• Viktor Hugo Fransa’nın Dostoyevski’si diyebilirim ... Sefiller’i okurken anladım... hikayeyi okurken konu ile alakasız bir an da kendinizi 70 sayfa anlatılan Waterloo savaşının içinde buluyorsunuz, hikaye kaldığı yerden devam ederken tekrar bir anda kendinizi 60 sayfa manastırların tarihçesini okurken buluyorsunuz... zor ve yorucu bir serüven.. yine de bağımlılık yaratıyor, bu adam bunları ne anlattı şimdi diyorsunuz; bir bakmışsınız hikaye, bu “alakasız” görünen uzun ayrıntılarla anlatılan olaylara bağlanıyor.. vay be diyorsunuz.. şimdi oturdu yerine.. bu arada bu “işkenceye” katlanmanız gerekiyor :) hayran kaldım..
  • 1207 syf.
    ·25 günde·Beğendi·10/10
    Ve sonunda #sefiller i #nesrinaltınova nın aslından çevirisiyle bitirdim. Bu muazzam esere nasıl bir inceleme yazılabilir ki diyerek te geçtim klavyemin başına.

    Bu eseri okuyup üstüne bir şey yazabilmek gerçekten çok zor ama yine de ben üç beş satır karalamaya çalışacağım.

    Bir kere şunu belirtmeliyim ki kitabın özet halini değil de aslından okumak gerekiyor. Her ne kadar bazı bölümlerde ana konudan kopsa da o kopulan yerlerde de ben eminim ki bize kattığı çok şey var. Bu yüzden sadece özetini değil #victorhugo nun bize anlatmak istediği her şeyi okumak gerekiyor diye düşünüyorum.

    "Bence, ne yapılsa da iki insanın hakkı ödenmez. Bunlar: öğretmen ve annedir."

    "14 yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur."

    "Her top atışı altı franktan hesaplanırsa günde dokuz yüz bin frank, yılda üç yüz milyon duman olup gidiyor. Bu sadece bir ayrıntı. Bu arada yoksullar açlıktan ölüyorlar."

    "Zevk almak, ne içler acısı bir amaç, ne zavallı bir tutku! Hayvan zevk alır. Düşünmek, işte ruhun gerçek tutkusu."

    "Fırından ekmek alacak parası bulunmamaktan daha acı bir şey vardır ki, o da, eczaneden hastası için ilaç alacak parası olmamaktır."

    Bu kitap Victor Hugo'nun üçleme serisinin ikinci kitabı ve en popüler olanıdır. Neden en popüleri olduğunu okuyunca anlıyor insan... İlki Notre Dame de Paris üçüncüsü ise Deniz İşçileri'dir. Bu kitapla birlikte son iki kitabını okumuş oluyorum. #notredamedeparis i ne zaman okurum şuan bilmiyorum. Victor Hugo'ya biraz ara vermem gerekiyor.

    Herkese keyifli okumalar...
  • 1216 syf.
    ·9 günde·Beğendi·10/10
    Okuma alışkanlığı kazanmama vesile olan bu kitaba inceleme yapmayı, bir borç değil de bir görev bilirim.

    2017 yılıydı. Her sene çıkan John Flanagan'ın kitaplarını okumak dışında kitap okumakla uzaktan yakından hiçbir alakam yoktu. Kardeşim vizyona giren bir korku filmi olduğunu söyledi ve benim de gelmem için ısrar etti. Uyarlama filmin adı ''O'' ve kitabın yazarı ise Stephen King... Stephen King ismini çok fazla duyuyordum; malum Yeşil Yol, Esaretin Bedeli, Medyum, Mahşer, Hayvan Mezarlığı gibi kitapları yazan adam olması ve bu kitapların çoğunun filme veya diziye uyarlanmasından dolayı aklımda yer etmiş. Merak ettim ve ''tamam, arkadaşları da alıp geliyorum'' dedim. Vardık salona bizimkiler bana en köşedeki yeri ayarladı. Sinema ve film çok izlemediğimden ilk başta sebebini anlayamadım ama 5 dakika sonra film başlayınca oturduğum yerin hoparlörün hemen altı olduğunu çok acı bir şekilde anladım. Tabi bunun yanı sıra filmin korku-gerilim türünden kaynaklı olmasından dolayı önümde ve arkamda da sevgililer vardı da o konulara girmiyorum, sonra inanılmaz düzeyde konudan sapıyorum.

