Modern dünyada başarının her şeyi meşrulaştıran bir işlevi var. Kişi, eğer başarı merdivenlerini tırmanmışsa, oraya hangi yöntemleri kullanarak ulaştığı sorgulanmıyor. Başarının, bireye kendisini diğer insanlardan üstün görme hakkını verdiği kabul ediliyor. Benlikleri kutsamanın en önemli vasıtalarından birisi başarı. Ama neyi başarmak? İyi bir bilim insanı olmanın, hayırseverliğin veya dürüst bir yurttaş olarak kalmanın günümüz toplumunda şöhret, para ve iktidara tahvil edilebilir bir tarafı yok. Başarı, günümüz Türkiye'sinde şöhret, para ve iktidarın kapılarını açabildiği sürece anlamlı.
Bazı tıpçıların kişisel karizmaları vardır ancak tıbbın kurumsallaşması nedeniyle her tıp doktoruna eğitimini tamamladığında "ortak bir karizma" bahşedilir. Bu, genç bir tıp uzmanının karizmatik bir otoriteye sahip olduğu ve tıp pratiğine girdiği geçiş törenini simgeleyen Hipokrat Yemini ile gerçekleşir.
Zamanla tıp, yeniden geçerli, kesin ve güvenilir yöntemlere ve bilgilere güvenmeye başladı; kökenindeki metafizik çağrışımları yitirdi. Yeni doktorlar, artık yeni bir formel kolektif karizmanın sahipleri oldular. Ancak, bu karizma, ilkel şifacıların doğaüstü kişisel karizmaları temelinde gelişti ve bu nedenle sıradan insanlar yeni hekimlere saygı duymaya, onlara hürmet göstermeye ve onları mistikleştirilmeye devam etti. Bilgi, hekimlerin gücünün en önemli ve ayırt edici unsuru olmaya başladı. Ancak bu tür bir "bilgi" sıradan insanların beklentilerini karşılayamadığında hiçbir faydası olmazdı.