• --- Bu inceleme ufak tefek (belki de büyük) 'spoiler'lar içerebilir arkadaşlar. Sonra demedi demeyin:)---

    Türkiye'de henüz herhangi bir Hasan Ali Toptaş kitabı okumamış 8 kişiden biri olarak, gerçek bir baskı ve endişeyle açtım kitabın kapağını...

    Artık bu buluşma gerçekleşmeli, ben de ortamlarda herkes gibi Hasan Ali Toptaş konusu açıldığında üzerine bir çift söz söyleyebilmeli, 'Türkçe'yi çok akıcı kullanıyor', 'betimlemeleri harika', 'ne kadar duru bir dili var' gibi kalıplar kullanarak kendimi ifade edebilmeliydim...

    İşte bu şartlarda başladı okuma süreci ve haliyle ilk sayfalar baya zor geçti benim açımdan. Hatta itiraf etmem gerekir ki, anlatıcı, eşine babasının yaşadığı problemin gerçek nedenini ilk kez anlatırken kitabı yarıda bırakmayı dahi düşündüm. Yeni bir Zülfü Livaneli vakası mı yaşayacaktım yoksa? Hasan Ali Toptaş da mı asıl konuya odaklanıp geriye kalan detayları çalakalem yazan bir yazardı? Çünkü kitaptaki çiftin 5 yaşında çocuğu olduğuna göre minimum 6-7 yıldır evli olmaları gerekiyor. Bunun bir de flört dönemi var tabii... Hadi biz yine de 6 yıl diyelim... Yahu bir insan 6 yıl boyunca babasının neden tek bacağının olmadığının gerçek sebebini karısına anlatmaz mı? Bunun hiç gerçek hayatta bir karşılığı var mı sizce?

    Hayır Aziz Amca'nın bacağı uyuşturucudan falan kesilse hadi, bir nebze anlarım durumu. Adam şoför yahu; kaza yapmış ve bacağı kurtaramamışlar. Herkesin başına gelebilecek bir durum. Ortada bir gizem falan da yok. O zaman neden 6 yıl boyunca karına anlatmazsın ki?!

    Konuyu bu kadar uzatmış olmamı garip karşılayabilirsiniz ama bence önemli bir konu. Çünkü okuduğum kitapların ilk bölümlerinde bu tip durumlarla karşılaştığımda bir anda kitaptan kopup uzaklaşabiliyorum. Ancak bu sefer 'yarım bırak jokeri'ni kullanmak istemedim açıkçası. Yine de Toptaş'ın, Aziz karekterinin başından geçen kazayı bize anlatmak için seçtiği yöntemi yetersiz bulduğumu ve burada bir çeşit yazar tembelliği yapıp kolaya kaçtığını belirtmeden geçemeyeceğim...

    -----------------------------

    Kitabı okuyanlar çok iyi bilirler ki, bu kitap üzerine dönen tartışmalardan birisi de 'Hasan Ali Toptaş çok mu tekrara düşmüş, yoksa anlatmak istediklerini pekiştirmek için sık sık tekrar yoluna mı başvurmuş' meselesidir.

    Yani Denizli-Ankara arasında süregelen yol hikayeleri, kasabaya geliş, kapının girişini engelleyen uzun asma yaprağı, akşamları eve doluşan misafirlerin tek tek isim listesi ve benzer birkaç konu kitap boyunca neredeyse copy-past yöntemiyle sık sık tekrar ediyor. Tartışma da bunun üzerine dönüyor.

    Ben bu tartışmada 'tekrarcı' ekibin içerisinde görüyorum kendimi. Çünkü amaç pekiştirme olsaydı, aynı konular yeni detaylar da eklenerek farklı şekillerde de anlatılabilirdi. Mesela geçenlerde okuduğumuz Dino Buzzati 'nin Tatar Çölü adlı eseri, konusu itibariyle tekrara düşülmesi en elverişli kitap olmasına rağmen, konuda evet ama anlatımda herhangi bir tekrara rastlamıyorsunuz.

    Ancak Toptaş böyle bir zahmete girmeyi gerek görmemiş. Her kasaba sahnesinin belli bir rutini var. Eve gelen misafirlerin sıralaması bile neredeyse aynı. Eve geldikten sonra yapılanlar da öyle... Bu sahneler, olayı yaşayanlar için böyle olabilir. Yani kişiler, konuşmalar, odadaki gerginlik falan aynı olabilir. Ancak bunu bir kurguda işlerken yazıya da aynı sıralamayla geçirilmesi benim nazarımda bir tekrardır deyip bu bahsi de kapatıyorum...

