Eski Yunan medeniyeti, bir bakıma da “İyonik” ve “Dorik” unsurların bir terkibi olarak kabul edilir. İyon üslûbu, yumuşak, korkak, ama fikir ve sanata daha yatkındır. Dor üslûbu ise, sert, savaşçı ve fikre uzaktır. Bu iki üslûb, müzikten mimarîye kadar geniş bir sahada eski Yunan medeniyetinin iki temel unsurunu teşkil etmişlerse de, özellikle Atina ve Isparta siteleri arasındaki, “Elenler’in başı” olmak kavgasında kendini göstermişlerdir.
Isparta, Yunanlılar’ın sert ve savaşçı damarlarından husûle gelmiş ve kendini “Dorlar’ın torunları” saymıştır. Hâkimiyeti çerçevesinde kalan ve “Elot” adını verdiği yerli halka kan kusturmasıyla ünlüdür. Bir zamanlar Amerika’daki zencî-kölelere yapılandan farksız, yerli halkı köylere tıkıp, toprağı ekip biçerek, Dor soyundan efendilerini beslemeye mahkûm eder. Isparta’da ırka ve askerlik sanatına düşkünlük had safhadadır; o kadar ki, neredeyse bütün Isparta devlet faaliyeti, ırkın ve askerliğin yüceltilmesi üzerinde kümeleşmiştir.
Isparta’nın tek ve en üstün kanun koyucusu olan Lykurgos’un, Milâddan Evvel 9’uncu asırda yaşadığı tahmin edilir. Romalı tarihçi Plütark’a göre Lykurgos, kanunnâmesini hazırlarken, “çok doğru ve sert olan” Girit kanunlarını örnek alıp, “lüzumsuzluklarla dolu” İyonya kanunlarından kaçınmış. Ayrıca bizzat Mısır’a giderek, askerlik uygulamalarını müşahede etmiş… Neticede ortaya çıkan Lykurgos kanunnâmesi, Isparta’yı yüzyıllarca yönetir. 20’nci yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan bütün totaliter rejimlerin, bir taraftan faşizm, bir taraftan komünizmin, Lykurgos kanunnâmesi’nden mülhem olduğu kabul edilir.
Söz konusu kanunnâmenin câri olduğu Isparta’da, devlet, vatandaşının 24 saatini nasıl geçireceğini program altına alırdı; şu saatte yatıp bu saatte kalkacağına kadar tâyin ederdi. **Vatandaşını