Bu sembolizm, uzayın altı yönünün merkezinde bulunan "Kutsal Saray"dan ya da "İçsel Saray"dan söz eden İbrani Kabalası'nda da vardır. Tanrı Yehova'nın isminin üç harfi bu altı yöne göre altılı permütasyonlarıyla, Tanrı'nın dünyadaki içkinliğini, yani Logos'un her şeyin merkezindeki sınırı belirsiz yayılımların yalnızca genişleme ya da gelişme olan ilk başlangıçtaki noktadaki tezahürünü gösterirler: "Tohu'dan (boşluktan) bir şey oluşturdu ve olmayanı var etti. Kavranılamaz esîrden büyük kolonlar traş ederek meydana getirdi. Düşündü ve Kelam (Memra) her nesneyi ve her şeyi onun Bir İsmi'nden üretti."
Sayfa 29 - Bu isim dört harften oluşur (ye, he, vav, he) ancak "be" iki kez yinelenmiştir. / Sefer Yetsira, IV, 5.
«- Bütün zaman ve mekânın Peygamberi, zaman ölçüsüyle sonuncuyken, O'nun her şeyden ve herkesten evvel nebîlikle sıfatlandırılmış olması, takdir bakımındandır; icap bakımından değil... Zira, kimse dünyaya gelmedikçe mahlûk ve mevcut olmaz. Böyleyken, O, Allah'ın takdirinde bütün Peygamberlerin başı, vücuttaysa sonudur. Nasıl ki, saray bina etmek isteyen mimar, yapıyı daha evvel kafasında çizgilendirir ve sonra onu dilediğı vakit dış âleme ve maddeye aksettirir. Allah'ın Sevgilisine ait nebîlik kıdemi de böyledir ve takdir yönündendir.»
Sayfa 22 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bilmiyorlardı…
Çoktandır saray politikalarını eleştiren gazeteleri görmüyordu. Güneşli bir Mayıs gününde Başıbüyük köyünden Hikmet isimli bir kadının bahçesinde çalışırken yanına yaklaşan hint kökenli bir İngiliz askeri tarafından boğazı sıkılıp tecavüz edildiğinden, sonra da başının taşla ezildiğinden habersizdi. Ya da vergi memuru Süleyman Efendi’nin Kadıköy’de elleri bağlandıktan sonra gözü önünde ailesine tecavüz edildiğini de duymamıştır. İki Fransız askerinin bir rum kızını, garson olarak çalıştığı Beyoğlu’ndaki gazinodan kaçırıp görev yaptıkları gemiye götürüp tecavüz ettikten sonra denize attıklarını da bilmiyordu. Hırsızlıklar, çıkarılan yangınlar, Osmanlı Sancağının görüldüğü yerde yırttılarak çiğnenmesi artık sıradanlaşmıştı. 
Sayfa 115 - Doğan Kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa bir daha bitiştirmek zordur.
Nitekim saray havası da herkes için solunabilir değildir.
Zira nasıl ki balıklar suda, kuşlar havada, köstebek toprağın altında rahatsa, her insan da sadece kendine uygun atmosferde rahat eder.
Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa bir daha bitiştirmek zordur.
Sayfa 41·Kitabı okuyor