    ---------------------------

    Kitabın isimsiz baş karakteri olan yazarın nasıl bir kişiliği olduğunu çözmek kolay değil... Karakterin yazar olması, ailesinin Denizli'de yaşaması ister istemez bu kitap otobiyografik bir kitap mı sorusunu sordurmuş okurlara... Toptaş ise bunu önceden kestirdiği için kitabın içerisinde kızıl sakallı akademisyene salladığı bölümde 'hayır, bu kitap otobiyografik değil' anlamına gelen mesajlar vermiş okuruna. Sonrasında yaptığı bir röportajda da ayrıca belirtmiş zaten... Ancak bence her roman farklı seviyelerde otobiyografik izler taşır. Zaten bu kitapta da pek çok detayın, özellikle akrabaların, gözleme dayalı bir bilinçle yazıldığı çok açık. Bu insanlar veya benzerleri mutlaka hayatının bir döneminde Toptaş'ın çevresinde bulunmuşlar...

    Ana karakter, dışarıdan bakıldığında bol bol türkü dinleyen, anne-babasının sözünden çıkmayan, onlar için her türlü fedakarlığı yapan, sık sık gözyaşı döken, naif, insancıl, içimizden biri gibi bir profil çiziyor... Ancak detaylara bakıldığında onun kibirli, çevresindekilere biraz tepeden bakan farklı bir yanının olduğunu da görmek mümkün... Özellikle akrabalarıyla yan yana geldiğinde o şehirli-yazar kimliğinden gelen kibir kendini inceden de olsa hissettiriyor...

    -------------------------

    Hasan Ali Toptaş'ın meşhur betimlemeleri konusuna gelirsek; evet gerçekten usta işi betimlemeler var kitapta. Ancak buraya da bir şerh koymadan geçemeyeceğim. Toptaş, betimlemeleri kitabın bütünselliği içinde değil de ana konunun dışında spot spot şeklinde kaleme almış. Demek istediğim; yazar karakter kitapta ne zaman sigara içmek için balkona veya bahçeye çıksa bilin ki orada betimleme yapacak:) Yani betimlemeler reklam arası gibi karakterin sigara molalarında araya serpiştirilmiş. Oysa ki, Hüseyin Dayı'nın sarı tesbihi gibi daha çok detay eklenerek, insanlar üzerine de biraz daha tasvir ve tahlil yapılabilirmiş bence...

    Ancak dil olarak Toptaş'ın gerçekten de çok sade ve akıcı bir dili olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Zaten kitabın sonunda kendi kendime şu tespiti yaptım: Dili o kadar kuvvetli ve akıcı ki, bütün kusurlarını örtecek kadar güçlü bir kalemi var! Ancak bu kitabında diline ve üslubuna o kadar güvenmiş ki, inceleme boyunca anlatmaya çalıştığım gibi pek çok bölüm bu özgüvenin etkisi altında aceleye gelmiş... O yüzden Hasal Ali Toptaş'ın ilk kitaplarından birini fırsat bulursam mutlaka okumayı düşünüyorum...

    -----------------------

    Listemde daha yazacağım çok şey vardı ama zaten yeterince uzayan bir incelemeyi daha da uzatıp vaktinizi almak istemediğim için burada sonlandırıyorum...

    Her şeye rağmen bu kitap insanın zihninde hoş bir tat bırakıyor. Bende de öyle oldu. Gözüme batan detayları halının altına süpürdüğümde 2 günde biten su gibi bir kitap kaldı geriye...

    Artık üzerimdeki baskıyı da attığıma göre, Toptaş'la bundan sonraki buluşmalarımız eminim çok daha pozitif ve verimli geçecektir...

