(Tel cambazının tel üstündeki durumunu anlatır şiirdir)
Sizin alınız al, inandım.
Morunuz mor, inandım.
Tanrınız büyük, âmenna.
Şiiriniz adamakıllı şiir,
Dumanı da caba.
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum,
Kalabalık ha olmuş, ha olmamış.
Sokaklarda yitirmiş, cebimde bulmuşum.
Ama sokaklar şöyleymiş,
Ağaçlar böyleymiş,
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
Aşkım da değişebilir, gerçeklerim de.
Pırılpırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara,
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum,
Hiçbirinizle döğüşemem.
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var,
Sizin alınız al inandım,
Sizin morunuz mor inandım,
Ben tam dünyaya göre,
Ben tam kendime göre,
Ama sizin adınız ne
Elverişsizler ve gereksizler! Toplumun mezbahasında ölen sefiller, hor görülenler, unutulmuşlar. Bir fahişelik nesli - erkeklerin, kadınların, çocukların, etin ve kanın, canın ve ruhun fahişeliği; kısacası emeğin fahişeliği. Uygarlığın insan için yapabildiği buysa, vahşi ve çıplak halimizi geri verin bize. Bu makinenin ve Uçurum’un insanları olmaktansa, ıssızlığın, çöllerin, yere çöküp oturduğumuz mağaraların insanları olmak evladır.
Öyle, ama ne yapalım? Biz istediğimiz gibi ahlak üstüne konuşalım, dünya kendi yolunda yürüyor. Hamlet'in de dediği gibi, Herakles asasıyla her bir yöne saldıradursun, evlerin çatılarında kedilerin dayanılmaz patırtılar koparmalarını önleyebiliyor mu, ya da sıcak havada ağızları kayışsız koşuşan köpeklerin vurulmasını?
Sayfa 57 - Adam Yayınları Birinci Basım: Ağustos 1982, İstanbul, İngilizce'den çeviren: Murat Belge·Kitabı okudu