Ares, bir alıntı ekledi.
13 May 23:02 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Maoculuk
Bugün Marksistler ve anarşistler dünyanın pek çok bölgesinde faaliyettedirler. Latin Amerika'da Marksizm gelişmiştir. Bugün: Küba, Venezuela, Bolivya, Çin, Kuzey Kore, Laos, Vietnam, Moldova ve Nikaragua sosyalist ve komünist partilerin iktidarlarıyla yönetilmektedir.

Komünist Manifesto, Karl MarxKomünist Manifesto, Karl Marx
Sadık Cemre Kocak, bir alıntı ekledi.
20 Nis 16:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Balkan Türkleri - Gagavuzlar
Gagavuzca, Güney Batı Türkçe diye da anılan Oğuz dilleri öbeğinden 2001 verilerine göre iki yüz otuz bin kişinin konuştuğu bir dildir. Gagavuzların büyük çoğunluğu Moldova Cumhuriyetinin güney kesimlerinde oturur. Burada yaşayanların sayısı 171.070 dolayındadır. Ayrıca Ukrayna, Orta Asya ve Kazakistan'da yaşarlar. 20 bin dolayında Gagavuz ise Bulgaristan ve Romanya'da bulunur.
Gagavuz adı eski bir açıklamaya göre "Kök-Oğuz" "Gök-Oğuz" adından gelir. Bu adı "kara-oğuz" biçiminde açıklayanlar da olmuştur. Son dönemlerde ise "Keykaus" adından geldiği ileri sürülmüştür.
Gagavuzların kökeni üzerine kimi varsayımlar ileri sürülür. Bulgar tarihçilerine göre, Gagavuzlar sonradan Türkleşmiş Bulgarlardır. Salt dinlerini korumuşlardır. Sözde Osmanlıların baskısı ile dillerini yitirmişlerdir, de dinlerini korumuşlardır. Deliorman kesiminde oturan Müslüman Türkler ise, yine aynı baskı yüzünden hem dillerini, hem de dinlerini değiştirmişlerdir! Yunan tarihçiler ise Gagavuzları Rum kökenine bağlama çabası içinde gözükürler.

Türklerin Dili, Fuat BozkurtTürklerin Dili, Fuat Bozkurt
MaGeLLaN, Kaputt'u inceledi.
01 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

ACHTUNG!
Mit Wirkung!



Kırılmış, paramparça, mahvolmuş... Kaputt, Almancada tam olarak bu anlamlara geliyor.


İtalyan Gazeteci-Yazar Malaparte'ın ikinci Dünya Savaşı'nı çeşitli cephelerde izleyerek,yaşadıklarını,şahit olduklarını kendi kaleminden okuyoruz.

Bu kitabın yazım süreci çok sancılı geçmiş,Malaparte kitap yazım aşamasındayken,taslaklarını kaptırmamak için onları uzun soluklu bir maceraya atmış,taslakları bir kaç parçaya bölüp zamanın büyükelçilik çalışanları ve bürokratlarına emanet ederek (bunlardan biride Türk),İtalya'da tekrar teslim alıp birleştirir.

Savaş zamanı yazılan kitap,gözlemlerini ve yaşadıklarını aktarabilmesi açısından Malaparte'a Alman subayları ile ahbaplık,akşam yemekleri,partiler ve arkadaşlıklar kurmasını sağlar.

Malaparte bu kitabı için "Korkunç derecede acı ve neşeli bir kitaptır" der,doğruda söyler,soykırım,savaş,dostluklar,ihanetler,yalanlar,insanların ne derece kötü ve kindar olabilecekleri sizin zihninizde canlandırılmaya bırakılır.Ve bu gayet başarılı bir şekilde yapılır.

Kitapta özellikle değinilmesi gereken bölümler var,tabii ki tahmin edeceğiniz gibi İkinci Dünya Savaşı deyince akla ilk gelen Yahudiler,esirler ve... Yahudi Fahişeler!Bir çok yerini okurken içiniz sızlayacak.

