'Sahi nedir bu varoluşçuluk"? sorusuyla başlayan kitap ünlü varoluşçu filozofların düşüncelerini onların hayatlarıyla birleştirerek anlatıyor. Hem ayrı ayrı biyografi tadında sıkmadan okunan bölümler hem de anlaşılması karmaşık gelebilecek kavramların özenle, sade bir dille anlatılması kitabı varoluşçuluk hakkında bilgi sahibi olmak isteyen kişiler için öncelikle okunması gereken bir konuma getiriyor. Sofi'nin Dünyası'nı andırdığını söyleyebilirim.
Kitapta ana hatlarda sürekli var olan filozoflar: Sartre, Simone de Beauvoir, Albert Camus, Martin Heidegger, Edmund Husserl, Karl Jaspers, Merleau Pounty .
Bu kitabı okursanız varoluşçuluk hakkında ve bu filozoflar hakkında her şeye hakim olursunuz, şeklinde bir iddia da bulunamayız. Zaten yazarın kendisi de bunu söylüyor.
Kitabın en iyi yaptığı şey: bir filozofu kavramaya çalışırken onun yapıtlarını hayat hikayesinden bağımsız ele almamamız gerektiği.
Kitap 14 bölümden oluşuyor arkasında kitapta adı geçen karakterlerin kısa bir şekilde kim olduğu anlatılmış. Kitabın en sonunda çok detaylı, gerçekten emek verilerek hazırlanmış bir dizin bulunuyor. Yani ilerde kitabı açıp Sartre'nin atom bombası hakkındaki düşüncelerini tekrar okumak isterseniz dizin bölümüne bakmanız yeterli olacaktır. (Sarte, Jean-Paul, nükleer silahlar, 242,243)
Genel anlatım şu şeklide: Filozofun hayat hikayesi-Ortaya attığı kavramların ne olduğu-Eserleri-Hayatındaki dönüm noktaları- Diğer filozofların konu hakkında görüşleri.
Kitabın içeriği yoğun olabilir ama bunu asla sıkmayan bir anlatıyla aktarıyor. Heidegger 'in Nazi yanlısı düşünce ve eylemleri , buna karşılık diğer filozofların sert tepkileri; Beauvoir'in şu anda bile cesur sayılabilecek hayatını, sürekli başkaldıran ve toplumun sinir uçlarına dokunan her konuya çomak sokuşunu