    Herkese keyifli okumalar dilerim...
  • 1. Düzenli kitap okuyan birinin sıkılması söz konusu olamaz. Evde, otobüste, metroda canınızın sıkıldığını hissettiğiniz bir anda, bir kitabın kapağını açmak sıkıntınızı gidermeye yetecektir.
    2. Vizyona girmemiş filmler hakkında, ahkâm kesebilirsiniz. Çünkü siz kitabını okumuştunuz. 3. Düzenli olarak kitap okuyan birinin kelime dağarcığı gelişecektir.
    4. Ayrıca hafızanızda her duruma uygun düşen alıntılara sahip olursunuz.
    5. Her kitap size başka hayatlar, başka insanlar, başka karakterler hakkında yeni bakış açıları kazandıracak. Böylece empati yetiniz gelişecek ve çok daha açık fikirli bir insan olacaksınız.
    6. Yapılan bilimsel araştırmalar düzenli kitap okumanın beyinde yeni nöron bağlantıları oluşturduğunu gösteriyor. Bu da sizin daha zeki bir insan olmanız demek.
    7. İyi bir okur olmak yalnızlık ile ilgili kötü düşüncelerinizi ortadan kaldıracaktır. Bilakis yalnızlığınızı sevmeye başlayacaksınız. Çünkü kitaplar varken aslında yalnız değilsinizdir...
    8. Bilgi birikiminizin derinleşecek ve genişleyecek olması en önemli faydalardan... 9. İnternet mi yok ya da daha kötüsü elektrik mi? Böyle durumlar sizin için sorun olmaktan çıkmıştır. Mum ışığında dahi kitabınızı okuyabilirsiniz.
    10. Hediye alması kolay bir insana dönüşeceksiniz. İnsanlar size kitap alacak ve siz de son derece mutlu olacaksınız.
    11. Hayatın gerçekleri ve rutini sıkıcı olabilir ancak, kitapların sizlere kurduracağı düşler çok canlı olacaktır...
    12. Kitaplar dekorasyon malzemeleri değildir fakat ben kitaplardan daha dekoratif bir nesne de düşünemiyorum. Dolayısıyla evinizi dekore etmek için başka ürünlere ihtiyaç duymayacaksınız.
    13. Kitap okumak hiç şüphe yok ki, yaratıcılığınızı arttıracaktır.
    14. İlk kez biriyle buluştunuz ve birbirinizi tanımaya çalışıyorsunuz. Karşınızdaki "kitap okumam/okumayı sevmem" derse, daha fazla zaman kaybetmeye gerek yoktur. Testi geçememiştir...
    15. Çok okumanın getirisi olarak sohbet açabileceğiniz bir dünya konu başlığı olacak. 16. Hayatınızda ne istediğinizi -veya en azından ne istemediğinizi- daha iyi biliyor olacaksınız.
    17. Kitap okurken belki evinizdeki küçük bir odadasınız. Fakat zihninizdeki hayal diyarlarında belki kıtalar aşıyor olacaksınız. Belki de zamanı...Geçmişte veya gelecekte bilinmez uygarlıkları keşfedeceksiniz.
    18. Kitap okumak sizi daha duyarlı bir birey hâline getirecektir.
    19. Düzenli kitap okumak belki de normal şartlarda tanıma imkânı bulunamayacak farklı kültürleri öğrenme fırsatı verecektir.
    20. Kitap okumak odaklanmanızı güçlendirecektir.
    21. Eğitimini aldığınız ya da çalıştığınız belirli bir alanda düzenli okumak ise size uzmanlık kazandıracaktır.
    22. Bu durum sizin daha çok para kazanmanızın da anahtarı olacaktır.
    23. Kitap okumak size hayatınızı değiştirmek konusunda yardımcı olabilir.
    24. Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki, düzenli olarak kitap okumak hafızayı güçlendiriyor.
    25. Düzenli okuma alışkanlığı sizi öz-disiplini daha güçlü biri yapacaktır.
    26. Yoğun ve yorucu bir günün ardından sevdiğiniz bir kitaptan bir pasaj ya da birkaç şiir okumak bile stresinizi azaltacaktır.
    27. Tüm bu saydıklarımız gerçekleşmese bile, kitap okumak başlı başına şahane bir şeydir. Çünkü bizatihi kitaplar şahanedir!
    Alıntıdır
  • 1. Düzenli kitap okuyan birinin sıkılması söz konusu olamaz. Evde, otobüste, metroda canınızın sıkıldığını hissettiğiniz bir anda, bir kitabın kapağını açmak sıkıntınızı gidermeye yetecektir.



    2. Vizyona girmemiş filmler hakkında, ahkâm kesebilirsiniz. Çünkü siz kitabını okumuştunuz.



    3. Düzenli olarak kitap okuyan birinin kelime dağarcığı gelişecektir.



    4. Ayrıca hafızanızda her duruma uygun düşen alıntılara sahip olursunuz.



    Tabii kitabı okumadan kimi düşünürlere/yazarlara/şâirlere atfedilen ama aslında onlara ait olmayan alıntıları da sosyal medyada paylaşmazsınız. Bu da bir fayda olarak değerlendirilebilir...

    5. Her kitap size başka hayatlar, başka insanlar, başka karakterler hakkında yeni bakış açıları kazandıracak. Böylece empati yetiniz gelişecek ve çok daha açık fikirli bir insan olacaksınız.



    6. Yapılan bilimsel araştırmalar düzenli kitap okumanın beyinde yeni nöron bağlantıları oluşturduğunu gösteriyor. Bu da sizin daha zeki bir insan olmanız demek.



    7. İyi bir okur olmak yalnızlık ile ilgili kötü düşüncelerinizi ortadan kaldıracaktır. Bilakis yalnızlığınızı sevmeye başlayacaksınız. Çünkü kitaplar varken aslında yalnız değilsinizdir...



