Böyle bir gergefin eşiğinde “geri dönmeyeceğim" diye verdiğim söze tutundum sıkıca. Terk makamına sarıldım bırakmamacasına. Yola çıkmanın tılsımına kapıldım bilerek. Göklerden yüreğime esip gelen rüzgârın yegâne sahibinin kararına bıraktım bütün irademi. Gemileri yakmıştım bir kere. “Şöhretin, şatafat ve bütün dünyalık arzuların uzağında yalnız sana geleceğim, bir tek seni seveceğim ve sadece sana yöneleceğim" diye Rabbimle ahitleşmiştim. Dönüşü olmayan bir yola girdiğimin farkındaydım. Bu yüzden hüzün, deli dalgalar gibi yüreğime yüreğime vururken hiç tereddüt göstermeden atımı mahmuzladım.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Roman
Ah İstanbul
Para demekti İstanbul, aşk demekti, şehvet ve şatafat demekti. Bu şehre ne zaman gelirse gelsin, kendisini adeta bir sığıntı gibi hissediyor ve çabucak kaçmak istiyordu. Bu şehirde yaşamak için köklerinden, evinden barkından kopmak, buraya ait olmak, nereden geldiğini unutmak, bambaşka biri olmak gerekiyordu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dışarıdan bir şeyler kazanabilmek için içeriden bir şeyler yitirmek, yani şan şöhret, mevki, şatafat, unvan, şeref uğruna huzurunu, boş zamanını ve bağımsızlığını bütünüyle ya da önemli ölçüde feda etmek büyük bir budalalıktır.
Felsefe
Gerçekten de şatafat düşkünlüğü, kıskançlık, cimrilik, sarhoşluk ve benzer başka kusurlar ne çok belaya neden olur. Ama yine de onlara katlanılır. Çünkü gerçekten birer kusur olmalarına rağmen, yasal buyruklarla yasaklanmaları mümkün değildir. - Spinoza -
Sayfa 87·Kitabı okudu
Sonra şatafat, gösteriş aldı başını götürdü!
Evlilik hakkında: "Bunu Tanrı koymadı, in­sanlar koydu. Eskiden bir erkekle bir kadın birbirlerine söz veriyor­lardı, bu da yetiyordu; sonra bu insan icadı ortaya çıktı."
Pdf
Herkes görmek istediğini görüyor hayatta. Yolda yürürken dilenenleri görmezler, çile çekeni dost bilmezler. Neşeden çok gam verene yaren demezler, gülerken iyiler de ağlayanı sevmezler. Şatafat peşine giderler de zarafete prim vermezler, gerçeğe düş derler de düşleri gerçek etmezler. Sevapları anlatıp dururlar da günahları bir kenara not etmezler. Seni, beni, başkalarını değil sadece kendilerini bilirler. Bu nasıl bir gözlüktür? Ki her manzara ufka gider de bunlar döner yine aynaları görür.
Sayfa 47 - CAN YAYINLARI·Kitabı okudu