Dünyada sığınacak bir cennet bulmak uğruna,
Kaptanların, kaşiflerin, dağcıların peşinde,
Olduğu şeyi ararken hem sermayesini hem de cesaretini kaybeder.
İnsanlar, özellikle baskı altındayken, tanıdık yerlerde bulunma eğilimi gösterirler ve rastgele oradaymış gibi görünmeye çalışırken kendilerini daha çok ele verirlerdi.
Hep aynı nağmede çılgın dolaşan yaylar,
Bir yıldız kervanı gibi haftalar, aylar
Hep aynı hayalin peşinde bu yolculuk,
Hep gül yangını ve bahar sıtması ufuk ...
Tenha bir ucunda gecenin bir sır gibi
Fısıldanan adın kardeş, dost ve sevgili,
Durgun havuzların süsü ten rengi çiçek
Bir mevsim cümbüşü içinde süzülerek
Ömrün gecesinde ve kader rüzgarında
Bir ürperme olur çıplak omuzlarında ...
Çoğu kez seferde yeniçeriye at verilir, çoğu dönüşte atı satar, parayı onu on bire faize verir. Ocakta sefer zamanında İstanbul'da ihtiyar korucu (polis) adıyla kalan yeniçeriler, zamanla çok artmıştır. II. Selim (1566-1574) zamanında ancak 400 korucu İstanbul'da kalıyordu. Korucu adıyla kalanlar oda beklemez ulûfeyi bırakıp pazarda kazanç peşinde dolaşırlar. Yüksek gündelik, 24 akça verilen koruculuk eskiden yalnız sanat sahiplerine verilirdi. Şimdi, diye yazar ekler, rüşvetle yedekci adıyla İstanbul'da kalanların sayısı iki üç bini bulmuştur. Birçok yeniçeri, beylerin paşaların hizmetindedir. Donanma hizmetine verilen yeniçerilere zifci denir; yedekciler gibi onlar da bu hizmette kalmaz, ocak dışı şahısların hizmetine gider yahut esnafa katılırlar.
Sayfa 145 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu