Murat Yücel

Murat Yücel
@muraat91
Kimya Mühendisi
Lisans
Sakarya
21 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·214 syf.··
2020 2. kitabı
Anadolu savaşı, bagımsızlık mücadelesi denilen büyük facianın, büyük destanın tarihe intikal etmiyecek olan tarafları yalnız bu defterde yazılıdır. Eğer bir hıyanet eli, bir silgi lastiği alıp kurşun kalemiyle çizilmiş bu eğri büğrü satırlar üstünden geçecek olursa gelecek kuşaklar kendi memleketletine ait bir çok acı gerçeklere ermek vasıtasından mahrum kalacaktır.- Kitabı değerlendirmek için kullandıgım bu alıntı cümlesi, inceleme yazımın ana hatlarını oluşturduğu için en başa taşıdım. Gerçeklerden payını alamayarak sadece İnandıklarına göre haraket eden bir kafa yapısı zamanla tabulaşan düşünceler üretmeye başlar. Bir önceki cümlede ''gerçeklerden payını almayarak'' kısmıyla bahsini vurgulamak istediğim, insanın okumak ve araştırmak eyleminden alıkoyulmasıdır. Bunlardan menedilen bir insan cehalet denizinin enginliğinde gömülür kalır. Yazar, bu cehaletin örneklerini köylü ahalisinin kâh kurtuluş savaşına karşı göstermiş olduğu tavır ve davranışlarında kâh etten kemikten yaratılmış bir insanın ilahi özelliklere sahip olduğunu düşünmelerinde işlemiştir. Bunun hatasını ise kitap içerisinde tartışarak kendisinde ve diğer düşünürlerde bulur . Zira içi cahillikle kararmış zihinlerin aydınlatılması ancak memleketin münevver kişileriyle kâbildir. Bir Aydın bunu yapmaz ise o ülke ve ülkenin vatandaşları felaketin eşiğine sürüklenmeye mahkum olur. Kitap, kendi inandıklarına göre şekil vererek bireysel doğrularını oluşturan Anadolu köylüsünün ilkeleri doğrultusunda örtüşmeyen bir Aydın'la olan ilişkilerini anlatıyor. Celal adındaki bu Aydın bir savaş gazisidir ve Anadoluya bir erinin aracılıgıyla gelmiştir. Onun nazarında Anadolu temiz yürekli, duygulu ve candan insanlarla doludur ve toprakları muhtelif acıların mayasıyla yoğurularak kutsallaşmıştır. Fakat çok geçmeden
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2020 1. kitabı
İstiklal harbi yıllarındaki görevi sırasında biriken anılarını kaleme alan Halide Edip, bu eseri, yazılan - ilk Kurtuluş Savaşı romanı- olarak edebiyatımıza kazandırmıştır. Halide Onbaşı'nın bizzat cephede bulunması sayısız kahramanın sayısız hikayelerine tanıklık etmesine vesile olmuş ve bu da kitaba hayranlık uyandıracak betimlemelerle yansımıştır. Cephedeki gözlemlerinin avantajını kullanarak yaptığı anlatım tarzı ile savaşın askerlerimize verdiği hissi aynı şekilde okura geçirebilmiştir. Kitap: Savaşın ve savaş psikolojisinin kişiler üzerindeki tesirini Peyami karakteriyle yansıtan yazarımız, kitap boyunca onun dilinden olayları anlatıyor. İki uzvunu savaşta kaybetmiş ve kafasının içinde bir mermi kalıntısıyla yaşayan karakter, bu milli davaya hizmet eden neferlerden sadece birisidir. Daha nicelerinin kahramanlık hikayesi Ayşe, İhsan gibi karakterlerle anlatılmıştır. Ancak bu kahramanların hikayesi Peyami'nin kurmaca dünyasında verilir. Burada yazarımızın nazarı dikkati celbetmek istediği nokta: Kurtuluş Savaşında mücadele eden ancak adı bile kalmayan askerlerimize (Ayşe, Cemal, İhsan gibi..) bir gönderme yapmaktır. Bu kahramanlar tarih kitaplarında sonuna kadar hakettiği yerlerini alamamış olsalar da, vefa borcunu vicdanında hisseden Halide Edip gibi Milli mücadele yazarlarımızın romanlarında yaşamaya devam edeceklerdir... Güçlü gözlemlerini yazılara döküp bizi empati yoluyla savaşın içine çeken ve orada yaşananları gösterip bize minnet ettiren yazarımıza sonsuz teşekkürler..
