Bu kadar insan nasıl oluyor da aynı yere gitmek üzere anlaşıp bir araya geliyorlar, yola çıkıyorlar? Ne çabuk karar veriyorlar? Bizim karar vermemiz ne kadar uzun sürdü oysa. Bir iki kişi olsa neyse: yüzlerce binlerce kişi nasıl şaşırmadan doğru otobüslere binip istedikleri yere gidiyorlar? Neden oraya değil de şuraya gidiyorlar? Anlaşılmaz bir düzen bu. Ben nereye gideceğimi bilemiyorum mesela. Herkes sizin gibi olsaydı bu ülke şimdiye kadar kalkınmış olurdu efendimiz. Çok şeyler biliyorlar Olric, çok farklı şeyler biliyorlar. Kimi, pencerenin yanında oturmayı akıl ediyor, kimi ön tarafta yerim olsun diye diretiyor. Kimden ne zaman öğrendiler bu kadar bilgiyi? Bazısı sigara içiyor: öyle olur olmaz bir marka değil, kendi istediği sigaradan içiyor. Bazıları da, yol uzundur diye, bir sürü gazete, dergi alıyor otobüse binmeden önce. Gazete satanlar biliyorlar onların ne çeşit dergileri istediklerini; hemen koltuklarının altındaki yığından, kılıç çeker gibi çıkarıveriyorlar. Sen o dergilerin daha adını bile duymamışsın; şöyle ikiye katlayıp uzatıyorlar bir anda. Zehirlenmeden sigara içmek için ağızlıklar, saymak için tespihler satıyorlar; çakmağını dolduruyorlar, içine taş koyuyorlar. İhtiyaç sahipleri ve onlara ihtiyaçlarını temin için didinenler. Bu işler ne kadar uzak geliyor bize. Aralarındaki gizli bağı göremiyoruz. Sen tam, bu adam elindeki eşyayı kime satar, diye düşünmeye başlarken birden başka bir adam, beklenmedik bir adam elini kaldırıyor, ver bakalım bir tane, diyor. Yağmurlu havalarda ayakkabı boyacıları vapura binmiyor; herkes işini biliyor bizden başka. Ben bütün insanlara hayranım Olric.
Unutulmak her kes için sanıldığı kadar korkunç değildir; yazgısı hüzünlü kelime
lerle dolu biri, söz hakkı olsaydı muhakkak
unutulmayı seçerdi. Her anlatıldığında yarası yeniden kanayan insanın acısını, ancak
unutulmak dindirir. Unutulmak ve bir daha hiç hatırlanmamak.
Eğer geçmişte yasalar, yöntemler ve protokoller bu denli canavarca istismar edilmemiş olsaydı böyle bir devrim olmaz, devrimin intiharı anlamına gelecek intikam ateşi, herkesi rüzgar gibi savurmazdı.
Çünkü Allah bildirmemiş miydi;
“Eğer yerde, gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de (yer de gök de) bozulup gitmişti.” (Enbiya Suresi: 22) diye.
Gerçekleşenler de bu ayetin ifade ettiğinden başka bir şey değildir. Evren makinasının bir parçası, dişlisi, çarkı olan insan, makinaya uymayıp, kendi istediği gibi hareket etmeye çalıştığı sürece de hem makinayı bozacak hem de kendisini mahvedecektir. Böylelikle kendi serbest iradesinin yanlış seçimi sonucunda zulümler, baskılar, sömürüler, işkenceler, haksızlıklar, hastalıklar, felaketler, açlıklar... hayatının ayrılmaz parçası olacak.