Bu kitap bana olduğu gibi muhtemelen size de bir çok bölümünde Kosinski'yi hatırlatacak.Evet evet Boyalı Kuş!Yanılmadınız ;)

Bendeki kitap Toplum Yayınları 1969 baskısı,bunu şu nedenle söylüyorum;Yeni baskısı vardır sanırım,ancak bu kitaptaki önsöz onda varmıdır bilemem,daha kitabın önsözün de ne okuyacağınızı,nelerle karşılaşacağınızı hissedebiliyorsunuz.Malaparte'ın Hitler ve Mussolini'ye ince ince göndermelerine şahit oluyorsunuz.Adamın kalemi çok sağlam ve etkili.

Kitap savaş zamanı cephelerde yazılmış deyince yanlış anlaşılmasın,savaş bu kitapta ikinci planda,genelde perde arkasından seslerini duyuyorsunuz,savaşın olduğunu biliyorsunuz ama onunla pek samimi olmuyorsunuz.Daha ziyade savaşın kıyısında olan ama köküne kadarda savaştan etkilenen insanların yaşadıklarına şahit oluyorsunuz.

Bir çok bölüm hayvan isimleri ile başlıyor,Atlar,Fareler,Köpekler,bölümlerde savaşın sadece insan için değil hayvanlar içinde nasıl bir yıkım olduğunu gösterebilmek için...gerisi mi?Kitabı okuyacaksın artık ;)

Betimlemeler ve arada olayları ve diyalogları anlatımı gereksiz ve sıkıcı görünebilir,ancak devamı niteliğindeki olayları ve diyalogları anlamak açısından önemli,kesinlikle ve kesinlikle çok çok iyi bir kitap,mutlaka ama mutlaka okunmalı derim.Tabi yine üzerine basarak belirteyim,herkesin her kitaptan alabileceği tat ayrıdır,illede size bu kitaba bayılacaksınız demiyorum,sadece ben bu kitabı da,yazarı da tuttum diyorum.

Bu inceleme hiç düşünmeden sıcağı sıcağına,çala kalem yazıldı,kitap kesinlikle bu incelemeyi haketmiyor,çok daha iyi,çok daha detaylı,çok daha etkili bir inceleme çıkması gerekirdi.Bu kez bu kadar ;)

Romanya,Polonya,Ukrayna,Moldova,Finlandiya veee..İtalya,malaparte ile uzun bir geziye,iç kıyıcı,zihin bulandırıcı bir savaş ve insan incelemesine varsanız kesinlikle tavsiyedir.


Tanıtım Bülteninden;
-------------------------------------

"Orospuluk etmek şimdilerde İtalya'da pek revaçta. Herkes orospuluk ediyor, Papa da, Kral da, Mussolini de, sevgili prenslerimiz de, kardinaller de, generaller de, hepsinin yaptığı orospuluk işte. İtalya'da hep öyle olmuştu, hep öyle olacak. Ben de orospuluk ettim, hem de yıllar yılı, bütün diğerleri gibi. Derken o hayattan iğrendim, isyan bayrağını açtım, soluğu hapiste aldım. Ama soluğu hapiste almak da orospuluk etmenin bir biçimi. Kahramanlık taslamak da, özgürlük için savaşım vermek de orospuluk etmenin bir biçimi İtalya'da. Kurtuluş yok..."

