• Spoiler var. Ama siz bilirsiniz.

    “Hayat efsaneyi tekrar eder! dedim, heyecanlanarak “Siz de öyle düşünmüyor musunuz?” syf. 191

    Yazmamayı düşünüyordum ama yukarıdaki sözden sonra ben de efsaneyi tekrar etmeye karar verdim. İlk defa bir efsanenin ya da kitabın yeniden yazıldığını okumuyorum. Calvino okumuştum mesela. Don Kişot yeniden yazılıyordu. Alain Robbe Grillet’in Silgiler’ini okudum. Orada da Oidipus yeniden yazılıyordu. Flaubert Madame Bovary’le yine Don Kişot’u yazmış. Orhan Pamuk da Oidipus’u yeniden yazmış. Yazar son cümlesine noktayı koyduğu anda bir metni tamamlanmış saymak çok normal olabilir. Ama böyle kitaplar bize ‘başlayan ama bitmeyen öyküler dünyasında yaşadığımızı’ gösteriyor.

    Oidipus’u hatırlamak için: #30619141

    Silgiler incelemesinde de (#31017839) şöyle iki cümle kurmuşum: “Metinlerarasılık kuramına göre, bir metin başka bir metne alıntılama, anıştırma, gönderge gibi pek çok biçimde çağrışımda bulunabilir. Silgiler kitabı metinlerarasılık bakımından incelendiğinde çok eski ve ünlü bir mitoloji hikâyesi olan Oidipus’un modern bir çeşitlemesi olarak görülebilir.” Bir inceleme tekrarlanıyor şimdi de: Kırmızı Saçlı Kadın kitabı metinlerarasılık bakımından incelendiğinde çok eski ve ünlü bir mit olan Oidipus’un modern bir çeşitlemesi olarak görülebilir. Sadece bu açıklama bile bir inceleme sayılır okur için. Çok tekrara düşmemek için sadece mekan ve romanın yapısı ile ilgili bir iki şey söyleyeceğim.

    Önce Kırmızı Saçlı Kadın’daki mekanın Oidipus’taki mekana hangi açıdan benzediğine bakalım. Thebai kentinin kuruluş hikayesinde bize yol gösterecek bir kısım var: “Bu şehrin ilk kurucusunun Kadmos olduğu söylenir. Şehri sonradan ele geçiren Amphion ve Zethos kardeşler şehri büyütmüşlerdir. Kadmos kız kardeşinin başına gelen felaketi aydınlatmak için bir rahibeye başvurur. Rahibe bunun imkânsız olduğunu bir düvenin peşinden gitmesi ve düvenin durduğu yerde bir şehir kurmasını söyler. Kadmos çaresiz buna uyar, takip eder ve düvenin durduğu yerde şehri kurmaya hazırlanır. Ama şehre su kaynağı sağlayacak kaynaklar bir ejderhanın kontrolündedir. Savaşır ve yener…” Şehre ejderhanın yenilmesiyle su geliyor. Yani meşakkatli bir iş ejderhayı yenip su kaynağını kurtarmak. Kırmızı Saçlı Kadın kitabında ise Mahmut Usta Öngören’de bir kuyu kazdırılmak için çağrılıyor. Su bulmak için çok çaba sarf ediyor(“Ertesi gün Mahmut usta hiç beklemediği kadar sert bir kaya ile karşılaşınca…”). Yani kuyudan su çıkarmak Thebai kentiyle alakalı olabilir. Ejderhadan suyu alınınca Thebai gelişip büyüyordu. Öngören’deki arazide su bulununca öyle olmadı mı? Öngören isminin de bilinçli seçildiğini düşünüyorum. Okur Oidipus mitini biliyorsa dikkatli olmalıdır, bu kitapta da neler olabileceğini ön-görmelidir, demek istemiş bence Pamuk. Okur dediğin öyle olmalı zaten sadece metni okuyup bitirmeyle kalmamalı.

