Giriş Yap
Neyi nasıl yapacağımızı bilseydik herkesin işi yolunda giderdi. Kiliseler kulübeler saray olur, yoksullar varsıllaşırdı. Öğüt veren kendi öğütlerini tutar mı sanıyorsun? Yirmi kişiye iyi biri nasıl olunur anlatabilirim de, o yirmi kişi arasında en iyi kişi ben olmayabilirim.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Bu kâinat, o kadar manidar ve muntazamdır ki mücessem bir kitab-ı Sübhanî ve cismanî bir Kur'an-ı Rabbanî ve müzeyyen bir saray-ı Samedanî ve muntazam bir şehr-i Rahmanî suretinde görünüyor.
Allah'tan o dönemleri görmedik!
Ege'de santim santim toprak mücadelesi verilirken... Saray emlak fermanı çıkardı. Boğaziçi kıyılarında yabancıların arazi almalarına izin verdi. Silaha, cephaneye gerek yoktu. Parayı bastıran, toprağı alıyordu!
Onun saltanatı sırasında -kendi rızasıyla gelen ve getirtilen- Asya'nın en müstesna beyinleri Semerkand'da toplanmıştı ve bu, kıtada kültür ve sanat ışığının karanlığa gömülü Avrupa'dakinden daha fazla parladığı bir zamanda oluyordu. Sonradan Şerefeddin Ali Yezdi'ye aynı adlı kitabı ilham eden, özgün Zafername'nin yazarı Nizameddin Şami, Bağdat'tan çıkıp gelmişti. Hükümdarın çevresi Fars şairlerden geçilmiyordu. Dönemin çok yönlü ve şöhretli bilginlerinden biri, ilahiyatçı, dilbilimci, hukukçu ve Kuran tefsircisi Sadeddin Mesud Taftazani oradaydı. Onun yanı sıra, Ali ibn Muhammed; tasavvuf ve mantık ilmi uzmanı Seyyid Şerif el Curcani ve Firuzabadlı ünlü lügatçi Ebu Tahrir ibn Yakub Şirazi de gelmişti. Timur, oğlu Miranşah'a kasideler yazmış olan saray şairi Lütfullah Nişaburi'ye de büyük hayranlık besliyordu. Timurname'nin yazarı Ahmed Kirmani adlı bir başka şair, Timur'la gayet teklifsiz konuşabiliyor; diğer yandan Cezeri gibi, Arap dilinin en güvenilir lügatierinden birini yazan seçkin bilginler, yüksek mevkilere getiriliyorlardı. Yüksek öğrenim kurumları, camiler, okullar ve hastaneler için ihdas edilmiş birçok vakıf ve fon vardı. Ve bu geniş akademik ve kültürel ağın ortasında Timur oturuyor ve ağını ören bir örümcek gibi ihsan dağıtıyordu.
Timurlenk, Justin MarozziSayfa 109 - Yapı Kredi Yayınları
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Her Modernleşme Medeniyet Ortaya Çıkarmaz
Örneğin bazı ülkeler Batılılaşırlar, modernleşirler ama bir türlü medeniyet üretemezler. Çünkü o ülkelerde birikimli, yerleşik bir burjuvazi yeterince yoktur. Medeniyet tarihsel öznelliğin ürünüdür. Bir sınıfın ürettikleri alınabilir, ama bizatihi kendisi alınamaz. Öznellik alınamaz, onun ürettiği nesnellikler, yani sanayisi, modası, kurumları, kıyafeti alınabilir. Batı'da medeniyetin kökeni saraydır. Ancak bazı ülkeler Batılılaşırken “saray kültürü” ilginç bir şekilde dışarıda tutulmuştur. Oysa bu tip ülkelerde en Batılı yaşam sarayda yaşanıyordu. Bu boşluğu köylülüğün doldurması kaçınılmazdır. Bugün bazı ülkelerin eski saraylarının bulunduğu büyük kentlerin ana caddelerinde görülen dernek tabelaların önemli bir bölümü, insanların geldikleri taşra yerleşimlerinin adını taşıyorsa orada medeniyet olmaz. Çünkü orada saraydan burjuvaziye medeniyet aktarımı gerçekleşmemiş demektir. Köylülük, taşralılık medeniyet değildir. Olsa olsa kültürdür. Köylülerin yoksun olduğu şey medeniyettir. Bazen medeniyet eksikliğinden en fazla muzdarip olanlar, medeniyet kavramını en çok kullananlar olabilir. Yerel medeniyet olmaz. Medeniyet tüm dünyaya önerilebilir bir içeriğe sahip olan şeydir.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.27.30