“Ölü olanlarla diri olanlar bir olmaz.” (Fatır 22) Allah, ayetleriyle dirilmemiş olanlar için “ölü” buyurdu. Her ne kadar zahiri olarak diri olsalar bile Allah onlar için “diri” demedi. Başka bir ayet-i kerimede ise “sizi diriltene davet ettiğinde hemen Allah ve resulünün davetine icabet edin (Allah’ın vahyiyle dirilin)”338 buyurdu. Allah’ın vahyiyle muhatap olmayanlar; yani vahyi dinleyip, anlayıp gerekeni yapmayanlar ölüdür. Eğer ölüyseniz Allah’ın ayetleriyle dirilin, buyurdu Allah.
İnnallâhe yusmiu men yeşâ’: “Allah mutlaka dilediği kimseye (ayetlerini) işittirir.” Biri Allah’ın rızasını isterse Allah mutlaka birilerini yahut bir şeyleri vesile edip ona ayetlerini ulaştırır, işittirir. Ve mâ ente bi musmiin men fîl kubûr:339 “Ama sen kabirdekilere (ölü olanlara) işittiremezsin.”
Evet, Allah, ayetlerini duymayan, anlamayan, ayetleri anlamak gibi bir derdi olmayan biri için “o ölüdür, ona ayetleri istediğin kadar oku yine de duymaz” buyurdu; çünkü böyle biri manevi olarak ölmüştür. Manevi olarak diri olabilmesi için iman etmiş olması gerekir. İman edecek ki Allah ile, Allah’ın sevgisiyle dirilmiş, rabbine âşık olmuş, rabbini ciddiye almış olsun. Bu yüzden iman etmeyenler ölüdür. Dolayısıyla Allah’ın ayetlerini istedikleri kadar okusunlar ya da istedikleri kadar ayetler kendilerine okunsun işitmezler. İnsan, Allah’ın ayetleri için “bunu rabbim bana söylüyor” demedikçe işitmiş olmaz.
Şimdiye kadar rabbimizin ayetlerini işitmediysek, Allah’ın ayetlerine karşı kör ve sağır davrandıysak, karanlıkta kaldıysak, ölü gibi olduysak rabbimiz bizi ayetleriyle, vahyiyle diriltsin, bizi vahyiyle nurlandırsın, vahyini bize nur yapsın, bize göz yapsın, ışık yapsın inşallah.