Pisagor hayvanların öldürülmesinden nefret eder ve onları görmeye dayanamazmış. O, hayvanları öldürmenin doğal bir şey olduğunu düşünenin, insanları da kolayca öldürebileceği kanısında olacağını biliyormuş.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Pisagor ve öğrencileri sadece matematikçi ve bilim insanı değil; aynı zamanda filozof, din adamı ve siyasetçidir.
Bilim
Bu noktada şunu belirtmek önemli: Söz konusu teorem bütün zamanlar boyunca Pythagoras'ın adıyla anılacak olsa da, aslında ondan bin yıl önce Çinliler ve Babilliler tarafından kullanılmaktaydı. Ancak o kültürler, bunun bütün dik açılı üçgenler için geçerli olduğunu bilmiyorlardı. Bu teorem sınadıkları üçgenler için kesinlikle doğruydu, ama sınamadıkları bütün dik açılı üçgenler için de doğru olduğunu göstermenin bir yolunu bulamamışlardı. Pythagoras'ın bu teoremi sahiplenebilmesinin gerekçesi, onun evrensel doğruluğunu ilk kez kendisinin göstermiş olmasıydı. Ama Pythagoras, teoreminin bütün dik açılı üçgenler için doğru olduğunu nereden biliyordu? Sonsuz sayıdaki çeşit çeşit dik üçgeni tek tek sınamayı düşünemezdi. Yine de, teoreminin mutlak doğru olduğundan yüzde yüz emin olabilmişti. Onun bu güveninin nedeni, matematiksel ispat kavramında yatar. Bir matematik ispatı aramak, diğer her türlü bilim dalının topladığı bilgilerden daha mutlak bir bilgiyi aramak demektir. İspat yoluyla nihai doğruya varma arzusu, matematikçileri son 2500 yıl boyunca hep harekete geçirmiştir.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Pythagoras’ın etkisi…(Pisagor)
Pythagoras’a göre sayılar kutsaldı; matematik kullanılarak her şey ölçülebilir ve öngörülebilirdi. Pythagoras’ın etkisi ve imajı hayret vericiydi. Kurduğu okul sanki tarikattı, takipçileri onun her sözünü dinlerlerdi. O kadar ki, neleri yiyip neleri yememek gerektiğine, nasıl giyinileceğine, hatta nasıl işemek gerektiğine varıncaya kadar her şeyi kapsayan tuhaf kurallarına bile uyarlardı.
Sayfa 11 - Say Yayınları 11. Baskı·Kitabı okuyor
Alıntı
ZENOFANES: BİR PUTKIRAN ve GERÇEK BİR SAVAŞÇI...
(...) Müslümanların “Elyâviye”, Batılılarınsa “Elea” dedikleri felsefe mektebinin kurucusu Zenofanes ise, belki arkasında Pisagor kadar renkli bir hayat hikâyesi bırakmamakla birlikte, ondan daha dikkate değer bir kişiliktir. Parmenides’in hocasıdır Zenofanes… Yâni, getirdiği “vahdaniyet benzeri” düşünceyle Atina’ya sirayet eden ve Sokrat, Eflatun, Aristo gibi fikir devlerine tesir eden ana cereyanın mihrâk noktası… Ondan günümüze kalan “Tabiat ve Hicivler” isimli eserde, Zenofanes’in ateşle, suyla, havayla uğraşmadığını, doğrudan doğruya işi kökünden ele almaya davrandığını ve bir felsefe kurmaktan ziyade, bizzat felsefeye yol açan putperestliğe savaş açtığını görürüz: Hepsini tanrılara yüklediler Homeros ve Hesiodos Ne kadar ayıb ve kusur varsa insan nezdinde Çalma, zinâ etme ve birbirini aldatma. Şimdi faniler "doğduğunu" sanıyor tanrıların Ve kendileri gibi kıyafetleri, sesleri, şekilleri olduğunu Elleri olsaydı öküzlerin, atların ve arslanların Yahut insan gibi iş ve resim yapabilselerdi Atlar atlara, öküzler öküzlere, arslanlar arslanlara benzer Tanrılar tasvir ederler ve vücudlar çizerlerdi Her biri kendi şekline göre. Nasıl ki Habeşler kendi tanrılarını basık burunlu ve kara Trakyalılar gök gözlü ve kızıl saçlı sanmakta... Tek bir Tanrı vardır, bütün tanrılar ve insanlardan yüce Ne şeklen insanlara benzer, ne de fikren Mutlak fikir, mutlak görme, mutlak işitmedir O. Bu kadar berrak bir hakikat idrâkı, felsefenin harcı değildir, felsefî kargaşanın en koyu deminde felsefe (akıl) yoluyla elde edilemez; olsa olsa İlahî bir mevhibe, Rabbanî bir bağış olabilir… Dindar olmakla, Allah idrakına sahib olmak aynı şeyler değildir. Eski Mısırlılar da dindardı, Hindûlar dâ dindardır, Pisagor da öyle…
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998 Feyyaz Aksakal imzasıyla), ESKİ YUNANDA FELSEFE -II-.
Akademya Yazıları