    8. Bilgi birikiminizin derinleşecek ve genişleyecek olması en önemli faydalardan...



    9. İnternet mi yok ya da daha kötüsü elektrik mi? Böyle durumlar sizin için sorun olmaktan çıkmıştır. Mum ışığında dahi kitabınızı okuyabilirsiniz.


    10. Hediye alması kolay bir insana dönüşeceksiniz. İnsanlar size kitap alacak ve siz de son derece mutlu olacaksınız.



    11. Hayatın gerçekleri ve rutini sıkıcı olabilir ancak, kitapların sizlere kurduracağı düşler çok canlı olacaktır...



    12. Kitaplar dekorasyon malzemeleri değildir fakat ben kitaplardan daha dekoratif bir nesne de düşünemiyorum. Dolayısıyla evinizi dekore etmek için başka ürünlere ihtiyaç duymayacaksınız.



    13. Kitap okumak hiç şüphe yok ki, yaratıcılığınızı arttıracaktır.



    14. İlk kez biriyle buluştunuz ve birbirinizi tanımaya çalışıyorsunuz. Karşınızdaki "kitap okumam/okumayı sevmem" derse, daha fazla zaman kaybetmeye gerek yoktur. Testi geçememiştir...



    15. Çok okumanın getirisi olarak sohbet açabileceğiniz bir dünya konu başlığı olacak.



    16. Hayatınızda ne istediğinizi -veya en azından ne istemediğinizi- daha iyi biliyor olacaksınız.



    17. Kitap okurken belki evinizdeki küçük bir odadasınız. Fakat zihninizdeki hayal diyarlarında belki kıtalar aşıyor olacaksınız. Belki de zamanı...Geçmişte veya gelecekte bilinmez uygarlıkları keşfedeceksiniz.



    18. Kitap okumak sizi daha duyarlı bir birey hâline getirecektir.



    19. Düzenli kitap okumak belki de normal şartlarda tanıma imkânı bulunamayacak farklı kültürleri öğrenme fırsatı verecektir.



    20. Kitap okumak odaklanmanızı güçlendirecektir.



    21. Eğitimini aldığınız ya da çalıştığınız belirli bir alanda düzenli okumak ise size uzmanlık kazandıracaktır.


    22. Bu durum sizin daha çok para kazanmanızın da anahtarı olacaktır.



    23. Kitap okumak size hayatınızı değiştirmek konusunda yardımcı olabilir.


    24. Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki, düzenli olarak kitap okumak hafızayı güçlendiriyor.



    25. Düzenli okuma alışkanlığı sizi öz-disiplini daha güçlü biri yapacaktır.



    26. Yoğun ve yorucu bir günün ardından sevdiğiniz bir kitaptan bir pasaj ya da birkaç şiir okumak bile stresinizi azaltacaktır.



    27. Tüm bu saydıklarım gerçekleşmese bile, kitap okumak başlı başına şahane bir şeydir. Çünkü bizatihi kitaplar şahanedir!
  • Kitaplarla aramda sanırım şöyle bir ilişki rutini var son 3-4 yıldır:

    "12 ay tempolu oku, 3 ay mola ver, başa dön ve tekrarla."

    Bir çeşit "mental nadas" mı uyguluyorum zihnime artık, bilemedim. Sanırım daha bir verim alıyorum böyle. Her neyse.

    Son 3-4 aydır elime basılı kitap alma imkanım olamadı ama artık yeter, silkinip kendime gelme zamanıdır. 400 sayfa/hafta okuma temposuyla sahalara geri dönüyorum.
  • bi kitap okuma rutini tutturamıyorum ya ne yapsam?
  • Bir şelaleden kurtulmak istiyorsanız, hiç atlamamalısınız azizim!
    Yeni yeni Şörlak okumaya başlayacaklara uyarımız olsun hemmencecik, Şörlak okumaya bu kitap ile başlanmaz.
    Mamafih diyelim ki Şörlak hayranı olup çıktınız, kitapların hepsini olmasa da önemli bir kesimini okudunuz ve aklınıza bazı şeyler takıldı. Mesela nasıl arı yetiştirilir, nasıl ölü taklidi yapılır, nasıl kılık değiştirilir, nasıl nasıl nasıl. Şörlak'ın yaptığı bütün o belki saçma belki sapan belki gereksiz işleri öğrenmek istiyorsanız, bu minnak kitabı alın okuyun.
    Tüm bu anlatımlar yapılırken ağır spoiler yiyeceğinizi belirtmeden geçmeyelim.
    Hem de çok fazla.
    Vallahi.
    Yok sorun değil derseniz, Şörlak sevenler için okuması inanılmaz keyifli bir kitap idi.
    Tipik bir roman okuma rutini olmayacağını da belirtelim.
    Ama hani çanta da duruyo mesela, sıkılınca açıp eski dostların arasına katılıyorum gibi.
    Sevilesi.
    Canım Şörlak.