Sunum Yazısından;
-----------------------------------

Avrupa’nın kurban halklarının öykülerini aktarıyor Kaputt;sanatı, düşüncesi, siyasal yaşamıyla tarihe kök salmış derin ve süzme kültürüyle “kurban Avrupa”nın halklarının ve bireylerinin öyküleri onlar. Ve saldırgan devletler Almanya’nın ve İtalya’nın halkları da giderek o korkunç kıyımın kurbanı olmaya hükümlüler, inanılmaz bir kibirle gözü dönmüş ırkçı
gaddarlık kasırgasının kurbanları.O iki uğursuz kader yılında, Malaparte görünürde birbirinden
bağımsız, kopuk kopuk öyküleri yoluyla, Avrupa savaşını geçmişi ve geleceğiyle, öncesi ve sonrasıyla özetleyerek sunuyor,bir kez okunduktan sonra bir daha unutulmayacak, okurun
belleğine kazılarak tedirginlik etkisini sürdüren olağanüstü, her türlü düş gücünü aşan gerçek tablolar çiziyor.

Son Cümle ;
---------------------------------

Ne yapalım bayım,Sinekler kazandı savaşı!

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
14 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Afganistan, Almanya, ABD, Andorra, Angola, Antigua ve Barbuda,  Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bahama,  Bahreyn, Bangladeş, Barbados, Batı Sahra, Belçika, Belize, Benin,  Beyaz Rusya, Bhutan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bolivya, Bosna Hersek,  Botsvana, Brezilya, Brunei, Bulgaristan, Burkina Faso, Brundi, Cape  Verde, Cezayir, Cibuti, Cook Adaları, Çad, Çek Cumhuriyeti, Çin,  Danimarka, Doğu Timor, Dominika, Dominik  Cumhuriyeti, Ekvador, Ekvador Ginesi, El Salvador, Endonezya, Eritre,  Ermenistan, Estonya, Etiyopya, Faroe Adaları, Fas, Fiji, Fildişi Sahilleri, Filipinler, Filistin, Finlandiya, Fransa, Gabon, Gambiya,  Gana, Gine, Gine Bissau, Grenada, Guatemala, Guyana, Güney Afrika  Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Güney Kore, Gürcistan, Haiti,  Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, Honduras, Hong Kong, Irak,  İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya,  İzlanda, Jamaika, Japonya, Kamboçya, Kamerun, Kanada, Karadağ, Katar,  Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kribati, Kolombiya, Komor, Kongo,  Kosta Rika, Kuveyt, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kuzey Kore, Küba,  Laos, Letonya, Lesoto, Liberya, Libya, Liechtenstein, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Madagaskar, Malavi,  Maldivler, Malezya, Mali, Malta, Mauritius, Marshall Adaları, Meksika,  Mısır, Mikronezya, Moldova, Moğolistan, Monako, Moritanya, Mozambik,  Myanmar, Namibya, Nauru, Nepal, Nikaragua, Nijer, Nijerya, Niue,  Norveç, Orta Afrika Cumhuriyeti, Özbekistan, Pakistan, Palau, Panama  Papua Yeni Gine, Paraguay, Peru, Polonya, Portekiz, Porto Riko, Romanya, Rusya, , Ruanda, Saint Kitts ve Nevis, Saint Lucia, Saint Vincent ve Granada, Samoa,  San Marino, Sao Tome ve Principe, Senegal, Sırbistan, Seyşeller,  Sierra Leone, Singapur, Slovakya, Slovenya, Solomon Adaları, Somali,  Sri Lanka, Sudan, Surinam, Suriye, Suudi Arabistan, Svaziland, Şili,  Tacikistan, Tanzanya, Tataristan, Tayland, Tayvan, Togo, Tonga, Trinidad Tobago, Tunus, Tuvalu, Türkmenistan, Uganda, Ukrayna, Umman, Uruguay, Ürdün, Vanuatu, Vatikan, Venezüella, Vietnam, Yemen, Yeni Zelanda, Yunanistan, Zambiya, Zimbabve.

Liste bitti.
Çünkü dünya bitti.
Türkiye’de “benzin” işte bunların hepsinden daha pahalı...
Hepsinden.

İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdilİsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil
Sinan Tütüncüler, Köpek Kalbi'yi inceledi.
 06 Haz 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

“Köpek Kalbi”ni değerlendirmeden önce klişe bir cümle kullanma izni istiyorum; “İyi bir yazar olmak için muhalif olmak gerekir”

Bulgakov, zamanının Sovyetler Birliğinin muhalif yazarlarından birisi. Çatal dilli bir mizah yazarı. İş Bankası Yayınları baskısı olan kitabının arka kapağında, Bulgakov için “Sovyet yazar” tanımlaması yapılmış. Bunun, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) dönemindeki yazarlar için kullanılan ortak bir tabir olduğuna şüphe yok. Ancak bugün, Sovyet çatısı altında yer alan Gürcistan, Estonya, Letonya, Ukrayna, Belarus, Moldova, Rusya gibi ülkeler, edebiyat tarihlerindeki yazarlar için hala aynı tabiri kullanıyorlar mıdır, merak ettim. Bunu merak etme gerekçem ise Bulgakov’un Kiev doğumlu olması. Yani büyük olasılıkla Ukranyalı bir yazar ama İş Bankası Yayınları hala onun için “Sovyet yazar” tanımı kullanmış.

“Köpek Kalbi” Bulgakov’un ilk okuduğum kitabı. Bu kitabı, yazarın diğer bir kitabı olan “Usta ve Margarita” ile birlikte sipariş vermiştim. İkisi arasında ilk okuma tercihimi “Köpek Kalbi”nden yana kullandım. Bu tercihimde “Köpek Kalbi”ni 1925 yılında, “Usta ve Margarita”yı 1968 yılında yazmış olması etkili oldu. Yazarın edebiyatta kat ettiği yolu takip etmek istedim.

“Köpek Kalbi”, Sovyet devriminin ilk yıllarına denk gelen bir eser. 1917 yılındaki devrimden, Lenin’in öldüğü 1924 yılına kadar olan kısmı, devrimin ısınma turları olarak tanımlayabiliriz. Bu dönem, eski Çarlık ile Sovyet devriminin ilk yılları arasındaki geçiş sürecini kapsıyor. Neticede hiçbir devlet ya da toplum bir günde değişmiyor. “Köpek Kalbi” bu dönüşüm ve değişimi görmemizi sağlayan bir eser.

Roman genel çerçevesi ile bir bilim kurgu kitabı sınıflandırılmasına tabi tutulabilir. Ama yazarın esas amacının politik yergi olduğu, romanın arka planı ve hikaye detaylarından belli oluyor. Bir bilim adamının/doktorun, insanları organ nakilleri ile gençleştirme araştırmaları sürecinde giriştiği bir deneyde, bir köpeğin insanlaştığına tanık oluyoruz. Ölü bir insanın beyninden alınan hipofiz bölgesi, bir köpeğe nakledilince, köpek ameliyatta bir süre sonra insansılaşma eğilimleri göstermeye başlıyor. Tüyler dökülüyor, iki ayak üzerinde ilerliyor, konuşuyor ve düşünüyor. Ama mesele insan olması değil, nasıl bir insan olduğu. Bulgakov’un hiciv yeteneği burada devreye giriyor. Köpekten insana dönüşen varlık, rejimin en sadık, örnek vatandaşlarından birisine dönüşüyor. Aslen serseri, ayyaş, çapkın ve sapık, hırsız, görgüsüz ve vasıfsız bir insana dönüşen köpek, rejime sadakat ve ihbarcılık meziyetleri ile kendi yaratıcısı doktoru zor durumda bırakıyor.

Kitabın arka planında ise Sovyet rejimindeki dönüşümlerin izleri olan, Yeterli Beslenme Merkezlerinde yapılan kokmuş yemekleri, Moskova’da kapatılan geleneksel pazarları, ismi değiştirilen sokakları, apartmanlarda, dairelerin ortak kullanımına imkân veren konut yoldaşlığı projesini, küçük esnaf işletmelerinin devletleştirilmesini görüyoruz. Ama Bulgakov bu gelişmeleri olumlu bir çizgi olarak tanımlamıyor. Daha çok bayağılaşmanın, sıradanlaşmanın, tekdüzeliğin eleştirisi olarak ele alıyor.

