Yıkılıptır şu cihân sanma ki bizde düzele
Devleti çerh-î deni verdi kamu mübtezele
Şimdi Ebvâb-ı Saâdet'te gezen hep hezele
İşimiz kaldı hemân merhamet-i Lem-Yezel'e
Tilki derin bir kuyuya düşmüş çırpınıyordu. Çaresiz beklemeye başladı. Biraz sonra yukarıdan bir ses geldi. Tilki baktı, bir keçiydi:
'Dostum nasıl su bol mu aşağıda, tadı iyi mi?' diye sordu keçi.
Susamıştı.
Tilki'nin gözleri parladı:
'İn de bir bak' dedi. 'İçmeye doyamazsın!''
Keçi aşağı bir ip sallandırdı, tutunarak indi. O aşağı inerken Tilki yukarı çıkıyordu. Belli bir vakit sonra Tilki Keçi'nin bağlı olduğu ipi yukarı çekti ve afiyetle onu yedi. Keçi, Tilki'ye güvenmenin cezasını hayatıyla ödemişti.
''Davamızın yasalara uygunluğu ve bütün millet ve ulusların, insanlık hak ve hukukundan paylarını almış olduğuna inandığımız yüreklerinin, bizimle birlik ve bize daima yardımcı ve destek olduğuna güvenimiz tamdır. Başarı ümitlerimizin kalplerimizde bir an bile karamsarlığa düşmemesini sağlayacak olan, sonsuz gücümüzdür, özellikle Yüce Allah her zaman bizimledir.''
24 Nisan 1920
''Binlerce saldırı ve haksızlıklar altında inleyen ve İzmir faciası olayı karşısında kan ağlayan millet, ağlayarak Hükümetten ve İtilaf Devletleri temsilcilerinden yardım ve hak isterken, pek çok belediye başkanı ve birçok milli hakları koruma derneği, gönderdikleri telgraflarda hakkımda güvenlerini bildirerek benden bu konuda çalışma ve özveri istiyorlardı.
Yaşamımı ve kişiliğimi adadığım soylu ve ezilmiş milletimin bu haklı isteği üzerine artık benim için kutsal görev, milli iradeye uymayı her şeyin üzerinde görmekti.''
''Bu sıralarda, bütün belediye başkanlarımıza İstanbul'da İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulduğu ve her yerde derneğe iştirak edilerek İngilizlere yardım edilmesi gerektiği konusunda Said Molla imzası ile bir telgraf geldi. Bu olayla Hükümetin ilgi derecesini ölçmek için Sadrazam Ferit Paşa'dan bilgi istedim. Hiçbir cevap alamadım.
Bilinmeyen kişiler tarafından başlatılan böyle düzensiz ve çeşitli siyasi maceralara yönelik girişimlerin, büyük felaketlere sebep olacağını anlayan halk, Said Molla'nın çağrısını önemsemedi.''