    Şimdi de giriş cümlesine bakalım. “Aslında yazar olmak istiyordum. Ama anlatacağım olaylardan sonra jeoloji mühendisi ve müteahhit oldum.” Bazılarınız ne gerek var metnin yapısına şekline, ne anlatıyor onu söylesen yeter okuru olduğunuz için(Orhan Pamuk açıksözlülüğü var bende) önemsemiyorsunuz bu tür şeyleri. Kitabın giriş cümlesiyle üstkurmaca okura hissettirilir. Yani metnin yazılış süreci metnin içine konumlandırılır. Son paragrafta da şunlar yazar: “Pazartesi gene geleceğim" dedim gülümseyerek. Çantamdan çıkardığım Dante Rossetti’nin yırtılmış, yapıştırılmış kırmızı saçlı kadın resmini verdim. “Romanını yazacağını bilmek ise oğlum, çok mutlu etti beni!” dedim. “Bitince kapağına bu resmi koyar, biraz da güzel ananın gençliğini anlatırsın. Bu kadın, bak, biraz benziyor bana. Tabii romanına nasıl başlayacağını sen daha iyi bilirsin ama kitabın, benim son sahnedeki monologlarım gibi hem içten hem de bir masal gibi olmalı. Hem yaşanmış bir hikâye gibi sahici, hem de bir efsane gibi tanıdık olmalı. O zaman yalnız hâkim değil herkes anlar seni. Unutma, aslında baban da yazar olmak istemişti.” Yani şimdi Cem Bey yazar olamadı mı? Yapmayın lütfen Orhan Bey. :) Kaymak gibi üstkurmaca.

    Böyle bir romanı kim yazabilir? Elbette, ‘okura okuduğu metnin kendisinden nasıl bir okur olmasını istediğini sorduran ve kendisine adım adım gideceği yolu gösteren, nasıl ilerlediğini keşfettirmek isteyen örnek bir yazar’ yazabilir. “Harika kitapları, onlardan zevk alıp mutlu olmak için değil, bir işe yarasın diye okumayı alışkanlık edinmiş ve okuryazarların halkın geri kalanına hizmet etmesine koşullanmış fakir bir ülkede (hatırlattığım için özür dilerim) yaşadığımı sık sık hatırladığım için kitapları okura sevdirmenin kolay, ama aldatıcı bir yolunu bulurum: Bu da, işte kitapların okura öğreteceği şeylerden başlamaktır” diyen bir yazar yazabilir. Okuruna küçük postmodern oyunlar oynayan bir yazar yazabilir. Yani Orhan Pamuk yazabilir.