Kitabın baş karakterlerinden birisi olan doktor Filip Filipoviç proleterlerden ve proleterleşmeden haz etmeyen bir elit. Bunu hikâyenin her sahnesinde görüyoruz. Diğer baş karakter köpek, doktoru ilk gördüğü an onu tanımlıyor; “Tam bir yurttaş, yoldaş değil. Hatta bir beyefendi demek en doğrusu”. Bulgakov’un, köpeğin gözünden yurttaşı, hatta beyefendiliği yoldaşlığın üzerinde tuttuğu bir gerçek.

Bulgakov’un burada, Sovyet rejimi eleştirisi mi, yoksa Sovyet rejiminin insan kalitesi eleştirisi mi yaptığı tartışılabilinir. Neticede her yeni rejim, emekleme döneminin başlarında yalaka, rejime yaranmaya çalışan kişiler tarafından çevrelenir. İnsanlaşan köpek Şarikov da, benzer bir tabloda resmedilmiş Bulgakov tarafından. Ancak bu durum, bence Bulgakov’un rejimin temel ideoloji ile de sorunlu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Zaten Bulgakov’un eserlerinin, sovyetlerde 1930’dan itibaren yasaklanmış olması da bu durumu belgeliyor.

Romanda dikkatimi çeken birkaç hususu dile getirecek olursam, Kiev’de Tıp Fakültesinden mezun olan Bulgakov’un, tıp bilgilerini romanında fazlası ile kullandığını söyleyebiliriz. Ameliyat sahnesindeki teknik bilgi donanımı oldukça iyiydi. Romandaki diğer dikkat çekici husus ise, eserdeki sahne tasarımlarının ve diyalogların bir tiyatro oyunu içinde oldukça uygun olduğuydu. Sanki Bulgakov romanın tiyatroda sahnelenmesini de hedeflemiş gibi göründü bana. Sahnelerin oldukça büyük kısmı sadece doktorun aynı zamanda konut olarak da kullandığı muayenehanede geçiyor.

Oldukça akışkan, mizahi dilli olan eserde, Sovyet dönemine geçiş sürecine ait özel anlam ve tanımların kitabın okunmasını zorlaştırma olasılığı varken, İş Bankası Yayınları, çeviri anlamında ve dip notlar konusunda okuru oldukça rahatlatmış.

“Köpek Kalbi”nin, muhalif bir yazarın, yaratıcı bir eserini okumak ve çarlık rejiminden Sovyet rejimine geçişi gözlemlemek için kaçırılmayacak bir eser olduğunu düşünüyorum.

Peyroux, bir alıntı ekledi.
18 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeydi. Besarabya diye bilinirdi. 1800'lerin başından itibaren Rus İmparatorluğu'yla Romanya arasında gitti geldi. Birinci Dünya Savaşı bitiminde Romanya toprakları içindeydi, İkinci Dünya Savaşı başında Sovyetler Birliği'nde; savaşın ortasında Romanya'da ve savaşın sonunda yine Sovyetler Birliği sınırları içinde kaldı.
Moldova bir asır boyunca sınırlarını çizemedi. Sınırların arasında kaldı.

Sınırlar Arasında, Banu AvarSınırlar Arasında, Banu Avar
Peyroux, bir alıntı ekledi.
17 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sovyetler Birliğine bağlı Moldova Cumhuriyeti'nde yaşayan Gagauz Türkler'i, Komrat kentinde Moldavya'dan bağımsız bir Gagauz Cumhuriyeti kurduklarını açıkladılar (20 Ağustos 1990) .
İlk genel seçimler de 26 Ekim'de yapıldı. Kendi parlementolarını topladılar. Ulusal bayraklarını belirlediler: Gök mavisi üzerinde yaldızlı bir daire içinde bir bozkurt başı.

Gagauzlar, Atanas ManofGagauzlar, Atanas Manof