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,4bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2019 12. kitabı
Toplum, dalında aile denen birimden oluşan koca bir ağaçtır. Bir ağacın dalındaki meyvenin nasıl kendine münhasır bir görüntüsü var ise, her aile yapısının da kendine özgü bir şekli vardır. Bu şekil farklılığının nedeni edep, ahlak, kültür gibi değerlerin aileyi kuran bireyler( Anne ve Baba) tarafından nasıl anlaşıldığıyla alakalı bir durumdur. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu değerlerde eksik bir taraf kaldığı zaman; bu durumdan önce aile zarar görür, daha sonra topluma sirayet eder ve en nihayetinde toplumsal sorunlar yaşanmaya başlanır. Bugünkü nesil saygı ve ahlaktan hala biraz eksikse bu onların kusurundan değil; anne ve babanın çocuğu zamanın şartlarına göre yetiştirme hatasındandır. Eğer bir aile --çocuğun içine utanmak kabiliyetini vermezse, alafranga olsun alaturka olsun hiçbir terbiye usulünün faydası olmaz-- ve buna bağlı olarak: --Çocukların ileride yapacağı kusurlu haraketler sonucu anne ve babaların hissesine düşen keder, onların yetiştirme tarzlarındaki hatanın bir cezası olarak geri döner-- Kitap: Avrupai bir yaşam biçimini benimseyen karakterlerin yukarıda bahsini yaptığım durumdan nasıl zehirlendiklerini ve bu zehirlenmenin tesiriyle de ailevi ilişkilerinin nasıl çarpıklaştığını anlatıyor. Bu karakterlerin batılılaşma sürecini kendi iradeleri doğrultusunda anlayarak, duygu ve düşüncelerini bu sürece göre belirlemelerinden ötürü meydana gelen sorunları ortaya çıkarıyor. Özet olarak: Zaman koşullarının birey ve toplum üzerindeki etkisini inceleyen, bunun da zararlarını anlatan bir eserdir.
Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202321,8bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2019 11. kitabı
Dinin ne demek olduğunu anlayamayan bazı kimselerin kendilerinden daha onurlu kadınlara namussuz damgası vurması iftiraların en kolayı ve en kötüsüdür. Bir kadına korkusuzca hakaret edip halkın o kadına bakış açısını değiştirmek, kavrama sınırı asgari düzeyde kalmış yobaz kafa yapısının ürünüdür. Bunu özellikle de şeytanın dünyadaki işlerini yürüten hoca görünümlü alimlerin yapması daha içler acısıdır. Zira dini kendi çıkarları doğrultusunda benimseyen eski zamanın fetvacıları halkı hep kin ve nefrete sürüklemiş neticesinde ise inanç sistemi kendi özünü kaybederek yozlaşmıştır. Romanda da bu zihniyetle mücadele eden Aliye'nin hikayesi anlatılıyor. Halide Edib bağnazlıkta ne kadar ileri gidilebileceğini gösteriyor. Hatta öyle ki bunun sonu vatan hainliğine kadar varıyor. Üzerinde yaşadığı toprakları Yunan kuvvetlerine satacak kadar alçaklaşan yobazlarla mücadele eden idealist bir ögretmenin (Aliye) hikayesi, okurda izi silinmeyecek bir hatıra bırakıyor.
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
Puan vermedi·223 syf.··
2019 10. kitabı
Halkın dine olan zaafını kullanıp kitleleri istediği gibi yöneten insanlara karşı verilen mücadele çok zordur. Bu savaş geçmişte de verildi şimdi de veriliyor ve hiç şüphe götürmez ki gelecekte de verilecek. Bu yüzden asırlardır süregelen bu biçimi degiştirmek için yine asırlar gerekir. Yeter ki bu uğurda karşı zihniyete karşı -yürümeye başlayan fikirlerimizin yolundan alıkonulmasına- müsade etmeyelim. Kitaba gelirsek: Gidişatını sürdüğümüz hayat sorgulamalarımızdan korunduğu sürece seyir yönünü her zaman muhafaza eder. Kendi özümüzü sorgulamaya başladıgımızda ise yolumuza yön veren zihnimizdeki tabelalar da farklılaşmaya başlar ve nihayetinde kişi artık farklı yolun yolcusu olur. Kitabın baş karakteri Şahin Bey sorgusuz sualsiz ilerlediği medrese öğrenciliği yolundan idealist bir ögretmen olma yoluna sapar ve görevine mutaassıplığın kuvvetli hüküm sürdüğü bir yerde başlar. Şahin Bey'in artık tek ülküsü hür düşünceli bir nesil yetiştirmektir, hatta bu davaya bazı yol arkadaşlarıda bulur. Lakin işler istediği gibi gitmez. Bu yörenin halkı dini kötü emellerine alet etmekten çekinmeyen ve bunu da dinin bir yükümlülüğüymüş gibi yapan bağnaz insanlardan kuruludur. Sözde dindar olan bu halkın bazı kişileri işi türbe yakmaya ve bunun cürmünü de namuslu bir insana yüklemeye kadar götürür. Şahin Bey inandığı fikre olan sadakatini bu hadiseden sonra 1 kat daha arttırdığı sırada memlekette Yunan işgali başlar. Bu her ne kadar istenmeyen bir durum olsa da Şahin Bey'in idealine pozitif bir etki yapar. Bu işgal ile birlikte bağnaz düşünce yapısının tarihe gömüldüğünü anlar. Ülke yeniden düze çıktıgında ögretmenlik yaptığı okula geri döner görev almak için fakat yine hesapta olmayan bir durum olur. Dinde mutaassıplığın sınırını tanımayan "Yeşil Gece" ordusunun bir neferiyle
Yeşil GeceReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20184,468 okunma