    Orhan Pamuk’u çok bilmiyorum daha. Sadece gördüğümü yazabilirdim. Öyle yaptım. #35053256 etkinliği kapsamında okudum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
  • Nobel ödüllü ünlü Kolombiyalı yazar tam adıyla Gabriel José de la Conciliación García Márquez, uzun zamandır okumayı düşündüğüm bir isimdi ve Kırmızı Pazartesi adlı kitabıyla öneriler üzerine giriş yapmak istedim. Evet bu yaşa geldim ancak okudum şimdi konumuz bu değil. Güney Amerika insanını sevdiğim için edebiyatlarına ilgi duymaktaydım ve kitap elime geçince büyük merakla okumaya başladım. Genel olarak bir cinayet romanı diyebileceğimiz kitap, aslında ince görüntüsüne karşı daha dolu bir içeriğe sahip. Bir cinayeti ne kadar anlatabileceğinizi düşünün, işte yazar o seviyenin üzerine çıkıyor. Gabriel García Márquez sade gibi görünen ama okudukça kendini uzatan ağdalı bir dil kullanıyor. Betimlemeleri beklenmedik yerlerden yaparak şaşırtıyor bizi. Alışık olmadığımız çevrelerde geçtiği için olaylar biraz garipsemek mümkün. Narcos izlediyseniz oradaki kenar mahalleler gibi bir ortam var ancak tek farkı denize yakın olması. Başta zor gelse de okumak alışmak kolaylaşıyor okudukça, zaten hikaye de çekiyor her sayfada sizi. Sonu başından belli olan bir kitabın perde arkasını okuyoruz. İsimler biraz sorun yaratabiliyor okurken o kimdi bu kimdi derken, sebebi alışık olmamak diyebiliriz. Belki onlar da bizim edebiyattan kitap okusalar benzer olayı yaşayabilirler. Hikayeye gelirsek; Santiago Nasar adlı bir genç Pedro ve Pablo Vicario adlı ikizler tarafından güpegündüz öldürülüyor. Kız kardeşleri olan Angela, düğününden sonra gittiği eşinin evinde bekareti bozuk olduğu ortaya çıkınca baba evine iade ediliyor. Bunun sebebi olarak Santiago Nasar görülünce kızın ağabeyleri bir nevi namus cinayeti işliyorlar. Aslında olay bu kadar gibi görünse de öncesi ve sonrası oldukça derin. Biz cinayetin perde arkasını okumanın yanında kişileri tanıyor, çevredeki insanların nasıl bir kişilik ve düşünce yapısında olduklarını görüyoruz. Yani hikaye namus düşmanı öldürüldü sonra katiller ceza aldının ötesine geçiyor. Cinayet sırasında kim ne yapıyor, ne düşünüyor hepsini öğreniyoruz. Cinayetin planlanması, uygulanışı ve sonlandırılması oldukça detaylı verilmiş. Hatta ayrıntıların çok fazla olduğunu söyleyebilirim. Çünkü kime olay sorulsa o kişi hakkında gereksiz bilgiler de veriliyor bazen. Biraz polisiye tarafı da var kitabın. Psikolojik yanı oldukça fazla diyebiliriz, çünkü bir yakını öldürülen insanın tepkilerini canlı şekilde okuyoruz. Şimdi sıradan ölüm var bir de cinayet var ikisi farklı. Normal ölüm bir süre sonra unutulur ancak cinayetin derin etkileri ve yarattığı travmalar var. Márquez işte bize bu ruh hallerini anlatmaya çalışıyor. Üçüncü dünya ülkesinde sıradan biri öldürülünce halk nasıl tepki veriyor bunu gözlemliyoruz. Namus kavramının oralarda da iki bacak arası olarak kabul edilmesi üzücü, eğitilmesi gereken çok toplum var. Horoz ibiğinin çorbası yapılıyormuş bizde çöpe atılırken. Domuz iyi ki haram değil orada yoksa açlıktan kırılırmış millet. Yemek olayını geçersek genel olarak beğendim ben kitabı. Pazartesi günü işleniyor cinayet o nedenle kitabın ismi o şekilde dememe gerek yok. Hem cinayet psikolojisi, hem o yörenin halkını gözlemlemek adına güzel bir eser bence. Umarım bu kitabı yazdı diye yazar tehdit almamıştır, keza bazı yerlerde kendi insanını olumsuz anlamda eleştiriyor. Kısacası iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu Kırmızı Pazartesi. Siz siz olun yanınıza silah alıyorsanız mermi var mı diye kontrol edin muhakkak, süs değil çünkü hayat kurtaran bir nesne.
  • SOSYOLOJİ’YE GİRİŞ
    Bu Ülke- Cemil Meriç
    Devlet - Platon
    Eric Voegelin İnsanlık draması - Bengül Güngörmez
    Siyaset Bilimi- Atilla Yayla
    Gorgias- Platon
    Sosyoloji- Anthony Giddens
    Öküzün A'sı-Barry Sanders
    Sosyolojik Düşünmek-Zygmunt Baumann
    Yasakoyucular ve Yorumcular-Zygmunt Baumann
    Akışkan Aşk- Zygmunt Bauman
    Minervanın Baykuşu-Jeffrey Abramson
    Prof.Caritat ın Şaşırtıcı Aydınlanması-Steven Lukes
    Ezeli Mağlup- Cioran
    Aşk Üzerine-Alain De Botton
    Ölümcül Kimlikler-Amin Maalouf
    Sözün Düşüşü-Jacques Ellul
    Sözlü ve Yazılı Kültür- Walter J. Ong
    Karakter Aşınması - Richard Senett
    Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Bes Şehir - Tanpınar
    Rüzgarlı Pazar- Mustafa Kutlu

    ANTROPOLOJİ
    Almuric-Robert Howard
    Göğü Delen Adam-Erich Scheurmann
    Irk. Tarih, Kültür- Claude Levi-Strauss
    Mit ve Anlam-Claude Levi-Strauss
    Sosyal ve Kültürel Antropoloji-John Monaghan
    Antropoloji Tarihi-Hylland Eriksen
    Nilüfer-Ella Cara Deloria
    Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji-Claude Levi-Strauss
    Irk Kavramını Kim İcat Etti-Robert Bernasconi
    Karanlığın Sol Eli- Ursula Le Guin
    Dilin Aynasından- Guy Deutscher
    Parçalanma- Chinua Achebe
    Hepimiz Yamyamız- Claude Levi-Strauss

    SOSYOLOJİ TARİHİ VE KLASİKLERİ
    Sosyoloji Yazıları- Max Weber
    Sosyoloji Dersleri- Emile Durkheim
    Modernite ve Kıyamet - Bengül Güngörmez
    Kaplan Sırtında Felsefe - Senail Özkan
    Modern Kültürde Çatışma- Simmel
    1844 Elyazmaları-Karl Marx
    Kölelik Yolu - Hayek
    Sosyolojik Çözümlemenin Tarihi- R. Nisbet
    Sosyolojik Düşünce Geleneği Nisbet
    Soyolojik Düşüncenin Kısa Tarihi- Alan Swingewood
    Sosyolojik Yöntemin Kuralları-Emile Durkheim
    Metot Üzerine Konuşma- Descartes
    Hakikatin Araştırılması ve Dünya ya da Işık Üzerine Deneme- Descartes
    Köylüler- Eric R. Wolf
    Örgüt Sosyolojisi - Memet Zencikıran
    Waldo Sen Neden Burada Değilsin?- İsmet Özel
    Ailenin Serencami- Ahmet Murat Aytaç
    Zanaatkar- Senett
    Palto- Nikolay Gogol
    Faust - Goethe
    Yeraltından Notlar- Dostoyevski

