• Hitler iktidara geçtikten sonra,nufusun büyuk çoğunluğunun Nazi hukumetine gösterdiği bağlılığın bir başka destekleyicisi de etkisini göstermeye başladı.
    O dönemde milyonlarca kişi Hitler hükumetini "Almanya"ile özdeşleştirdi..Hitler iktidari ele geçirdikten ,hukumeti ele aldıktan sonra, ona karşı olmak, Almanya ya karşı olmak seklinde anlaşıldı..Ne kadar çok alman vatandaşı Nazizmin ilkelerine karşı olursa olsun,yalnız kalmakla Almanya ya ait olmak arasında bir seçme yapmak söz konusu olduğunda.çoğu ikinci seçeneği yeğlemiştir..
    Nazi olmayan kişilerin yabancıların eleştrileri karşısında Nazizme saldırınin almanya ya saldıri anlamina geldiği düşunmeleri nedeniyle ,Nazizmi savunduklarını gösteren pek cok olay
  • Zweig’in son kitabıdır, aynı zamanda Nasyonal Sosyalizm ile ilgili yazdığı ilk kitabıdır. Zweig’in satrancı kullanarak Nazizm’in çöküşünü ve aynı zamanda intihar etmeden önceki ruh halinin portresini çizdiği dahiyane bir kitaptır.

    Öncelikle Zweig’in yaklaşımı Nazizm ile ilgili kitaplar yazan diğer yazarlarınkinden çok farklıdır. Birçok yazar (Elie Wiesel) ister istemez yaşananların fiziksel yönüne dikkat çekmekten kendini alamazken, Zweig çok farklı psikolojik bir pencereden bakar. Onun kahramanı kamplarda tırnakları sökülen, gaz odalarında ölüme terk edilenler değil, tam tersine yalnız başına, eksiksiz(!) bir otel odasına kapatılan birisidir.

    Kitapla ilgili gözden kaçmayan noktalardan ilki kitabin zıtlıklar üzerine kurulu olmasıdır. Tabii ki en büyük zıtlık Dr. B. ve Czentovic arasındaki zıtlıktır. Bir bakıma Dr. B hümanizmi temsil ederken, daha kaba ve karşısındakini yıpratma stratejisi ile oynayan Czentovic Nazi sistemini temsil etmektir. Zıtlık temasını vurgulamak için kullanılan diğer kavramlara bakacak olursak da onlar da gayet açıktır: eğitimli, eğitimsiz; zeki, aptal; hızlı, yavaş; kibar, kaba; sakinlik ve kendini kontrol edememe hali…

    Her şey bir yana, kitapta insana adeta tokat atan en önemli nokta ise hiçliktir. Hiçlik karşısında bir insanin psikolojisi ne hale gelebilir sorusunun cevabi yatar bu kitapta.

    Zweig’in deyimiyle:

    "Yeryüzünde hiçbir şey insana hiçlik kadar baskı yapmaz…"
  • Bu kitap şimdiye dek yazilmis en iyi satranç kitaplarından biri olarak kabul edilirken, Zweig, anlatım gücü ile bu oyun hakkında ufacık bir fikri olmayan okuyucuların dahi aklını çelmeyi başararak kalemindeki yetkinliğinin bir başka zaferini daha yakalamış. Bu kitapla ilgili asıl şaşırtıcı bulduğum nokta ise; satranç ve nazizm psikolojisi gibi girilmesi -ya da çıkılması- çok zor iki konuyu birbirine başarıyla ulamakla kalmayıp, bunu nasıl olup da kalınlığı serçe parmağını geçmeyecek bir öyküde becerebildiği.