Nuşirevân sordu, "Kimlerle sohbet ve arkadaşlık etmekten sakınmalıyım?" Cevap olarak dendi ki biri Nemmâmdır. Yani senden aldığı bir sözü başkasına taşıyıp arayı bozmaya çalışan. İkincisi ise şu kişidir ki sürekli ayıp ve kusurunu araştırıp bunu başka meclislerde konuşan. Zafernâme (Hikâye-i Nûşirevân) adlı eserden. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme Kalem 10-14
Etimoloji
...Bu hikâyeler, Sasani Kisrası Nûşirevân (M.S. 501-579) zamanında Hekim Berzuveyb (Bürzûye yahut Berzûye) tarafından Farsçaya çevrildi. Abbasîler zamanında da #y:66954 , bu nüshayı Kelile Dimne adı ile Arapçaya tercüme etti... Yedikıta Dergisi - Sayı 185 (Ocak 2024)
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ziya Paşa'nın Zalim Yöneticilere Yazdığı Beyitler
Bir abd-i Habeş dehre olur baht ile sultân, Dahhâk’ın eder mülkünü bir Gâve perîşân. İkbâline, idbârına bel bağlama dehrin, Bir dâirede devr edemez çenber-i devrân. Zâlim yine bir zulme giriftâr olur âhir, Elbette olur ev yıkanın hânesi vîrân. Ekser görülür çünkü cezâ cins-i amelden, Encâmda âhenden olur rahne-i sûhân. Tezkîr olunur lâ’n ile Haccâc ile Cengiz, Tebcîl edilir Nûşirevan ile Süleyman. Kabil midir elfâz ile tagyîr-i hakîkat? Mümkün mü ki tefrîk oluna küfr ile îmân! Bir hâkden inşâ olunur deyr ile mescid, Birdir nazar-ı Hakk’da Mecûs ile Müselman. Her derdin olur çaresi, her inleyen ölmez, Her mihnete bir âhir olur, hem gama pâyân. Geh çâk olunur dâmen-i pâkîze-i ismet, Geh iffet eder âdemi ârâyiş-i zindân. Ziya Paşa
Siyaset
-1- 1. Sâkî getir ol bâdeyi kim mâye-i cândır, Ârâm-dih-i akl-ı melâmet-zedegândır. 2. Ol mey ki olur saykal-ı dil ehl-i kemâle, Nâ-puhtelerin aklına bâdî-i ziyândır. 3. Bir câm ile yap hâtırı; zîrâ dil-i vîrân, Mehcûr-ı harâbât olalı hayli zamandır. 4. Sâkî! İçelim aşkına rindân-ı Hudâ’nın, Rindân-ı Hudâ vâkıf-ı esrâr-ı nihândır. 5. Sâkî! İçelim rağmına sûfî-i harîsin, Kim maksadı Kevser, emeli hûr-i cinândır. 6. Aşk olsun o pîr-i mey-i perverde-i aşka, Kim bâdesi sâd-sâle vü sâkîsi civândır. 7. Pîr-i meye sor mes’elede var ise şübhen, Vâ’izlerin efsâneleri hep hezeyândır. 8. Ben anladığım çarh ise bu çarh-ı çep-endâz, Yahşi görünür sûreti ammâ ki yamândır. 9. Benzer felek ol çenber-i fânûs-ı hayâle, Kim nakş-ı temâsîli serîü’l-cereyândır. 10. Sâkî bize mey sun ki dil-i tecribet-âmûz, Endîşe-i encâm ile vakf-ı halecândır.
Şiir
Peygamber efendimizin adaletini örnek gösterdiği hükümdâr: NÛŞİREVÂN ahmetsimsirgil.com/nusirevan
Tarih
Nûşirevân’la Bağcı Nûşirevân, atıyla dolaşırken yolda yay gibi beli bükülmüş bir ihtiyar gördü. İhtiyar, birkaç meyve fidanı dikiyordu. Padişah dedi ki: “Ey ihtiyar! Saçın, sakalın süt gibi ağarmış. Yalnızca birkaç günlük ömrün var. Neden ağaç dikiyorsun? Onun meyvesini sen göremeyeceksin ki!” İhtiyar, padişaha, “Vaktiyle bizim için birçok kişi fidan dikti” dedi. “Bu yüzden biz de bugüne kadar meyve yedik. Bizim de onlar gibi başkaları için fidan dikmemiz lazım.” İhtiyarın sözü padişahın hoşuna gitti. Ona bir avuç altın verdi. Bunun üzerine ihtiyar, “Kutlu padişahım!” dedi “Ağacım daha şimdiden meyvesini verdi. Yetmiş yıldan fazla yaşasaydım bile bundan iyi bir mahsul elde edemezdim. Hâlbuki bugün ektiğim fidanın meyvesini yemek için on yıl beklemem gerekmedi. Bugün ektiğim, bugün altın meyvesini verdi.” Padişah, ihtiyarın sözünden daha çok memnun oldu. O araziyi de ona bağışladı. Ey kardeşim! Senin de bugün bir iş başarman gerek. Bir iş başarmadıkça meyve elde etmene imkân yok. Din yolunda adım atman, bu yolda ayak diremen, kibrini yerlere sermen gerek. Yiğit olan erlik meydanını sakalıyla süpürür, gururlanmaz (Ferîdüddin Attâr, İlâhînâme). Semerkand Takvimi