Ruhunuzun bir köşesi bütün insanlığa kapalı, bütün insanlardan uzak.
Ne kadar yaşarsanız yaşayın, ne yaparsanız yapın, ne kadar çok dostunuz olursa olsun, kimsenin içeri kabul edilmeyeceği, kimseyle paylaşılmayacak bir köşe orası.
(...)
Farkına varmadan bir yanımız âşık olacağı, bütünle şeceği, kendisini içindeki o "ilk yalnızlıktan" kurtaracak birini ararken, başka bir yanımız bizi böyle bir "tehlikeye" karşı bizi uyarıyor.
Âşık olduğumuzda, neredeyse tümü kuşkudan kaynaklanan kıskançlıklarla, öfkelerle, intikam istekleriyle, bütün varlığımızı, hayatımızı, ruhumuzu, bedenimizi sevdiğimize bağışlama arzusunun bir arada ve böylesine kuvvetli bir şekilde ortaya çıkması, belki de bizi bir çılgına çeviren.
Teslim olmak, yalnızlığından kurtulmak isteyen yanımızla, kendini korumak, gözetlemek isteyen yanımızın, diğer büțün duygularımızı etkilemek için ruhumuzda verdiği korkunç bir savaş bu.
Aşık olduğumuzda, bir başka insanı, onunla tümüyle kaynaşmak isteyecek kadar sevdiğimizde, ruhumuz, zaferleri, yenilgileri, casusları, istihbaratları, çatışmaları, ölüleri, kahramanlanıyla büyük bir savaş alanına dönüşüyor.