    EKOLOJİ SOSYOLOJİSİ
    Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi - Noam Chomsky
    Ekotopya - Ernest Callenbach
    Özgürlüğün Ekolojisi- Murray bookchin
    Ekolojik Bir Topluma Doğru- Murray Bookchin
    Ada- Aldous Huxley
    Küçük Güzeldir - E. F. Schumacher
    Sanayi Sonrası Ütopyalar - Boris Frankel

    EDEBİYAT SOSYOLOJİSİ
    Edebiyat Kuramı- Eagleton
    Edebiyat Nasıl Okunur?- Terry Eagleton
    Edebiyat ve Bilim - Aldous Huxley
    Yorum ve Aşırı Yorum-Umberto Eco
    Dilin Belirsizliği-Gökhan Y.Demir
    Metaforlar-George Lakoff
    Batı Kanonu-Harold Bloom
    Modern Bireyciliğin Mitleri- Ian Watt
    Edebiyat’a Dair- Umberto Eco
    İkinci El Zaman- Svetlana Aleksiyevic
    Borges’in Dediği Gibi- gökhan Yavuz Demir
    Anlamak İçin Yaşamak- Gökhan Yavuz Demir

    HUKUK SOSYOLOJİSİ
    Savunma Saldırıyor-Jacques Verges
    Ceza ve Adalet-Özkan Agtaş
    Marxizm ve Hukuk
    Hukuk, Özgürlük ve Ahlak - Hart
    Hukuk ve Göstergebilim-Ertuğrul Uzun
    Hukukun Büyübozumu-Kasım Akbaş
    Şiddetin Eleştirisi Üzerine-Walter Benjamin
    Okuyucu-Bernard Schilink
    Propaganda ve Toplumsal Zihin-Naom Chomsky
    Kırmızı Pazartesi- Gabriel Garcia Marquez
    Suç ve Ceza- Dostoyevski
    Dava-Franz Kafka
    Hakkıyla - Lyotard, Thebaud

    SANAT SOSYOLOJİSİ
    Sanatın İcadı-Larry Shiner
    Bir Sanat Sosyolojisi Oluşturmak-Vera Zolberg
    Bilinmeyen Şahaser- Balzac
    Frankfurt Okulunda Sanat ve Toplum- Besim Dellaloğlu
    Görme Biçimleri - John Berger
    Sanatçı İmgesinin Oluşumu-Ernst Kris ve Otto Kurz


    İLERİ METİNLER
    Masallar ve Toplumsal cinsiyet - Melek Özlem Sezer
    Heidegger Moderniteyle Hesaplaşma-Micheal E.Zimmerman
    Romantik Muamma-Besim Dellaloğlu
    Aşırlığın Peygamberleri-Allan Megill
    İnsan Bilimlerine Prolegomona- Hüsamettin Arslan
    Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü- Vilfredo Pareto
    Gün Ortasında Karanlık- Arthur Koestler
    Bir Tanpınar Fetişizmi- Besim Dellaloğlu
    Kötülüğün Sıradanlığı- Hannah Arendt
    Varolmak- Nurattin Topçu
    Mağaradakiler- Cemil Meriç
    Soyoloji Notları vve konferanslar- CEmil Meriç
    Işık Doğudan Gelir- Cemil Meriç
    Ben, Öteki ve Ötesi- İbrahim Kalın
    Sosyolojik Paradigmalar- Rudolf Ritcher
    Sivil Din- Kemal Ataman
    Din Sosyolojisine Giriş- Inger Fursath
    Elimizden Kaçıp Giden Dünya- Anthony Giddens
    Dünyayı Yaratmak ya da Küreselleşmek- Jean-luc Nancy
    Puslu Kıtalar Atlası- Ihsan Oktay Anar
    Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın- Fatmagül Berktay
    Queer Tahayyül- Sibel Yardımcı
    Harem ve Kuzenler - Germaine Tillon
    Cinselliğin Tarihi - Foucault
    Su Diyarı- Graham Swift
    İhtiyaçlar Mücadelesi - Nancy Fraser
    Kamusallığın Yapısal Dönüşümü - J. Habermas
    Ayrım - Pierre Bourdieu
    Siyasetin Dönüşümu - Chantel Mouffe


