaros Hayreddin Paşa'nın devreye girmesi, Şah Tahmasb ve Kral Ferdinand ile İmparator Şarlken'in Osmanlılardan köşe bucak kaçışları, Viyana Muhasarası, Alman Seferleri...
Sultan: Bir Kanuni Romanı
Sultan: Bir Kanuni RomanıOkay Tiryakioğlu · Timaş Yayınları · 2017485 okunma
144 syf.
9/10 puan verdi
·
Beğendi
Son derece güzel bir tarihi roman. Malkoçoğlu Kasım Bey, Macar elbiseleri içerisinde gezerken bir prenses olan Mariya ile karşılaşır ve ondan hoşlanır. Bu arada bir mareşalden dayak yer ve öcünü Mohaç'ta alacağını söyler. Mohaç Zaferinden sonra kayıp Macar tacını aramaya başlar ve bu arada Rodos'ta öldürüldüğü zannedilen Cem Sultan'ın oğlunu kurtarır. Osmanlı ordusu Japolya'yı korumak için Viyana sınırına gelir ancak hazırlıkları eksiktir. Kasım Bey de sürekli çalışmaktadır. Kalenin zayıf yerlerini belirten bir haritayı temin eder ama iş zor iştir. Acaba Kasım Bey sevdiği kadın olan Mariya'yı Macarların elinden kurtarabilecek midir? Keyifle okunan bir roman.
Malkoçoğlu
MalkoçoğluAbdullah Ziya Kozanoğlu · Bilge Kültür Sanat · 200089 okunma
‘’Çünkü kolay şartlar altında, kendini zora sokmadan büyüyen çocuklarda en güç iş olan kahramanlığa karşı istidat kalmaz.‘’ İnsaflı düşünelim: Bir Türk çocuğuna güreş mi yakışır, yoksa aktörlük mü? Bize askerlik terbiyesi mi gerek, yoksa Güzel Sanatların Tiyatroculuk şubesi mi? Birinciyi bırakıp ikinciye ehemmiyet vermek aç insana süslü elbise giydirmekten farksızdır. İlkokullar da çocuklara hiçbir şey öğretilmiyor. Bizim zamanımızda tarih dersi ikinci sınıf ta başlardı. Biz ilk Osmanlı kahramanlarını, Sırpsındığı'nı, Kosova’yı, Niğebolu'yu, Varna'yı, Mohaç'ı ikinci sınıf ta öğrenirdik. Bize bu savaşları anlatan fedakâr öğretmenlerimiz bizde milli şuuru kamçılardı.’’
Reklam
636 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.