Ayşegül

TÜRKLER
Bunlara ekip biçmek, demir dövmek, deri tepmek zor gelmiştir de, canıyla oynamak kolay gelmiştir. Canını bedavaya veren, başkasının malına para verir mi?
Sayfa 27 - İthaki Yayınları, 12. Başım·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Vücutta en kolay işleyen aza, belki hatta çeneden de evvel, parmaklar olacaktır. Dikkat edilirse hareketten en çok nefret eden büyük sultani tembellerin bile, köşelerinde otururken ellerini birbirine kilitleyerek şehadet parmaklarıyla durmadan çark çevirdikleri görülür. Benim ud gibi yazıda gösterdiğim kabiliyetin de sebebi bu olsa gerekti.
Sayfa 22 - İnkılâp Kitabevi·Kitabı okuyor
Edebiyat
"İnsan, yedisinde neyse yetmişinde de odur!" derler.
Âmenna! Fakat yedisinde neyse on yedisinde, hatta yirmi yedisinde, pek o kadar "o" değildir de ancak kırka doğru tekrar yedisindekine benzemeye başlar. Mesela, yedisinde korkak olan çocuğa on yediye doğru bir cesaret gelir, kanı kaynar, ötede beride bazı tehlikeli atılganlıklar yaptığını görürsünüz. Fakat kırktan sonra damarlar katılaşmaya başlayınca eski korkaklık gene deliğinden burnunu gösterir. Yedide cadıdan, elli yedide hırsız veya polisten korkan insanla yirmi yedide karanlık sokaklarda ıslık çalarak dolaşan genç adam arasında -ıslığın sesi biraz titrek de çıksa- herhalde bir fark tanımak lazımdır. Yedisinde babasının eteği dibinde namaz kılan çocuk, yirmi yedisinde felsefe okurken dinsiz olur, cennet ve cehennemden gülerek bahseder. Fakat elliye doğru hava tekrar dönmeye başlar. Kitap rafında beliren damar ilacı, kuvvet ilacı vesaire şişeleriyle beraber zihninde de birtakım tereddütler, "acaba"lar uyanır. Ara sıra yapılışındaki ustalığı seyre gittiği Süleymaniye Camii'ne, birkaç yıl önce Amerikalı seyyah gibi ayağında terliklerle girdiği hâlde, şimdi kunduralarını eline alarak, çorapla girer ve Allah'a, peygambere karşı tereddütle ve mahcup bir mülâzemet-i âşıkaneye başlar. Evet, insanın hamur veya çamuru yedide neyse yetmişinde de muhakkak ki odur. Fakat gençlik dediğimiz o mukaddes kavak yelleri çağında, bu mayanın az çok kabardığını ve yirmi yaşındaki delikanlıya çocuk ve ihtiyar insandan çok farklı bir çeşni verdiğini kabul etmek lazımdır.
Sayfa 10 - İnkılâp Kitabevi·Kitabı okuyor
Romalıların ise asil ve hür kabul ettiği sadece iki meslek vardı: tarım ve askerlik. Tüm yurttaşların yaşam giderleri yasal olarak hazinece karşılandığından geçimlerini sağlayabilmek için hiçbir sordidæ artes* (meslekleri böyle adlandırıyorlardı) yapmaları gerekmiyor, bu işler yasal olarak kölelere kalıyordu. Yaşlı Brutus, halkı ayaklandırmak için tiran Tarquinius'u bilhassa özgür yurttaşları zanaatkârlara ve duvarcılara dönüştürmekle suçlamıştı.
Sayfa 48 - (Lat.) Aşağılık işler. (Ç.N.)·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Fısıh Yemeği
Mayasız Ekmek bayramının ilk günü öğrenciler İsa'nın yanına gelerek, "Fısıh yemeğini yemen için nerede hazırlık yapmamızı istersin?" diye sordular. İsa onlara, "Kente varıp o adamın evine gidin" dedi. "Ona şöyle deyin: 'Öğretmen diyor ki, zamanım yaklaştı. Fısıh bayramını, öğrencilerimle birlikte senin evinde kutlayacağım.'" Öğrenciler, İsa'nın buyruğunu yerine getirerek Fısıh yemeği için hazırlık yaptılar. Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu. "Yemek yerlerken, "Size doğrusunu söyleyeyim, sizden biri beni ele verecek" dedi. Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, "Rab, beni demek istemedin ya?" diye sormaya başladılar. O da, "Beni ele verecek olan" dedi, "elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır. İnsanoğlu, kendisi için yazılmış olduğu gibi gidiyor, ama İnsanoğlu'nu ele verenin vay haline! O adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu." O'nu ele verecek olan Yahuda, "Rabbî, yoksa beni mi demek istedin?" diye sordu. İsa ona, "Söylediğin gibidir" karşılığını verdi. Yemek sırasında İsa eline ekmek aldı, şükran duasını yapıp ekmeği böldü ve öğrencilerine verdi. "Alın, yiyin" dedi, "bu benim bedenimdir." Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, "Hepiniz bundan için" dedi. "Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır. Size şunu söyleyeyim, Babamın egemenliğinde sizinle birlikte tazesini içeceğim o güne dek, asmanın bu ürününden bir daha içmeyeceğim." Bir ilahi söyledikten sonra dışarı çıkıp Zeytin dağına doğru gittiler.
Sayfa 66 - (Mar. 14:12-26; Luk.22:7-23; Yu. 13:21-30; 1Ko. 11:23-25)·Kitabı okudu
Din