İlâhî kaderin tecellileri altında sakin durmak (isyan ve feryat etmemek), tek ve kahhâr olan Allah'ın hükmüne teslim olmak güzel edeptendir. Asıl iş, talep edilen şeyin verilmesi değil, kulun güzel edebe sahip olmasıdır. Güzel edep, Allah'tan gelen hükmü güzel anlamaktır. Allah senin göğsünü dua için açınca, dua et, duada sesini yükseltme. Şüphesiz kendisine dua ettiğin yüce zat, çok yakındır, senden habersiz değildir. O halde uyarık ol! O senden uzak değildir ki O'na seslenesin. Yüce Rabb'ine dua ettiğinde, istediğin şeyi verirse O'na şükret; eğer isteğini ertelerse sabret. Allah, duaya icabeti, senin isteğin şekilde değil, kendi isteği şekilde, senin istediğin vakitte değil, kendi istediği vakitte garanti etti. En doğrusunu Allah Teâlâ bilir.
Başarıyı tattığımızda bunun bizi değiştirmediğinden ve ne kadar cazip olursa olsun karakterimizin aynı kaldığından emin olmalıyız. Şansımız ne kadar yaver giderse gitsin yönümüzü mantık belirlemeli. Bu yüzden bir imparatora dönüşmediğinden emin ol. Bu görkemli lekeden uzak dur. Bu senin de başına gelebilir. O yüzden saf, sade, adalet dostu, sevecen bir aziz gibi ol ve doğru şeylerin peşini asla bırakma.
Bu satırları okuyan kişi, unutma her şey bir anda güzel olacak. Eğer sen dertlerinden hayatın sana getirdiği zorluklardan ders alabilirsen emin ol sınavı geçersin. Dünyanın geçici olduğunu bildiğin takdirde , Seni yakan durumların aslında seni pişirdiğini bilirsin.
Güzel insan, üzülme artık, ardına al bütün geçmişini, bırak geride kalsın geride kalmak isteyenler. Gelmek istemeyenlerle yola çıkmaya çalışmak, demir kütlelerle denize atlamak gibidir. Asla kurtulamazsın. Ya duyguların ölür ya da sen yaşayan bir ölü olursun. Değer mi, Seni bu kadar güzel yaratan , sana nefes alma özgürlüğü veren Yaradan' ı unutup faniye bel bağlamaya?