Yıldızlı gökyüzü insanı haysiyeti konusunda uyarmaktadır. Bu büyük sırrın altında insan nasıl alçaklıklar yapabilir? Nasıl akletmez? Altında insanlık tarihinin, trajedi veya komedilerin aktığı bu muhteşem sema bir uyarıcı değil midir? Şair onu şöyle görür: Ey İnsanoğlu, dikkat et Küçük yürüme Yıldızların altında. (Antun Branko Šimić, Opomena [Uyarı])
Sayfa 69
Bu biraz 21. yüzyıl şiiri... Gelecek olan zarif metropollerin şiiri. Ölmekte olan doğa üzerine bir eleji... O kalıtımsal şair hastalığı –romantizm– üzerine alaycı ve dokunaklı bir bildiri... Bir zamanlar var olan, şimdi yitirilen ve yalnızca şiir alanında da olsa bir şekilde yaşamayı sürdürmesi gereken şeyler üzerine bir büyüteç. İçinde yaşadığımız kıraç dünya çok az şiir alanı bıraktı. Ama bu kıraç dünya bile bir seraba, bir ütopyaya hatta yaşanılası güzel bir yere dönüşebilir bir şairin her şeye kadir ellerinde. Hiçbir şey o ellerden kaçamıyor gibi, en azından temkinli bir tartma olmaksızın. Her şey mükemmel bir suç gibi planlanıyor seçilmiş kurbanın yüreğine inmek için ki; bu kurban, kimi zaman yitik bir sevgilidir, düşsel bir okurdur ya da şairin kendisidir kurban ve cellat olarak. Bu mükemmel suçun uzamı ilkin şairin insan yaşamında sonra onun insan-ötesi aklında belirir şiirin o belirsiz av alanına kuyruklu bir yıldız gibi düşmek için. Ve ‘yürek yalnız bir avcıdır’ orada... Onun için darbeleri bazen ölümcül olabilir. Kireçli harcını havanında ya da geçmiş yaşantılarının laboratuarında karıştıran şair zamanımızın Dr. Mobius’udur aynı zamanda çünkü şimdi bu modern zamanlarda şiirsel bir şey bulmak için kötücül bir dehaya ihtiyaç var. Ve yüreğe, yüreğe, antik savaşların paha biçilmez yüreğine ihtiyaç var şiirin bakir ormanlarına girebilmek için ki karanlığın yüreğidir orası... yanlış kullanılmış/düşmüş/eklenmiş atılmış her sözcük intihar ya da cinayet anlamına gelebilir. Bu iyi geceye nazikçe girmeyin. Ve bunun doğru olmadığını düşünmeye başlamayın bile. Çünkü sahici bir şiirsel kafa bazı durumlarda çok tehlikeli olabilir –bu yüzden şairler dinlerden ve devletlerden kovuldu. Onlarda istenmeyen öğe kısaca güçleriydi, diğer güç mekanizmalarını rahatsız
Sayfa 44 - Edebi Şeyler
Reklam
«Bir varmış bir yokmuş. Bir şair İsmet Özel varmış. İyi şiirler yazarmış. Nasıl olmuşsa bu İsmet bir gün komünist olmuş. Derken efendim, bir komünist olarak da iyi şiirler yazmayı başarmış ve hatta böylelikle yıldızı parlamış. Gel zaman git zaman, İsmet Özel'in duyguları, düşünceleri, inançları değişmiş (masalın her varyasyonunda bu değişmenin sebepleri muhtelif) ve müslümanlığı bir hayat yolu olarak benimsemiş. Ama işe bakın ki adam iyi şiirler yazmaya devam etmiş. Eh, o erdiyse muradına, biz de çıkabiliriz kerevetine».
Alıntı
Şair dün, yaşam gözyaşları kadar boş, dedi, bugünse yaşam kahkaha kadar keyifli, diyor ve her ikisinde de haklı. Bugün, her şey sona eriyor ve sessizlikte yitip gidiyor, diyor, yarın, hiçbir şey sona ermiyor ve sonsuza dek yankılanıyor diyecek; ikisi de doğru.
Sayfa 232 - Can Yayınları
Alıntı
Benim düşüncem
Tarihimizde iz bırakmış bir şair. Mutlaka okunmalı her bir satırı ve kitabı...
Hiçbir isteğim gerçekleşmiyor,» diye düşündü. Uzun boylu olmak, ünlü şair olmak, zengin olmak ve hemen eve gidip uyumak istiyordu. İstediği hiçbir şeyi yapamıyor, istemediği her şeyi yapmak zorunda kalıyordu.
Can yayınları
Reklam
Reklam