    Film başladı ve ben nedense Pennywise'a karşı inanılmaz düzeyde bir samimiyet duydum. Neden bilmiyorum, oldum olası palyaçolardan nefret etmişimdir ve Pennywise sayesinde bu nefret kat kat arttı; ama Pennywise'a karşı nefretten doğan bir sempati duydum. Filmin konusu da fena olmayınca ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gitti ve 2019 yılında çıkacak olan devam filmine kadar kitabı okuma kararı aldım.

    Yanlışlıkla aldığım en güzel karardır diyebilirim. Bir yerden kitap okumaya başladığınız an bahaneler çerçevesinde bu durum git gide ilerliyor; ama bu bahaneler sizi olumlu yönde ilerletiyor, nasıl mı ?

    Aklımda sadece bu kitabı okumak vardı. Yakınlardaki bütün kitapçılara gittim ve öncelikle kitap var mı diye aradım durdum. Tabi ki bulamadım ve bende sipariş ettim. Tam sipariş ettiğim gün 6 yıldır hiçbir sıkıntı olmadan site içinde duran ''O''nun temin edilememe durumu oldu maalesef ki, bende gittim kitapçı da çalışan abilerden birine kitabı getirtmeleri rica ettim. Kitap geldi ve geldiği gibi arkadaşın teki benden önce almış. Kafayı sıyırmak üzereydim artık. Yeniden getirmeleri için rica ettim ve 2 gün sonra tekrardan gittim. Bu sefer de ciltsiz versiyonu kalmamış. ''Abi tamam, hangi versiyonu varsa ondan istiyorum ve rica ederim kitap geldiğinde gerekirse kimsenin almaması için Fizik kitaplarının arasına saklayın, lütfen benim için çok önemli''. Kitabın temin edilmesi biraz uzun sürdüğünden ve ''O'' çok uzun bir kitap olduğundan gelirken rastgele bir King kitabı aldım: Hayvan Mezarlığı. Bana kalırsa çok çok güzel bir kitaptı ve yazarın diline aşina olmamı sağladı.

    Her neyse kitabım sonunda geldi ve okumaya başladım. 1200 sayfa... Çok uzun duruyor sanki ? Ama göründüğü gibi değil... Ne zaman çocuklar bir araya geldi, Pennywise tatliş tatliş çocukları korkutmaya başladı kitap benim için efsaneleşti. Mükemmel bir kurgu; özellikle birçok insanın sevmediği ve gerçek hayatta sevenlerin onda ne bulduğuna anlam getiremediği palyaço fikrini korku unsuru olarak seçmek ve buna karşılık, Derry'de ''Kaybedenler'' isimli 7 çocuktan oluşan ve her birinin belli bir sembolü ifade ettiği çocukların (kekeme, şişko, zenci, yahudi, gözlüklü, astım hastası ve 7 kişilik gruptaki tek kız olan Beverly) arkadaşlıklarını kullanarak ''O'' isimli isimsiz şahsa karşı mücadele etmeleri beni derinden etkiledi. O kadar etkiledi ki, balık hafızalı olmama rağmen hala çoğu yeri hatırlıyorum ve ara ara dönüp baktığımda büyük bir tebessümle ayrılıyorum.

    ''O'' dan sonra Sefiller, Beyaz Diş, Suç Ve Ceza, Anna Kararina ve Yüzüklerin Efendisi gibi hayatımda büyük bir yer etmiş olan kitapları da okuduktan sonra tam bir kitap kurdu oldum ve o gün bugündür, her geçen gün daha da tat alarak okumaya devam ediyorum.

    Bana bu alışkanlığı kazanmama vesile olan dostum King'e, Pennywise'a ve kaybedenler grubundaki bütün kankilerime teşekkür ediyorum.