    TÜRKİYE TARİHİ
    Modernleşen Türkiyenin Tarihi-Eric Zurcher
    Türk Mektupları-Busbecq
    Osmanlı ve Modern Türkiye-Halil İnalcık
    Modern Türkiye’nin Doğuşu-Bernard Lewis
    Jöntürkler,Jönkürtler ve Muhafazakarlar-Hüsamettin Arslan

    BİLGİ VE BİLİM SOSYOLOJİSİ
    Epistemik Cemaat-Hüsamettin Arslan
    Bilimsel İhtilaflar-Mihriban Şenses
    İdeoloji-Şerif Mardin
    İdeoloji-Terry Eagleton
    1984-George Orwell
    Bilim Dedikleri-Alan Chalmers
    Kozmopolis-Don Delilo
    Teknopoli Neil Portman
    Batı Düşüncesi’nde Dönüm Noktası- Fritjof Capra
    Özgür Bir Toplumda Bilim- Paul Feyerabend
    İdeoloji ve Ütopya- Karl Mannheim
    Güneş Ülkesi- Bacon
    Yeni Atlantis- Campanella
    Ütopya- Thomas More
    Cesur Yeni Dünya- Aldous Huxley
    Dönüşüm- Franz Kafka

    İKTİSAT VE ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ
    Neoliberalizmin Kısa Tarihi-David Harvey
    İktisat Sosyolojisine Karşılaştırmalı ve Tarihsel Yaklaşımlar-Frank Dobbin
    Ekonomi ve Toplum- Max Weber
    Protestan Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu- Max Weber
    Dördüncü Sanayi Devrimi- Klaus Shwab
    Toyota Kültürü
    Kapital- Karl Marx
    İşcinin Ölümü-Michael Glawogger
    20. yy Avrupa İktisat Tarihi - Berend
    Ekonomide Hızlı Büyüme ve Balon - Brenner
    Adam Smith Pekin’de-Arrighi
    Kalkınma Reçetelerinin Gerçek Yüzü-Chang
    Prekarya -Standing
    Yeşil Paradoks - Hans Werner Sinn
    Karbon Demokrasi - Mitchell
    Türkiye’de Yeni Kapitalizm - Buğra ve Savaşkan
    Dogu Asya’nın Politik Ekonomisi - Akkemik ve Ünay
    Sıfır Noktası’nda Devrim- Silvia Federici
    Kadınların Sınıfı- Aksu Bora


    DEVRİM SOSYOLOJİSİ
    Eski rejim ve devrim - Tocqueville
    Amerika'da Demokrasi - Tocqueville
    Komünist Manifesto- Karl Marx
    Modern Dünya Sistemi - Wallerstein
    Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri- Barrington Moore
    Devletler ve Toplumsal Devrimler- Theodo Skocpol
    Devrimin Psikolojisi- Gustave Le Bon
    Devrimin Üç Yorumu- François Furet
    Yönetim Üzerine- John Locke
    Parçalanan Devrim Düşleri - Bedross Der Matossian

    FELSEFE VE PSİKOLOJİ ÜZERİNE
    İnsanın Anlam Arayışı-Viktor Emil Frankl
    Ben, Biz, Siz, Hepimiz - Nuran Hortaçsu
    Günumüzde İnsan ve İnsanlar - Çiğdem Kağitcıbaşı
    Büyük Kedi Katliamı - Robert Darnton
    Savaş Sanatı- Sun Zİ
    Avrupa Tarihinden Kesitler 1,2 - Stephen J. Lee
    Felsefe’nin Çağrısı- Nermi Uygur
    Mantık - Doğan Özlem
    Yaşam Boyu Gelişim
    Psikoloji’ye Giriş- Rod Plotnik
    Modern Psikoloji Tarihi- Duane P. Shultz
    Öğrenmenin Bilimsel Temelleri- Tevfik Alıcı
    Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı - Bilge Karasu
    Hakikatten Yoruma, İktidardan Diyaloga Felsefi Bir Serüven- Metin Becermen
    Felsefe’nin Kısa Tarihi - Ahmet Cevizci
    Bilgi Felsefesi- Ahmet Cevizci
    Felsefe’ye Giriş - Ahmet Cevizci
    Dostluk Üzerine - Fethi Gemuhluoğlu
    Varlık VE Hiçlik- Sartre